PEKMEZ KAZANI..

Berkant DOĞAN2019-07-28 10:12:52

Faşır faşır kaynardı.

Bastıkça ateşe çalı çırpıyı adeta çığlıklar atardı her yanı islenmiş pekmez kazanının.

Anam ne bulduysa , Allah ne verdiyse pekmez yapıp kışa saklardı.

Balık salamurası gibiydi o yıllarda pekmezler.

Üzümse üzüm, elmaysa elma,erikse erik.

Vita yağları vardı o yıllarda. Birde zile pekmezleri. Anam konu komşudan toplar kavanoz niyetine basardı içine pekmezi saklardı dolaplara.

Zile pekmezi kutusu tahtadan olurdu. Belinde incecik tenekeden kuşağı vardı. Zile pekmezini anam mutfaktaki bıçakla kesemezdi de komşudan nacak alır öyle keserdi.Yani öylesine sertti zile pekmezi.Ekmek arasına koydun mu koyun eti gibi gelirdi bize..

Babam derdiki” Pekmezden nar. Şehir kızından yar olmaz”.

Oysa biz şehre indiğimizde bırak yari zile pekmezi bile bulamazdık. Vita yağı kutusu kolay bulunurdu. Sarı renkteydi. Keçi derisi gibi kokardı lakin her evin favorisiydi.

Zengin evi bir başkaydı. Allahtan boşalan vita yağı kutularını atmazlar komşulara alsınlar diye haber gönderirlerdi. Başka köyleri bilmem ama bizim köyün zenginleri öyle cömertlerdi işte. Hepsinden Allah razı olsun. Mekanları cennet olsun.

Faşır faşır kaynayan pekmez kazanına parmak atardık. Canımız çekerdi. Kaynayan pekmezin kokusu ta karşı köyden gelirdi.

Anam kovalardı bizi .” Oğlum az rahat durun. Pekmez daha göcükmedi” derdi. Annem pekmezin koyulaşmış haline göcük” derdi.

Bizde artık göcükmedikçe pekmez kazanına parmak atmazdık.

Hey gidi günler heyy.

Meyveyi dalından. Kutuyu komşudan. Pekmezi kazandan. Ekmeği pazardan aldığımız ne güzel günlerdi o günler.

Şimdi marketlerden hazır pekmez alıyoruz da hiç tadı olmuyor.

Göcükmeden satıyorlar işte. Kazıkçılar..

Anasayfa