BURAYA MI ÇIKACAKTI BU AŞKIN YOLU?

NURİ KAHRAMAN2023-09-26 09:34:30

 

Hani bir şarkı vardı;

"Böyle mi olacaktı bu aşkın sonu?" diye. Veyâ;

"Böyle mi esecekti

son günümde bu rüzgâr?

Bütün kuşlar vefâsız

Mevsim artık sonbahar"

*SONBAHAR GERÇEĞİ*

Gerçekte de sonbahar mevsimindeyiz de, bir insan, bir vatandaş, bir müslüman olarak hayâllerimiz vardı. Şubat Soğuğu gibi bir kış süreci yaşıyorduk son iki asırdır. 2000'li yıllarla berâber arada atılan tohumlar boy vermiş, ümit çiçeklerimiz yeşermiş, artık bir ilkbahar asrı yaşayacağımızı hayâl etmiştik.

*HAYÂLLER BÂKÎ; ÜMİTLER DE*

Hayâllerimiz bâkî, ümitlerimiz de ama; balkondan çarşıya doğru baktığımızda bir yaprak dökümü yaşadığımız âşikâre gözüküyordu.

*SOĞUK MU İSTERSİN, SICAK MI?*

Sözü uzatmayalım; sanki soğuk rüzgârların dökemediğini sıcak rüzgârlar daha kolay döküp, üstelik kolayca savunmuştu.

İşte aşağıdaki yazı tam da bunun ifâdesi. Buyrun bakalım;

Elazığ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sıddık Ünalan'ın

*Çok Öneml Eleştiri  ve Uyarılar*

başlıklı değerlendirme yazısını sizler nasıl bulacaksınız?

*SINIRSIZ BAĞIMLILIK!*

*Esrar, eroin, alkol ve madde bağımlısı Müslümanları AMATEM’e götürüp tedavi ettirdik diyelim peki ya bizim mala, makama, mevkiye, koltuğa, lüks ve gösterişe, dünyaya yani maddenin bizzat kendisine bağlanmış Müslümanları kim tedavi edecek?

*LÜX MEVLİTLER, AZGIN DÜĞÜNLER*

Köşklerde “Baby Shower” mevlitlere oluk oluk para akıtan, düğün sonrası “After Party’leri” ihmal etmeyen, ezanla karışık müzikler çalarken gelinle damadın muhakkak bir merdivenden aşağı indiği, İngiliz kraliyet balosunu bile geride bırakan düğünlere özenen, lüks yatlarda beyaz elbiseleriyle doğum günü partisi kutlamaya alışan, gösteriş düşkünü, dünya ve madde bağımlısı Müslümanları kim tedavi edecek?

*YÜKSEK TOPUK, ALÇAK TAVIR, BURUNLU EDÂ*

Marka başörtüleri, siyah gözlükleri, yüksek topukları ve lüks jipleriyle gecelere akan, bir konser biletine milyarlar saçan, hiçbir tesettür defilesini kaçırmayan, pahalı telefonlarıyla tik tok videosu çeken, tüm özel hayatlarını Instagram’a açan, kınadığımız ne varsa başına İslami ibaresini koyarak yapan, kadının kocasına bir dilim kek, bir bardak çay vermesine bile itiraz ederek feminizmin kurucularını bile hayretler içerisinde bırakan, marka ve lüks bağımlısı tesettürlü Müslüman kızlarımızı kim tedavi edecek?

*VİP UMRE, ZEMZEM TOWERS*

VİP umreden aşağı kabul etmeyen, Zemzem Towers’dan aşağı konaklamayan, rezidansların ve özel güvenlikli sitelerin dışında yaşayamayan, yurtdışı tatillerini ihmal etmeyen, sadece zenginlerle oturup kalkan ve bu dünyayı küçük bir cennete çevirmeye çalışan konfor ve madde bağımlısı Müslümanları kim tedavi edecek?

*MAL HIRSI, MAKAM-MEVKÎ DANSI!*

Hazreti Peygamberin: “Bir sürüye salınan iki aç kurdun sürüye verdiği zarar, kişinin mal ve şeref (makam, mevki, itibar) hırsıyla dine verdiği zarardan daha fazla değildir.”  (Tirmizi)     hadisinde uyardığı gibi oturduğu makamı korumak veya daha üst bir makama gelebilmek için sürüye dalan bir kurt gibi etrafında kim varsa boğup parçalayıp bir kenara atan, dişinin geçmediği hiçbir makam, dilinin değmediği hiçbir dünyalık bırakmak istemeyen koltuk bağımlısı Müslümanları kim tedavi edecek?

*ÖZEL KALEM, GÜZEL SEKRETER!*

Makam arabasız, sekretersiz, özel kalemsiz, korumasız yaşayamayan, koltuğu elinden alınınca kriz üstüne kriz geçiren, küçük bir müdürlük için bile aşındırmadık kapı bırakmayan, şeref ve itibarı malda, makamda ve parada gören, bunları kaybedince de itibarını kaybettiğini zanneden, yeniden bir makama gelebilmek için gerekirse; ahlakını, adaletini, merhametini ve değerlerini bile gözden çıkarabilen makam bağımlısı Müslümanları kim tedavi edecek?

*STK'LARIMIZIN YENİ ÎMÂNI!*

Asıl işi bu sorunlara çare üretmek olması gerekirken devlet destekli projeleri kovalamaktan, protokol fotolarına girmek için çırpınmaktan, vekillerle, bürokratlarla yapılan üst düzey ve çok önemli toplantılardan vakit bulamayan, İslami çalışmaların sadece para ve güçle yapılabileceğine iman etmiş, adı sivil kendi resmi bir kısım STK’larımızı kim tedavi edecek?

*AÇLIKTAN PARA, TOKLUKTAN YARA!*

Hazreti Peygamber'in açlıktan karnına taş bağladığını anlatırken bile para kazanabilen,

İslam’ın ana prensiplerini ve hatta kaderi bile inkâr edebilecek cesarette olmasına rağmen haramlarla, faizle, haksızlıklarla, adaletsizliklerle ilgili gıkını bile çıkaramayan, statükoyu devam ettirmek ve kazanımlarını kaybetmemek adına kendini bile kaybeden bir kısım hocalarımızı kim tedavi edecek?

*SAVRULANLAR, KAVRULANLAR; BÎÇÂRELER*

Ve en kötüsü de bir asgari ücretle on nüfus geçindirmeye çalışan, çocuğunun okul masraflarını bile karşılayamayan, parasızlıktan evlenemeyen, borç batağında inim inim inleyen garip Müslümanların, tüm bu olup bitene, lükse, israfa, gösterişe, umarsızlığa, pervasızlığa bakarak din ve dindarlıkla ilgili yaptıkları sorgulamalarına kim cevap verecek?

*HELÂK HİÇ GÜNDEMDE YOK!*

Hazreti Peygamber: “Sizden öncekileri mal sevgisi helak etti. Bu sevgi onlara akrabalarıyla ve dostlarıyla ilişkiyi kesmeyi emretti. Kestiler.  Cimriliği emretti. Cimrileştiler.  Günahı emretti. Girdiler.  Zulmü emretti. Yaptılar. En sonunda da helak oldular.” (Camiu’s-sağir) uyarısına muhatap olmadan derlenip toparlanalım."

Bu güzel paylaşımı için Bulancak'tan Necâti DİZDAR Bey hocamıza teşekkürlerle berâber huzûrunuzdan ayrılırken, cümleye sevgiler-saygılar sunuyor; milletçe sonu helâke giden seyirden kendimizi kurtarıp Efendimiz SAV in mekârim-i ahlâkına hidâyet olmamız niyâzıyla MEVLİT kandilinizi de tebrik ediyor, sevdiklerimizle berâber komşuluğunda buluşmak ümîdiyle; ALÂ RASÛLİNÂ SALAVÂT.

"Allâhümme salla alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed"

WES'SELÂM...

Anasayfa