ULAŞIMDA Kİ ŞİDDET!

Şafak DELİÇAKAR2018-08-09 08:54:05

Son günlerde metropol şehirlerinin yanı sıra ülkemizin dört bir yanında toplum ulaşım araçlarında meydana gelen şiddet olayları ne oluyoruz dedirttirmeye başladı. Yaşlıya yer verene dayak atan mı dersin, otobüse binen simit satıcısı çocuğu kemerle döven mi dersin, engellilere sözlü ve fiziksel şiddet uygulamaları mı dersin, memleket gücü yeten yetene olmuş çıkmış.

Önceleri şehirlerarası ulaşımlarda otobüs muavinlerinin uyuyan bayan yolcuların yanlarına oturarak veya arka koltuğa geçip taciz eylemlerine de tanık olduğumuz Türkiye’de şimdide sözlü ve fiziksel şiddet olaylarına tanık olmaya başladık.

Bazı olaylarda sürücü veya muavin hatası var mı? Yok mu? Diye baktığımızda, haklı şiddete ve tacize uğrayanın, haksızın da taciz ve şiddet eylemini yapanlarda olduğunu gözlemliyoruz. Yani suçun adresi yok. Yerine göre yolcuda suç işliyor, şoför ve muavinde suç işliyor. Toplumumuzda artık başımıza nerede, ne zaman, nasıl, neden, niçin, kim başımıza bir çorap örecek? Endişeyle yaşayıp gidiyoruz.

Endişeli ve tedirgin bir vatandaş olmak istemiyoruz. Konuşma kültürümüzü, sosyal yaşam adabımızı, sosyal yaşam içerisinde ortak paylaşım değerlerimizi ortak akıl ile kullanma kültürümüzü değiştiremediğimiz sürece bu korku, panik, endişe alıp başını kaygı ile gidecektir.

Bu saydığım 5N 1K’da çözüm ne derseniz çözüm belli değil mi? Yerel yönetimlerin, Kamu Kurumlarının, gerekirse Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK), taşın altına el değil bir an önce gövdelerini koymaları gerekmiyor mu? İşte çözüm bunlarda.

Git gide ruh hali bozulan, kimyası değişen, şiddeti, tacizi, tecavüzü, cinayetleri marifet sayan insanları ne kadar ayıklayabiliriz? Ne kadarını topluma kazandırabiliriz? Ayıkla pirincin taşını demekle kendimizi bir kenara çekmemeliyiz. Bu pirinç mutlaka ayıklanmalı. Başka kurtuluşumuz da yok zaten…

Anasayfa