BUHARADAN ORDUYA, İRFANDAN KÜLTÜRE, MÛSİKÎDEN ŞİİRE...

NURİ KAHRAMAN2024-01-05 10:55:50


Burhanettin KAPUSUZOĞLU Bey üstâdımız diyorlar ki;
"İslâm Medeniyetinin altın çağları, mukaddes Türkistan'da; Merv, Buhara-yı şerif, Semerkand, Gürgenç, Herat, Belh, Hiva, Tirmiz ve haslardan has uluların değer kattığı diğer kutlu beldelerimizde yaşandı!
Bilmeden olmaz/olunmaz!"
*ÇINAR DA, PINAR DA BİLİNMELİ*
Çok doğru. Bu pınardan beslenen coğrafyalar da bilinmeli. O çınarın kolları mesâbesindeki yerler; oralarda faaliyet gösterenler, mekân tutanlar, imkân sağlayanlar.
*ORDU'DA BİR BUHARALI?*
Meselâ Ordu'daki Buharalı Şeyh Şâkir kim? Buralara niye gelmiş, nasıl gelmiş, neler yapmış?
Her şehrin bir sultanı var derler. Ordu'nun sultanı deyince akla elbette Şeyh Şâkir gelir. Ama şehir bunun ne kadar farkında? Bir şehir sultanını ne kadar tanıyor ve vefâ gösteriyorsa o kadar şehir olur. Yoksa sıradan bir kent, ruhsuz bir yerleşkeden öteye geçemez nitelik îtibârıyle.
*EFENDİMİZ SAV İN ŞÂİRİ, ÇELEBİ'NİN ŞİİRİ*
İbrâhim MEMİŞ Bey üstâdımız da yine irfânî diyeceğimiz bir noktaya parmak basmış:
"Resûlü'nün şairi olarak bilinen Ka'b b.Zuheyr'in kendisini öven ve sitayişte bulunduğu şiirsel ifadeleri Sevgili   Peygamberimizin(sav) hoşuna gidince,  hırkasını bizzat Ka'b'a giydirmiş olduğunu biliyoruz.
Dolayısıyla maddeler halinde sıralayarak "Kur'an'da o yok bu yok" şeklinde ifadelerde bulunmanın hiçbir ilmî altyapısının olmadığını ifade etmemiz mümkündür.
*EKOLÜN DÜŞÜNCELERİ TUTARSIZ*
Dolayısıyla Kur'aniyyûn ekolünün iddialarının aksine mevlîd takrîrî sünnet sayılabilir.
Kur'an'da genel ahlâkî ve muamelat hususları ile ilgili çerçeve çizer. Altını kültürel ögeler ve örf ile doldurmak mümkündür. Örf asıl değil, uygulamadaki kültürel ve millî tecrübeyi ifade eder."
*ŞERİATA TERS DÜŞMEMEK ŞARTIYLA*
Dolayısıyla meselenin aslı îman ve ahlâk olup, şeriata ters düşmemek şartıyla yerel ve yöresel farklılıklar İslâmî topluluklarda kendilerine rahatlıkla yer bulmaktadır.
*MÛSIKÎ ORTAK DİL OLDU*
Bugün mûsıkînin bütün dînî organizasyon ve programlarda, dijital tertip ve paylaşımlarda yer aldığı gibi. Meselâ mûsıkî hep tartışılır ama yer almadığı yer yok.
*MÛSİKÎDEN ŞİİRE*
Ve de her yörenin kendine has mûsikîsi var ve herkes birbirinden örneklerle bu meydanı daha da genişletip geliştiriyor.
Mâdem kültür ve sanattan gittik; yazımızı bir şiirle noktalayalım inşâllâh:
*İNSANIN KADRİNİ BİLMEZ İNSAN OLMAYAN!*
Âsâf’ın mikdârını bilmez Süleyman olmayan
Bilmez insan kadrini âlemde insan olmayan
***
Zülfüne dil vermeyen bilmez gönül ahvâlini
Anlamaz hal-i perişanı perişan olmayan
***
Rızkına kani’ olan gerdûna minnet eylemez
Âlemin sultanıdır muhtâc-ı sultân olmayan
***
Kim ki korkmaz Hak’tan ondan korkar erbâb-ı ukûl
Her ne isterse yapar Hak’tan hirasan olmayan
***
İ’tiraz eylerse bir nâdân Ziyâ hamûş olur
Çünki bilmez kadr-i güftârın sühândan olmayan.
*PERİŞAN HÂLİN ANLAMAZ*
ZİYÂ PAŞA'ya âit bu şiirin kısa açıklaması da şöyle:
1. Âsâf’ın değerini bilmez Süleyman olmayan. (Âsâf, aynı zamanda hükümdar olan Süleyman peygamberin bilge bir veziridir.) Bilmez insanın değerini alemde insan olmayan.
2. Zülfüne gönül vermeyen bilmez gönül hallerini, perişan halde olanı anlamaz perişan olmayan.
3. Rızkına kanaat eden dünyaya minnet etmez, alemin sultanıdır, sultana muhtaç olmayan.
4. Hak’tan korkmayan kimseden akıl sahibi insanlar korkarlar, (çünkü) her ne isterse yapar Hak’tan korkmayan.
5. İtiraz ederse bir cahil, Ziya sessiz kalır, çünkü güzel söz söylemeyen, konuşmanın değerini bilmez.
*CUMÂNIN FEYZİ, BEREKETİ*
Bugünlük te bu kadar. Cumânın feyiz ve bereketinin üzerimize olması, başta Filistin ve Doğu Türkistan olmak üzere  tüm mazlumların kurtuluşuna vesîle teşkil etmesi niyâzıyla Rabbimize yalvarıyor cümleye sevgiler-saygılar sunuyoruz wes'selâm...

 

Anasayfa