DOSTLUKTAN CEMİYETE; SEÇİMDEN EBEDİYETE...

NURİ KAHRAMAN2023-04-28 09:57:53

 

Kerim ARAL Bey üstâdımız; "Geçen yıl yazmışız... Bu konu, üzerinde ziyâdesiyle düşünmeyi hak etmiyor mu sizce de!?" diyerek açıklama getirdiği, hepimizin yeniden gözden geçirmemiz ve de yerelden küresele kıyasıya bir mücâdelenin günümüzde de tüm harâretiyle kendisini gösterdiği bir hengâmede tahkîminin daha bir elzemiyet arz ettiği bir konuda bakınız ne güzel bir yerden ve isâbetli bir bakış açısıyla bizlere ışık tutuyor:

 

* * * * * * *  D  O  S  T  * * * * * * *

 

Hz. Peygamber'i bu dünyada görüp de ona yoldaş olanlara "sahabi" deriz...

En yakınındaki sahabinin nâmı ise "Sıddîk"...

Kavramlar önemli... Kavramlar dönemin ruhunu yansıtır zira...

Şimdi yukarıdaki kavramları bi düşünün...

 Kardeşliklerini muhabbetle, dostane sürdüren bir nesil geliveriyor hemen aklımıza değil mi, o dönemden bahsedince...

Dostlar meclisinde birbirine hakkı ve sabrı tavsiye eden, birbirlerinin derdiyle hemhal olanların devri yani...

 

PEKİ; NEDEN ŞİMDİ BÖYLE?

 

Peki neden dostluklar yaban şimdi?

O dönemi dost, muhabbet, edep ve haya diye tanımlarken, bizi şimdi hangi kavram ya da kavramlarla tanımlayabiliriz?

Mesela bugünün Müslümanları "birbiriyle dost mudur?"

 

DOSTLUK CİHÂDA DÂHİL MİDİR?

 

Dostluk, kardeşlik, muhabbet, merhamet ve adalet de "cihada" dahil değil midir?

Öyleyse cihad denilince bugün niye bu kavramlar gelmiyor?

Müslümanları böylesine asabi ve somurtkan gösteren bir konjonktür olabilir; olabilir de peki bu bizim öfkeli ve merhametsiz olmamızı gerektirir mi?

 

HIRS, ŞEHVET, GÜÇ; YA DA NE?

 

Öfkelenmeden de adil olmak mümkün değil midir?

Dost dostun yâresi olacak yerde, neden başına türlü türlü belalar açar?

Bunun sebebi hırs mı, şehvet mi, güç mü nedir, lütfen siz söyleyin...

[Kerim ARAL]

 

DOSTLUK ve KARDEŞLİĞİN TEMELLERİ...

 

Dost ve dostluk konusunu Asr-ı Saadet dönemiyle temellendirerek konuyu ele alan ve Efendimizin SAV en yakın arkadaşının SIDDÎK olması hasebiyle en başta gelen dostluk vasfının DOĞRULUK ve Hz. Ebûbekir'e bu sıfatı kazandıran cömertlik olduğunu hatırlatan üstâdımız bu kavramların dostluk ahlâkının olmazsa olmazlarından olduğunu belirtmektedir. 

Nitekim Rabbimiz Teâlâ Hazretleri de; "DOĞRULARLA BERABER OLUNUZ. (Tevbe:119)" buyurmaktadır.

 

HALÎFELERİN ÖRNEK AHLÂKLARI...

 

Bizim de aklımıza buradan hareketle diğer halîfelerimiz ve şöhret buldukları ahlâkları gelmektedir.

Hz. Ömer (RA) deyince ADÂLET, Hz. Osman (RA) deyince HİLM, İFFET, HAYÂ, Hz. Ali (KV) deyince İLİM ve HİKMET. 

Sahâbeyi sahâbe yapan Efendimiz SAV ile sahâbetleri; yâni arkadaşlıkları ve dostluklarıydı.

 

ÇAĞDAŞ CÂHİLİYE, MUÂSIR SAHÂBETLER...

 

Bizler de bugün, hep eleştirdiğimiz çağ ve çevreye; kısaca çâğdaş câhiliyeye karşı Peygâmber vârisi keyfiyetinde bir âlim etrafında, Efendimiz SAV in sahabesi gibi ve onların ahlâkları keyfiyet ve çerçevesinde toparlanıp, yine Kur'ân’da ifâdesini bulan HAYIRLI TOPLULUK, toplumda iyiliklere, güzelliklere öncülük eden, destek olan ictimâî müesseseler oluşturmalıyız. Var olanlara bu hüviyeti kazandırmaya çalışmalıyız.

 

HAYRA ÇAĞIRAN, ŞERRDEN SAKINDIRAN...

 

Bunlar yapılıp topluma öncülük edilmezse bu noktada görev ve imkânı olan herkes halk ve Hak katında mesûliyetin çetin sonuçlarından kendisini kurtaramaz.

Nedir o sorumluluk? İşte âyet:

"Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir." Âl-i İmrân 104. 

Açıklaması: Müfessirler, bu âyetin emri uyarınca, müslümanlar içinde, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan bir içtimaî kontrol müessesesinin bulunmasının farz-ı kifâye olduğunu belirtmişler; ancak, bu görevi üstlenen kişilerde, görevin iyi ve hakkaniyete uygun olarak yerine getirilmesini mümkün kılacak bazı şartların bulunması gerektiğine de işaret etmişlerdir.

(Diyanet Vakfı Meali)

 

PEYGÂMBERLERİN SIFATLARI ve BİZLER...

 

İşte bu şartlar da, başta Peygâmberlerin sıfatları sayılırken de en baş köşede yer alan SIDK olmak üzere, Sehâ, Adâlet, Hayâ, Hilm, İLİM, Vefâ gibi özellikler bulunmalıdır.

Hattâ; Peygâmberlerin sıfatları olan SIDK, EMÂNET, FETÂNET, TEBLİĞ ve İSMET özellikleri de ümmetlere örnek olmak üzere en başta gelen, özenilmesi, örnek alınması gerekli ahlâkî vasıflardır.

 

HEPİMİZ MES'ÛL, HEPİMİZ MÜKELLEF...

 

Sözün özü; hepimiz Hakk'a uymakla ve de halkın maddî-mânevî ihtiyaçlarını duymakla mükellefiz. Bunun için de dayanışma şart. Bu da kardeşlik, dostluk, kaynaşma demek. Bunları yapıp güç oluşturmak ta ahlâkî bir takım özellikleri gerektiriyor. Bu noktada Peygâmberlerin sıfatları, Hulefâ-yı Râşidîn'in lakâpları bizim için en temel örneklerdir. 

 

BİLGİLER KUVVEDEN FİİLE ÇIKMALI...

 

Bazen biz bunlara kuru bir bilgi olarak sâhip olmakla yetiniyor, gâye-i hayâl hâline getirmeyi  gerçekleştirmek bir yana gündem dahî yapmıyoruz. Bilgimiz var, kültürümüz de ama öyle bir düşüncemiz yok. Kelimeler, kavramlar arasında dönüp dolaşıyoruz; elimizde malzeme çok da oradan bir şey çıkarmıyoruz ortaya; şöyle görünür bir şey; insanların dikkatini çeken ve de insanları bu câhiliyeden çekip çıkaran.

 

CÂHİLİYE ÇAĞI, KÖTÜLÜKLER YUMAĞI...

 

Demek ki önce bizim cahiliyeden çıkıp sahabe evsafında özellikle örnek oluşumlar ortaya koymamız gerekiyor. İnsanları bu kötülükler yumağından çıkarma görevimiz var. Bunu aslâ göz ardı edemeyiz.

 

DURUM KRİTİK; OLMALI PRATİK...

 

Evet söz buraya geldi dayandı. O zaman pratikten yapılabilecek ilk şey elbetteki mevcut oluşum ve dostlukları bu bakış açısıyla gözden geçirip yeniden tahkim etmek.

 

SEÇİM MÜHİM; GAFLET VAHİM!...

 

Bir de, böyle bir gâye varsa, buna hizmet edecek fırsatlar noktasında gaflete meydan vermemek. İşte meselâ, önümüzde bir seçim var. Kim yukarda sıralamaya çalıştığımız, bir insanda olması gereken ahlâkî vasıflara sâhip olmaya ya da bu eksende oluşumlara omuz vermeye çalışır? Bunları düşünmek gerekir. Çünkü, devletin fiilî yardımı bir yana, lojistik desteği, en azından yasak koymaması bu noktada önemli. 

 

KOŞMAK GÜZEL DE; NEREYE?

 

Demek istediğimiz, ideâl sâhibi insanlar ideâl düşünmek ve tercihini ona göre yapmak durumundadır. Aksi takdirde en başta kendisiyle çelişir.

Meselâ bir insan ben özgürlükçüyüm diyerek, her türlü gayr-i meşrû cinsel tercihleri bayraklaştıran ve bunları topluma örnekçesine sunan bir siyâsî oluşuma destek verebilir mi?

 

NE PİREDİR NE DE YORGAN!...

 

Ya da, beri taraftaki kimi yanlışlıkları bahane ederek, pireye kızıp yorgan yakma misâli daha büyük yanlışlıklara kapı açacak tercihlerde bulunabilir mi?

 

SONSUZ GÜZELLİKLER, BİTİMSİZ MUTLULUKLAR...

 

Söz uzuyor. Daha fazla sabrınızı zorlamadan; Efendimiz SAV in DİN SAMÎMİYETTİR Hadîs-i Şerîf'i muvâcehesinde gerçek, samîmî dostlar, gerçek dâvâ insanları olmamız, bunun bâzen birbirimizi afvetmemizi de gerektirdiğini bilebilmemiz niyâzı, hayat boyu anlık, günlük, yıllık, ömürlük ve sonsuzluk tüm tercihlerinin hayırlı ve müspet olması temennîsiyle cümleye sevgiler-saygılar; sevdiklerinizle berâber bitimsiz mutluluklar wes'selâm...

 

 

 

Anasayfa