EKONOMİK HAYATTA ÇOCUK KALABİLMEK

ÖZLEM KÜTÜK2021-11-16 09:55:28

 

Çocuk emeği sömürüsü; çocukların ücret karşılığında ya da aile işlerinde ekonomik veya eğitsel amaçlarla bedensel, ruhsal, zihinsel ve toplumsal ilişkilerini olumsuz etkileyen ve sağlıklarını tehdit eden işlerde çalıştırılmasıdır. Çocuk emeği sömürüsü, çocukları ihmal ve istismar etmenin günümüzdeki en yaygın halidir.

Çocukluk, insan hayatının bir dönemi olup hukuk düzenimizde çocukluğun bitimi ile yetişkinliğe geçiş bir kazanım olarak görünmektedir. Bu sebeple çocuklar yetişkinliğe hazırlanmalı çocuklara verilen görev sorumluluklar çocuğun fiziki ve biyolojik yapısı  ile orantılı olmalıdır. Çocukların yetişkinliğe hazırlanmasındaki sorumluluk ise yine yetişkinlere aittir.  Ünlü düşünür Postman modern dünyadaki çocuk ile yetişkin arasındaki farkı şu şekilde tanımlamaktadır "..modern toplumda bir çocuk ile yetişkinin arasındaki en önemli farklardan birisi, yetişkinin, yaşamın çocuklarca bilinmesi istenmeyen sır,çelişki,şiddet gibi yönlerini bilmesidir.." şeklindedir. Yetişkin insan ile çocuk arasındaki bizce en büyük farklarından biri  de ekonomik hayattaki rolüdür.

17. yüzyıl öncesi çocuklar küçük yaşta toplumsal hayata karışıp yeri geldiğinde anne babalarına yardım ederek veya çırak olarak işlerde çalışmaktaydılar. Bu döneme bakıldığında çocukların ekonomik hayata erken atılışının temel nedenlerinden biri okuryazarlıktır. Bu nedenle matbaanın bulunuşu çocuk tarihinde bir dönüm noktasıdır. Okuryazar olmak toplum açısından bir sınır olarak görülmüş çocuklar yetişkin olmak için okuryazar olmak ve bu süreçten sonra yetişkinliği kazanabilmek zorunda kalmışlardır. Bu döneme kadar aslında çocuk hep vardı fakat 'çocukluk' kavramı yeni yeni farkındalık yaratmaya başlamıştır. 17. yüzyıldan itibaren çocuk ve ergenler yetişkinlerin dünyasından uzaklaştırılmış çocukların eğitim süreleri uzatılmıştır ancak burada şuna değinmek gerek ki çocuklar için bu süreçte yine bir ayrıma gidilmiş cinsiyet, tabi oldukları sınıf, dini yönelimleri süreci yönlendirmiştir.

 Modern çocuk anlayışı ise 19. Yüzyılın ikinci yarısı ile herkesin doğuştan kazandığı bir hak olarak olarak dikkate alınmaya başlamıştır. Burada önemle belirtmeliyim ki çocuk haklarını talep eden ve örgütleyenler yine yetişkinlerdir.  Sanayi Devrimi ile birlikte çocukluk farklı boyut kazanmış, çocuklar iş gücü haline gelmişlerdir. İşverenler sözleşme özgürlüğüne dayanarak itaatkar ve ucuz çocuk işçileri tercih etmiş, çocukların sektöre girişi ile ücretlerde düşüşler yaşanmıştır. İşçi çocukların kurduğu gruplar ve bu grupların faaliyetleri sonucu 'çocuk suçluluğu' kavramı icat edilmiştir. Dönem olarak bakıldığında eğitimin önem kazanması hatta zorunlu oluşu çocuklar arasındaki eşitsizliği ortadan kaldırmamış işçi sınıfı ailelerinde çocuklar da işçi olarak çalışmak zorunda kalmışlardır.

Çocuk hakları ile insan hakları arasındaki ilişki sosyal hakların gelişmesiyle kendisini göstermiş bu durum devletlerin çalışma yaşamına yaptığı  ilk müdahaleleri etkilemiş ve devletlerin ekonomik hayata ilk müdahaleleri kadın ve çocuk işçilere yönelik olmuştur. Devlet, çocukları tanımlarken onların masum ve zayıf oluşunu ele almış ancak bu bakış açısı bir yandan sert ve ihmalkâr olmuştur.

Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme ile bütün çocukların özel ilgi ve yardıma hakkı olduğu ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için uluslararası iş birliğinin gerekli olduğu vurgulanmaktadır. Çocuklar açısından bir meşale niteliği gören bu sözleşmeye baktığımızda 18 yaşından küçüklerin ekonomik sömürüden korunma hakkı bir çocuk hakkı olarak ÇHS'nin 32. Maddesinde düzenlenmişse de çocukların çalışmaya başlaması için herhangi bir yaş düzenlemesi yapılmamıştır. ÇHS, sözleşme niteliğinde belge olması sebebi ile konuyu genel hatları ile ele almıştır. Yine Hukukumuzda çocuk işçi çalıştırma ile ilgili yaş sınırlaması, çocukların çalıştırılamayacağı yasak işler ve iş saatleri bakımından sınırlamalar bulunmaktadır.

Günümüzde çocuk işçiliğinin yaygın olmasının en büyük sebebi yoksulluktur. Öncelikle yoksulluk sosyal gerçeklikten bağımsız değerlendirilemeyeceği için önemlidir. Yoksul ülkelerde eğitime, sağlığa ve altyapı hizmetlerine gitmesi gereken kaynaklar dış borçlara gitmekte bu süreçte çocuklar öğretmensiz, ilaçsız, susuz kalırken çocuk hakları her gün ihlal edilmektedir. Milyonlarca çocuk ailelerinden kopmakta, çalışmak üzere başkalarının yanına verilmekte veya terk edilmektedir. Yoksulluk, ekonominin emek yoğun üretim olmasına yol açmakta çok zaman gerektiren ve düşük verimlilikteki bu işler genellikle kadın ve çocuklara yaptırılmaktadır.

 

Son olarak, ülkelerin ekonomik ve sosyal yapısında çocuklar sadece çocuk oldukları için ekonomik sömürüye ve hak ihlallerine en açık toplumsal grubu oluşturmaktadırlar.

 

 

Anasayfa