SAMSUN-SARP TRENİ, KARADENİZ-AKDENİZ YOLU…

Şafak DELİÇAKAR2022-06-07 09:15:51

Yanılmıyorsam 2000 li yıllarda daha bi arzulu ve güçlü çıkmıştı Ordu havaalanı için seslerimiz. Eleştirilerimiz de desteklerimizde daha güçlüydü…

Havaalanını gerçekleştirme konusundaki nafile ve zayıf çabalar bir taraftan eleştirilirken bir taraftan da üzerinde ilerlenmesi gereken yolu herkes aklı yettiğince izah etmeye çalışmıştı.

O günün Valisi kurulan bir dernek aracılığı ile ve hatta okullardaki öğrenciler aracılığıyla velilerinden yani halktan havaalanını yaptırmak üzere yardım toplanmasını destekleyip organize etmişti. Gerçekten de bu ilin az ya da çok ama neredeyse hepsi bağışlarıyla destek vermişti.

Bu bağışın toplanması elbette son derece iyi niyetle başlatılmış ve halk üzerinde havaalanı konusunda farkındalığı artırmıştı. Görsel ve yazılı medyada hemen her gün havaalanı ile ilgili bir haber, bir yorum veya eleştiri yayınlanıyordu.

Ancak toplanan bağışlar bir havaalanının yapımına hem de denize dolgu yapılarak inşa edilecek olmasına yetmeyeceğini ve deve de kulak kalacağını görmek zor değildi. O günlerde bu tür yatırımların bir il veya bölgenin değil ülke kaynaklarının ancak yeteceği gerçeğinin siyasiler ve ilin ileri gelenlerinin anlamasını beklemiştik.

Yine de havaalanı toplanacak bağışlarla yapılmaya kalkışılmıştı. Toplanan paralarla ancak 50 metrelik denize doğru uzanmış dalgakıran veya iskele görüntüsünde bir dolgu yapıldığında hemen herkes havaalanı inşaatının açılışını görmeye bile gitmişti.

Şunun iyi bilinmesi gerekir ki o günlerde bu imkânsız işe kalkışanların bugünün havaalanının gerçekleşmesinde ki emeği herkesten daha fazla ve değerlidir. Onlar bu başlangıç ile baskıyı kurmasaydı, bu beklentiyi yaratmasaydı, önce Ordu ilinde havaalanına gerek yok diyen siyasilere havaalanı yaptırma sözünü verdirmişlerdi.

Çok şükür havaalanı açıldı. Eksikleri vardı ve hala var. Ama nasıl olsa tamamlanırdı ve bizim bir havaalanımız olmuştu sonunda. Eleştirmek adına haksızlık yapmamak gerekir. Bu ülkede işler zaten hep böyle yürür. Açılış törenlerine de karşı olmamak lazım. Açılış törenleri sayesinde 1 yılda bitecek iş 1 ayda biter bizim ülkemizde. Çünkü biz, birisi bizi zorlamadan iş yap/a/mayız.

Havaalanı bu ile yapılmış en önemli hizmetti ve iyi oldu hem de çok iyi oldu. Her kimin emeği ve iradesi varsa hiçbir negatif veya pozitif siyasi duruş göstermeden salt bu hizmeti için müteşekkir olmalıyız.

İşte siyasi kararların ekonomik kararlardan daha etkin olduğunun en güzel örneği Ordu-Giresun havaalanıdır. Ama en önemlisi 50 yıldır bıkmadan usanmadan siyasetçilerden havaalanı yapılmasını isteyen, oyu ile tehdit eden bu halkın başarısıdır bu havaalanı.

Demokrasi işte böyle güzel bir şey! Oylarımızın ne kadar kıymetli olduğunu bir kere daha anlamıştık o zaman.

Oylarımız hala bizim irademize göre yön bulacak. Oylarımızı önce ülke yararına ve sonra bu ile yapılacak hizmetlerin sağlanmasına odaklarsak hem ülkemizin hem de ilimizin ekonomik yapısını değiştirebilecek daha birçok önemli yatırımı kazanmamız mümkündür.

Şimdilerde, Samsun-Sarp hızlı tren ve Karadeniz-Akdeniz yolu gündemde…

Acelesi yok dememek lazım. Havaalanı için 50 yıl bekledik. Karadeniz-Akdeniz yolu için 140 yıldır, Samsun-Sarp Tren hattı için 20 yıldır bekliyoruz. Altınordu-Çambaşı arasında yolcu otobüslerinin de kullanabileceği bir otoyolu bile 100 yıldır bekliyoruz. Bir o kadar daha beklemeyelim. Şimdiden kamuoyu yaratıp isteyelim.

Bu konuda en çok hatta tek fikr-i takip yapan, sürekli gündemde tutan Ordu Olay Gazetesini de takdir edip, teşekkür etmeden de geçmemek gerekiyor. 

Bir zamanlar “Onlar Konuşur AKP Yapar” sloganının nimetlerinden yararlanmıştık. İnşallah bu sloganı diğer iktidar adayları da dillendirirler.  

Biz yine konuşalım. Bu halk 50 yıldır havaalanını konuşmasaydı demek ki yapılmayacaktı. O halde neymiş konuşmak lazımmış. Konuşalım o zaman. Ne bekliyoruz.

Samsun-Sarp Trenimizi istiyoruz…

Karadeniz-Akdeniz yolumuzu istiyoruz…

Altınordu-Çambaşı otoyolumuzu istiyoruz…

İşte konuşuyoruz. Hadi yapın!

Elbette biliyoruz… Ekonomik koşullar sıkıntılı… Bu işler devasa paralar ister…

Zaten Kanal İstanbul’u artık ağzına alan da hakkında tek kelime konuşan da yok. Maddi sıkıntıyı alıyoruz…

Ama biz yine de konuşmaya ve istemeye devam edelim.

Mayıs yedisinde kumsala çubukla tren çizip dilek tuttum. Çubuğu denize attım. Balık anlamazsa Halik anlar dedim….

Bu yazıda böyle bi şey olsu işte…

                                                                                         

Anasayfa