OBB ENVERRR
  • DOLAR5,3343
    % 0,27
  • EURO6,0986
    % 0,31
  • ALTIN209,5152
    % 0,71
  • BIST 10093.616,45
    % 0,34
HABER ARAMA
müstesna
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
Rent a car
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
FINDIK BORSASI
17 Kasım 2018 Cumartesi
Fındık Fiyatı


12.00TL
SON DAKİKA HABERLER
21 Kasım 2016 Pazartesi Saat: 07:59

“TÜRKİYE’DE ŞU ANDA YÖNETİM YOK”

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI SEYİT TORUN, ÇOK İDDİALI KONUŞTU;
“TÜRKİYE’DE ŞU ANDA YÖNETİM YOK”

HAFTANIN RÖPORTAJI

Gazetemiz editörü Şafak Deliçakar, haftanın ve yılın röportajına Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Ordu Milletvekili Seyit Torun ile birlikte damgasını vurdu.

15 Temmuz FETÖ/PYD darbe girişiminin ardından Ordu’da bugüne kadar gündeme getirilemeyen sorulara ve Ordu’nun sorunlarına değinilen röportajda milletvekili Seyit Torun çok önemli açıklamalarda bulundu.

İşte günlerdir beklenen Deliçakar ile Torun arasında gerçekleşen röportaj ise şu şekilde kaydedildi:

Şafak DELİÇAKAR: Sayın Torun, gazetemizin her hafta hazırlayıp, okuyucularına ve kanuoyuna sunduğu haftanın röportajı sayfamıza konuk olduğunuz için teşekkür ediyor, hoş geldiniz diyorum.

İlk soruma malum 15 Temmuz 2016 yılında yaşanan FETÖ/PYD darbe girişimi süreci ile başlamak istiyorum. Bildiğiniz gibi kamu da, STK’larda ve her alanda operasyonlar sürüyor. Ordu’da da varlıkları bilinen FETÖ cemaat evlerinin kapatılıp kapatılmadığı konusunda her hangi bir açıklama bugüne kadar gelmedi.

Bu ve bunlara benzer evlerin kapatılması konusunda mecliste bir soru önergesi sunmayı düşünüyormusunuz? Birde kapanan cemaat öğrenci yurtlarının ardından ilimiz de oluşan yurt sorunları hakkında neler diyeceksiniz? Bildiğiniz üzere hükümet şimdilik öğrenci yurt sorunlarını Diyanet üzerinden çözmeye çalışıyor. Bu konuda ki düşünceleriniz nelerdir?

“BUNLAR ÖYLE BİR CADI AVI BAŞLATTI Kİ”

Seyit TORUN: Bunlar öyle bir cadı avı başlattı ki, böyle bir unsurun olabileceğini düşünemiyorum. Böyle bir iddia da var ise bunun araştırılması gerekiyor. Biliyorsunuz bunlar aslında bu tür olaylara bulaşmamış insanları bile şu veya bu şekilde ihraç ettiler, tutukladılar, belli bir işlem yaptılar. Ama bu tür evler hala var ise mutlaka değerlendirilmeli, tabi biz istihbaratçı değiliz, bilemeyiz. Emniyet bunun üzerine gidecek, sorumluluğunu yerine getirecek. Biz bir siyasi partiyiz, böyle bir bilgi var ise üzerine de gidilmiyorsa, biz o zaman gerekli değerlendirmeleri, gerekli eleştirileri, gerekli kamuoyunu yaparız.

KAPANAN CEMAAT ÖĞRENCİ YURTLARI VE YURT SORUNLARI

Öğrenci yurt sorunlarına gelince, bu konu zaten parti programlarımızda var. Yani biz bir yılda Türkiye’de yurt problemini çözeceğimizi iddia ediyoruz. Bunu rakamlarla da açıklıyoruz. Bu çözülebilir, eğer siz o yavrularımızı, çocuklarımızı, cemaattir, tarikattır, şudur, budur, bunların eline teslim ederseniz, işte bugünkü yaşadığınız travmaları yaşarsınız. Devlet eğer çocuğuna sahip çıkamıyorsa, onun barınma problemini halledemiyorsa, neyi tartışıyoruz biz. Ondan sonra o cemaat olsun, bu cemaat olsun diye yarın yine bu hatayla devam edeceklerse, aynı yer bunu daha yakında yaşadık. Bunun travmasını, olumsuzluklarını gördük.

Burada yapılması gereken ne diyanetti, ne tarikattı, ne şu, ne bu, aslında devletin çocuklarımıza eğitim-öğretimde fırsat eşitliği yaratması ve barınma ihtiyacını gidermesi gerekir. Bu da mümkün, aslında elinde bunu yapabilecek imkanlarda var. Ama nedense o boşluğu, o alanları ne olduğunu bilmediğimiz, yarın bize nasıl bir tehlikeyle karşımıza geleceğini bilmediğimiz unsurlara teslim ediyoruz ve sonra da diyoruz ki, niye bu aşamaya geldi. Şimdi darbe darbe diyoruz. Türkiye’yi darbeye taşıyan süreci kim yarattı? Bu ortama kim getirdi? Yani darbe kendiliğinden bir anda mı geldi?

“BU HATADAN VAZGEÇİLMELİ”

Bunun 14 yıldır hükümette olan AKP, darbe sürecine gelene kadar kim besledi o darbecileri? Kim göreve getirdi? Kim onlara ortam sağladı? Bugünde şimdi bir tarikattan, bir cemaatten, bir şeyden kurtulduk. Şimdi başkalarıyla karşı karşıyayız. Örneğin Sağlık Bakanlığını müezzinciler işgal etmiş, bunların öbür tarafını öbür tarikatçılar işgal etmiş, yarın bunlar güçlenince tekrar devlete, etkili ve yetkili yerlere sızıp girince aynı şeyi yapmayacağı ne malum.

Bu hatadan vazgeçilmeli, bu yanlıştan vazgeçilmeli. İnsan bence iki kere hata yapmaz. Ama tabi bunlar alışmış, ben kandırıldım, ben aldatıldım, ben yanıldım, hep Allah’a havale ederek, başka yerlere de suçlu olarak hep alışmışlar. Maalesef bedelini de bize ödettiriyorlar. Sonuçta acısını biz çekiyoruz. Bedelini de hep beraber ödüyoruz.

“SAĞLIK SİSTEMLERİ DE DİĞER SİSTEMLER GİBİ ÇÖKMÜŞ”

Şafak DELİÇAKAR: Ordu’da sağlık sorunlarına da sizinle birlikte dikkat çekmek istiyorum. Hastanelerimizin fiziki yetersizliği bu konuda bir arpa boyu kadar mesafe dahi kat edilememesi ve doktor ihtiyaçlarının karşılanamaması konularını araştırıyor musunuz? Bu alanda ki gözlemleriniz nelerdir?

Seyit Torun: Sağlık sistemleri de diğer sistemler gibi çökmüştür. Düşündükleri bir sağlık sistemi vardı, bu anlamda da bir iyileştirme söz konusuydu, ama şu anda durum tamamen tersine döndü. Maalesef sağlık hem paralı, hem pahalı, hem de ulaşılamaz hale geldi.  Bugün Aybastı, Mesudiye ve Gürgentepe ilçemizde bir çok ilçemizde şu anda ciddi sorunlar var. Hastanelerin fiziksel yetersizlikleri var. Doktor eksiklikleri var. Bu yıllardır konuşuluyor, dile getiriliyor ama hala bir çözüm üretilemedi.

“TÜRKİYE’DE ŞU ANDA YÖNETİM YOK”

Ordu merkezde kangrene dönmüş, yılan hikayesine dönmüş bir yeni hastane projesi var. İhalesi yapıldı, iptal oldu, şu oldu, bu oldu, ama hala somut önümüzde ya biz şu kadar bütçe ayırdık, bu kadarını da ihale ettik, şu kadar sürede de yapılacak diye maalesef kimse bir şey söylemiyor. Artık bu yapı bitmiştir. Bu yapının bu ülkeyi yönetecek hali kalmamıştır. Türkiye’de zaten şu anda yönetim yoktur. Türkiye’yi en basit veya kendi haline bile bıraksanız, bundan daha iyi bir süreç olur.

ATAMASI YAPILIPDA ORDUYA GELMEYEN DOKTORLAR

Ataması yapılıp da gelmeyen doktorların sorunu da bizim sorunumuz değil. O iktidar partisinin sorunu, onlar getirecek. Yani teşvik edecek, zorunlu hale getirecek, kararı alacak olan onlar. Yetki onlarda, sonuçta şikayet etme hakları da yok. Yani gelmiyor demek bir mazeret değil. Sonuçta bunun belli yolları var. Bu yolları deneyebilecek, o doktorları burada tutmanın, bir şekilde görev yapmasının kalıcılığını da onlar sağlayacak.

ÖĞRETMEN VE EĞİTİM ÇALIŞANLARININ ATANMASI VE AÇIĞA ALINMASI

Şafak DELİAÇAKAR: Türkiye genelinde eğitimde ki başarı seviyesi sıralamamızı biliyorsunuz. 59-60ncı sıralardayız. Buna rağmen son haftalarda hükümet yanlısı sendika ile il milli eğitim müdürlüğünün uygulamaları hakkında muazzam bir kutuplaşma ve zıtlaşma yaşanmaya başlandı. Öğretmen ve eğitim çalışanları atamaları veya açığa alınması konularını da nasıl değinmek istersiniz?

Seyit TORUN: Burada demek ki bir menfaat çatışması var. Burada düşünülmesi gereken olay acaba Türkiye’de üniversiteye öğrenci yerleştirmede veya TEOG sınavlarında niye 60’lardayız. Bunun sorgulanması lazım. Eğitimde Türkiye’de iller arasında ki sıralamamız niye bu kadar düşük? Niye buralardayız? Bunun düşünülmesi lazım. İlk sıralarda olmamızın çabası içinde olmamız lazım ama burada görülüyor ki, eğitimle uğraşması gerekenler, başka şeylerle uğraşıyorlar.

Zamanlarını, enerjilerini başka şeylerde harcıyorlar, ama olan Ordumuza oluyor. Sonuçta kaybeden biz oluyoruz. Burada şunu da söylemek lazım. Hep geçmişte belli mazeretlerin arkasına sığınıldı. Başka gerekçelerle bunlar ifade edildi. Ama görülüyor ki, bir bütünlük olmadan, liyakata göre ve eğitimin bugünkü bulunduğu seviye onlara göre şekilleniyor demektir.

“TURİZM BÜTÜN KESİMLERE HİTAP ETMELİ”

Şafak DELİÇAKAR: Arap Turizmi, yerli turizm, Ordu’da ki turizm işletmelerine karşı tavır ve tutumlar, genelde bakıldığında Ordu Turizmini nasıl görüyorsunuz? Ordu bu alanda vitrinlere oynamaktan bıktı. Size göre Ordu’da turizmin adı ne? Bu alanda  nereye gidiyoruz?

Seyit TORUN: Her noktada ve her zaman söylediğim gibi plansız gelişen bir yapının sürdürülebilirliği yoktur. Bu tarımda, sağlıkta, eğitimde böyledir, turizmde de böyledir. Şu anda bu işler plansız ve programsız yapılıyor. Yani sadece Arap turizmi diyerek bir modayı ifade ediyorsunuz. Bu moda gelip geçici olabilir. Bunun sürdürülebilir olması lazım. Yani 12 aya yayılacak, 12 ay boyunca bir şekilde cazibe merkezi olabilecek bir turizm destinasyonu yaratmak lazım. Yani sadece Arap turistlere, Arap konuklara yönelik yaparsanız, o moda bir gün geçer, her şey yerinizde kalır.

Bunun planlamasını yapmanız lazım. Bu bölgeyi cazibe merkezi yapabilmek için elinizde ki avantajları öne çıkararak mutlaka onun sürdürülebilirliğini kılmanız lazım. Şu bir gerçek ki, turizm demek her gelen insanı mutlu olarak buradan memnun olarak ayrılması demektir. Bunun içerisinde Arap’ı da olur, yabancısı da olur, İngiliz’i, Rus’u, Türk’ü de olur, yerlisi, yabancısı da olur, hepsi olur.

Siz ayrıştırarak ben burada şunu yasakladım, şurada şunu yasakladım, ben burada şunu yapmam, şurada şunu yapmam derseniz o zaman turizmden bir şey beklemeyeceksiniz. Turizm var demeyeceksiniz. Turizm bütün kesimlere hitap eden, bütün konukların memnun olabileceği bir yapıdır.

Şafak DELİÇAKAR: Sonuç itibarıyla buradan iktidara ve Ordululara son olarak neler söylemek istersiniz?

Seyit TORUN: Ordu’yu çok seviyor ve Ordu’ya da hizmet etmek istiyoruz. Görüyoruz ki Ordu’nun sorunları hep geçiştirilerek çözüm bekliyor. Sadece ceklerle, caklarla süreç ilerliyor. Ama geldiğimiz yerden şöyle bir bakıyorum çok da fazla bir süredir bir şey değişmemiş. Bugün her türlü yetkininde, her türlü imkanında elinde, davulda onda, tokmak da onda, çalanda o, söyleyen de o, neyi mazeret gösterecekler? Yani çözüm bekleyen bu sorunların çözülememesi gibi, ne gibi bir açıklamaları var? Çok merak ediyorum. Ne gibi bir açıklamaları var?   

Şafak DELİÇAKAR: Sayın Torun, siyasette her dönem çıtayı daha da yükselten ve hemşerimiz olmanız nedeniyle göğsümüzü kabartan çalışmalarla örnek olmaya devam ediyorsunuz. Bu noktada başarılarınızın sürekliliğini temenni ediyoruz. Gazetemizin haftanın röportajı sayfasına konuk olduğunuz ve verdiğiniz bilgiler için şahsım ve okurlarımız adına bir kez daha teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyor, Türk siyasetinde ve Mecliste ki çalışmalarınız da başarılarınızın devamını diliyorum.

Seyit TORUN: Sayın Deliçakar, bende her zaman güven duyduğum ve millet, ülke ve vatan uğruna başka hiçbir menfaat gözetmeden kullandığınız kaleme ve 12. Yılında bugün internet aracılığı ile 5 kıtaya da ulaşma fırsatını yakalayan ilimizin güzide, istikrarlı ve günlük gazetesi olan Ordu Yeni Haber Gazetesi ailesine ve tüm okurlarına konuk olmaktan hayli müşerref oldum. Bütün camianıza ve tüm okurlarınıza saygı, sevgi ve hürmetlerimi arz ediyor, sizinde başarılarınızın daim olmasını diliyorum.

Anahtar Kelimeler : “TÜRKİYE’DE, ŞU, ANDA, YÖNETİM, YOK”

Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler

 

Ordu Yeni Haber Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız