ÇAMLICA CÂMİİ, BEDAVA SU KUYRUĞU; KUYRUKLU BİR TARTIŞMA...

NURİ KAHRAMAN2023-10-07 10:19:54

Tartışma dedikse Facebook üzerinden. Mesele şu; Hüseyin GÖKÇE diye bir ağabey var. Burada, paylaşımlarıyla tanıdım. Çok seviyeli, dolu, renkli, ilginç paylaşımları var. O kadar çok ilgi alanı ve yaptığı iş varki, sosyâl medyaya nasıl bu kadar vakit ayırabiliyor şaşıyor tebrik ediyorum.

Dünyâ vatandaşı gibi yelpazesi geniş. Ama tüm birikimlerini halkıyla paylaşmayı seviyor. Biz de ilgiyle izliyoruz. Ancak, bizim gözlemimize göre en çok duyarlı olduğu husus mevcut iktidâra yüklenmek. En ufak fırsatı kaçırmıyor. Bunun bir özel sevebi olmalı ama bizim bunu bilme şansımız yok. Tahmin yürütmek te sû-i zanna girebilir. Herkese af var, hoşgörü var, Ak Parti'ye yok. Öyle bir edâ var. Hâlbuki onun böyle meselelere girip te polemik sebebi teşkil etmesi şahsiyetiyle mütenâsip değil. Onun dile getirdiklerini herkes dile getiriyor.

Meselâ bizim bu meyanda çok daha ağır tenkitlerimizin olduğu Ordu ölçeğindeki yazılarımıza, özellikle Millet Bahçesi'ne câmi taleplerine Duyarsız davranmaları üzerine yazdıklarımıza bakılabilir.

Ama Hüseyin Bey sanki âdetâ köşede bekleyip hatâ gözlüyor vurmak için. Öyle bir psikolojisi var. Meselâ şu su kuyruğu meselesi. Mesele buysa memlekette önemli bir mesele yok denekli ki böyle basit mevzûlara hem de zorlama kabîlinden giriliyor.

Her neyse; meselenin künhü paylaşımlarda ortaya çıkacaktır. Aleyhte, lehte çok paylaşım var. Biz birebir ilgili olup karşılıklı soru-cevap niteliğinde olanları sldık; buyrun:

*TÜRKİYE'NİN EN GÖRKEMLİ YENİ YAPISI BÜYÜK ÇAMLICA CAMİİNİN KARŞISINDA BEDAVA SU KUYRUĞU...*

Utançtan arkasını dönen vatandaşlar... Su az, kuyruk uzun... Kaç saatte sıra gelir Allah bilir! Bu görüntü bazı yöneticilerin vicdanını titretmiyorsa ülkeyi kötü günler bekliyor demektir. (Bu kareyi siyaset düşünmeden utanarak çektim, birileri utanmadan parti şakşakçılığına devam edebilir.

Bu fotoğrafı 13.05'te bugün çektim. Bazıları moral bozuyorsun diyebilir. Bizde böyle, halkı bu duruma düşürenler değil de bunu dile getirenler suçlanır. Halkın sıkıntısı bu kadar olsa keşke...)

Hüseyin GÖKÇE

*OKUYUNCA DURAMADIK!*

Hüseyin Bey; bravo. Sûret-i Hak'tan görünerek, tarafsız edâsında öyle olayları fırsata çeviriyorsun ki CHP bile yap(a)mıyor senin yaptığını. Muhâlefetten bir partiye âit değilsin belki ama hepsinin üstünde ayrı bir mevkîn var; çok iyi meccânî, hâlisâne bir muhalefet elemanısın. Dâvâ dediğin karşılıksız olur, böyle olur. Partili muhâlefet çıkara dayalı olabilir. Sizinki çok saf, hâlis, Allâh CC rızâsı için bir muhâlefet.

Anlıyorum; bir Tayyip düşmanlığı gözünüzü karartmış, herşeyi karalıyorsunuz. Bu memlekette hiç iyi bir şey olmuyor mu? Herşey iyi olmayabilir; ama kimi güzellikler hatırına muhâlefet duygumuzu biraz frenleyemez miyiz meselâ?

Bakınız; koca Çamlıca Câmii hatırına şu kuyruğu görmeyebilemez misiniz? Bana göre bu sizin paylaşımınız zâten zorlama, kuyruklu bir yalan. Ç0nkü bu kuyruk câminin şadırvanında değil. Dışarda özel bir çeşmede. Muhtemelen belediye suyundan hâriç farklı bir su. Kaynak suyu olabilir. Milletin teveccühü bundandır. Bizim millette farklı bir su olsun yeter ki tahlile bile gerek duymadan şifalı diye, kaynak vs. diye hücum ederler. Bizim burada Anadolu'da da böyle. Böyle şöhret bulmuş sular vardır. Vatandaş milyonluk arabasıyla 20, 30 hattâ daha fazla km'yi göze alarak, hem bir tur atma düşüncesiyle böyle çeşmelere hücum eder.

Her güzelin aybı vardır. Bu güzelin yaşlandıkça aybı daha da arttı, farkındayız. Bu da doğal. Çünkü biz de vatandaş olarak çok savrulduk. Hepimizin hatâları var ama, hatâları-sevaplarıyla gelişen bir süreç var. Kimi kişisel sebep ve özel yargılarla berâber yine de tüm diğerlerinden berilik olan ve yerini dolduracak ümit alternatifinin bulunmadığı bir hareketi göz önüne alıp insanlık ya da dünyânın ve de bizlerin halk ve millet olarak gidişâtının tabiî tezâhürü olarak meydana gelebilecek her -ufak-tefek te olsa- sürçmede yaylım ateşine tutmak, hiç olmadık yerde öküz altında buzağı hikâyesi bir tavır sergilemek kime ne kazandırıyor?

Siz güçlü, birikimli bir kişiliksiniz. Hep Demirel, Özal gibi büyük siyâsîler arasında geçmiş hayatınız. Demek ki zor olmalı ki ya da size göre olmamalı ki hep uzak durmuşsunuz. Fakat; daha çok kültürel konuların ağır bastığı paylaşımların yer aldığı bu plâtformu, sanki birilerine özel kininiz varmış da fırsat kollarmışçasına bir edâya büründürüyorsunuz.

Sizi takip ediyoruz. Fırsatları kaçırmıyorsunuz. Gerçekten bir dâvâ adamısınız. İşinizi iyi tâkip ediyorsunuz.

Diyeceğimiz; eğer çok hevesliyseniz, bu hükümete karşı içiniz içinize sığmıyorsa Girin bir partiye ve bunları bangır bangır haykırın. Buradan sonuç çıkmaz çünkü. Buralar ne de olsa sınırlı yerler. Karşı tarafa istediğiniz zararı veremezsiniz. Sesinizi yeterince duyuramaz, gâyenize ulaşamazsınız. Bu kadar kendinizi kaptırdıktan, bunlar gitmeyince rahat yok fikrine kilitkendikten sonra düşmanlarla mücâdele için en etkili yol kurumun kendisi olan siyaset. Mâdem sevmiyorsunuz, sevemiyorsunuz ya da içinize sindiremiyorsunuz; girin siyasete, bitirin şu işi! Siz de kurtulun, millet te kurtulsun.

Hattâ; eğer durum dediğiniz gibi vahimse ve de siz elinizden geleni ardınıza koyuyorsanız Hak katında da, halk katında da vebâl altında kalırsınız; bizden söylemesi.

Bu arada; bizim bedava tellâllığımızın şiddeti sizin inadıya, kindarâne hak-nâşinâslığınızın yanında çok hafif kalır kanaatimizi ifâdeyle berâber hayırlı geceler diliyor, cümleye sevgiler-saygılar sunuyoruz wes'selâm...

(Nuri KAHRAMAN)

*HÜSEYİN GÖKÇE:GÖRÜN İŞTE!*

Nuri bey, görün işte Türkiye'de siyaset ne kadar kirli. En tartışılan camiyi yücelterek konuya giriyorum siz bana münafık diyerek.. Suret-ihaktan görünmenin münafıklık olduğunu bilecek kadar bilginiz var sanıyorum, bayağı okumuşsunuz. Müslüman ve Nur talebesiyim elhamdülillah. Bizde esas Allah için sevmek, Allah için öfkelenmek, Allah için yaşamak esastır. Dinin hükmü şudur, sorup öğrenin: Birine münafık derseniz, o değilse siz münafık veya kafir olursunuz... Su-i zan çoğu da günahtır, bunu da bilirsiniz. Caminin tam karşısında dememi bile kabul etmiyorsunuz. Kaç kere yazdım *Tayyip beyle geçmişe dayalı bir hukukumuz var.* Bir zamanlar çok alkışladım, *aynı sofrada yemek yedik, benimle istişareler ve parti kuruculuğu teklif etti.* Ben de onun hizmetlerini alkışladım, dua ettim. Ayrıca her olumsuzluktan onu sorumlu tutmuyorum. Adil ve insaflı olmak lazım. Ama siz maşallah süpürüp gitmişsiniz, ne dini freniniz var ne vicdani. İnsan şöyle bir paylaştıklarıma bakar, neyin peşindeyim! *Düşmanlık sandığınız şeyler genel paylaşımımın yüzde birini geçer mi?* Onları görmeden sadece siyasi bakmak ancak çürümüş bir vicdan ve kafayla açıklanır. Allah size de bana da istikamet ve şuur versin.

*TEKLİFİ NEDEN REDDETTİNİZ?*

Sn. Hüseyin Gökçe; Biz de onu söylüyoruz. Bakın size siyaset teklif edilmiş, kabul etmemişsiniz. Demek ki gözünüz kesmemiş. Demek ki zor. Dışarıda kalıp seyretmek, sonra da bol bol ahkâm kesmek gibi bir kolay yolu tercih etmişiz. Tenkîde gelince, sizin tenkitleriniz hafif kalır. Çürümüşlük çok. Ama görev teklif edilip almadan, yerine daha iyisini bulmadan, ya da bunun için bir gayret ortaya koymadan ver yansın etmek, her fırsatı değerlendirmek hazır eldekini de kaybedip daha kötüsüne dâvetiye çıkarmak, daha kötülerin ekmeğine yağ sürmek değil midir? Tenkîdin de bir insaflısı vardır, adâleti, yolu-yordamı vardır. Kardeşâne olanı vardır. Hükümetin yapabildiği vardır yapamadığı vardır. Onun da yapabileceği milletin genel durumu kadardır. Mâlum herkes lâyıkınca yönetilir. Biz nasılsak öyle idârecilerimiz olur. Beğenmiyorsak bizzat teklif edilince kaçmamak gerek. Kaçmışsak elbette yine söz hakkımız var ama orada da illâ tenkit için kendimizi zorlamamak, her yerden su bağlamaya çalışmamak vardır. Ya da suyu daha da bulandırmak yerine çözüm için; şurasıdır, şu su temizdir, hadi oraya diyebilmek lazımdır. Biz her yerde belediye suyu içmeğe devam. Millet ne içiyorsa o. Özel su içmiyoruz. İçene de sözümüz yok; imkân ve de îman meselesi.

Her neyse, söz bitmez. Hele tartışma hiç. Çünkü yaralar farklı. Duânıza gelince; gönülden Âmîn dememek mümkün değil. Rabbimiz cümlemize, Efendimiz SAV in buyurduğu

*DİN SAMÎMİYETTİR* hadîsince samîmiyetler ve de cümle din kardeşlerimiz için hüsn-i niyetler lûtfeylesin wes'selâm...

*Mithat SUBAŞI'NIN YAZDIKLARI:*

Sn. Nuri Kahraman; bu kadar uzunca bir tespitte bulunmuşsunuz saygım var bu sizin görüşünüz acaba siz niye başkalarının görüşüne saygı duymuyorsunuz eleştiri yaparken *nezaket sınırları* nı bile zorlamışsınız bence siz *kendinizi önce bir çek ediniz*

*Nûri KAHRAMAN: Sn. Mithat SUBAŞI*

Birebir hepimiz aynı şeyleri konuşabiliriz. Özelde biz de herşeyi görüyoruz. Gerekeni dile getiriyoruz.  Hattâ mevcut yapıdan şikâyetimiz var ama *çıkış yolu yine bu yapının içinde.* Teklif edilip içinde yer almadan habire eleştiri de durumdan vazife gibi bir şey. Hüseyin Bey daha fazlasını yapacak konumda. Ama sâdece *söylemle görevini yapmış olma tesellîsi modunda.*

Bizim de yerelde yazdığımız yazılarda ilgili kişilere de aynı tarzda yazıyoruz. Biz kimseyi aklamıyoruz. *Yanlışlar çok açık. Yapı da bunun farkında. İş kontrolden çıktı. Ama nereye gideceğiz? Hüseyin Bey bu noktada bir şey söylemiyor.*

Bizim de basında yazdıklarımızda tenkit ve felâket söylemi ön plânda. *Ama yapılacak şey ne?Nereye gidersek bu yanlışlar olmayacak?* Bunu söyleyemedikten sonra Hüseyin Bey boşa uğraşıyor. Herkes herşeyi söyler, tenkit eder. Ama *çözüm de belirtmek gerekmez mi?* Bunlar gitsin, kötü demek çözüyorsa kopsun gitsin, Aman *bunlar gitsin de ne olursa olsun mu yâni* wes'selâm?!

*Mithat SUBAŞI: Sn. Nuri Kahraman* bu söylemlerinize çoğuna katılıyorum apaçık bir sorun var ortada sorun ağrı dağı açık ortada … adalet yok …yargı vesayet altında liyakat hak getire artık dünya bile bizi bu konuda tenkit ediyor enflasyon dünyanın en geri 7-8  ülkesinde arasındayız ama buna rağmen havamız Çakamız yerinde mülteci besliyoruz yurtdışına yardımlar gönderiyoruz böyle olunca dünya bizim güçlü olduğumuzu mu düşünüyor sanıyorlar  halk perişan bir halde hiçbir şey yokmuş gibi davranmak deve kuşunun kafasını kuma sokması ile aynı eşdeğerde bunları hiç eleştirmez konuşmazsak herhalde saray penceresinden güzel gözüken dünya bu görüntüde devam edecektir içindekiler için tabi ki de… ben yine de *Nezaketli cevabınız için teşekkür* ederim...

*Hüseyin GÖKÇE: NÛRİ BEY, GÖRÜN İŞTE*

Türkiye'de siyaset ne kadar kirli. En tartışılan camiyi yücelterek konuya giriyorum siz bana münafık diyerek.. Suret-ihaktan görünmenin münafıklık olduğunu bilecek kadar bilginiz var sanıyorum, bayağı okumuşsunuz. *Müslüman ve Nur talebesiyim elhamdülillah.* Bizde esas Allah için sevmek, Allah için öfkelenmek, Allah için yaşamak esastır. Dinin hükmü şudur, sorup öğrenin: Birine münafık derseniz, o değilse siz münafık veya kafir olursunuz... Su-izan çoğu da günahtır, bunu da bilirsiniz. Caminin tam karşısında dememi bile kabul etmiyorsunuz. Kaç kere yazdım *Tayyip beyle geçmişe dayalı bir hukukumuz var.* Bir zamanlar *çok alkışladım, aynı sofrada yemek yedik, benimle istişareler ve parti kuruculuğu teklif etti.* Ben de onun hizmetlerini alkışladım, dua ettim. Ayrıca her olumsuzluktan onu sorumlu tutmuyorum. *Adil ve insaflı olmak lazım.* Ama siz maşallah süpürüp gitmişsiniz, ne dini freniniz var ne vicdani. İnsan şöyle bir paylaştıklarıma bakar, neyin peşindeyim! Düşmanlık sandığınız şeyler genel paylaşımımın yüzde birini geçer mi? Onları görmeden sadece siyasi bakmak ancak çürümüş bir vicdan ve kafayla açıklanır. *Allah size de bana da istikamet ve şuur versin...*

*M. RAMAZAN YİĞİTOĞLU:*

Değerli Hüseyin abi siz güzellikleri sunmaya devam edin *provokatif düşüncelere bakmayın* onlara selam deyip geçmek lazım Allah selamet versin hidayet versin diye dua etmek lazım bunca zülümlere karşı sessiz kalan insanlar iktidara karşı güçlüye karşı şakşakçılık yapmak da en ön safta yer alıyorlar"

Evet; tartışmalar böyle. Şakşakçılık, süpürme, ön saf yarışı; bunlar da bize yapılan ithamların özeti. Böyle bir şey yok. Olmadığını tanıyan herkes biliyor. Tam aksine oralara yaklaştırılmadığımızı bunu üzülmek değil şükrettiğimizi herkes bilir. Ama herşeye rağmen gelinen bir yer var. Bunu görmezden gelip sırtımız rahata erince veryansın moduna girmeyi de insâfla bağdaştıramıyoruz hepsi o kadar.

Şu kadarını söyleyelim ki; bu iktidar olmasaydı bizim kesim arkadaşlar yaptıkları şu paylaşımların kaçta kaçını yapabilirlerdi. Ya da muhâlefetten bir parti iktidar olsa Tayyip Bey'e kolayca yazabildiklerini onlara yazabilirler miydi?

Söz çok uzadı. Sabredip okuyabildiyseniz; siz ne dersiniz? Kim nerede wes'selâm?

 

Anasayfa