BİR BAŞKAN ARANIYOR!...

NURİ KAHRAMAN2024-01-26 09:54:48

 

Bugün sayfamıza, coğrafyaları da, problemleri de, kültürleri de birbirinden ayrılamayacak derecede benzeyen, ikiz kardeş ya da duâdaki iki el gibi aynı gövdenin dalları mesâbesinde komşu vilâyet, kardeş beldeden, hassasiyet ve dertlerimizin örtüştüğü, dâvâ büyüklerimizden, bölge çınarlarımızdan bir yazar ağabeyimizi misâfir ediyoruz.

*SERMÂYENİN GÜCÜ, MUHÂLEFETİN ÖCÜ!*

O da biz de ve nicelerimiz de hep yazıyoruz ama sonuçta sermâyenin gücü ağır basıyor. Hiçbir şey değişmiyor. Özellikle yerel seçimlerde adayları yarışa sokup parlatan, destek verip koltuklayan müteahhitler gerçeği var. Maalesef onlarsız da olmuyor. Seçmen olarak bizler de reklamın peşindeyiz. Çok şuurlu olamıyoruz.

*GÜRÜLTÜNÜN BEDELİ, HAKÎKÂTİN DEĞERİ*

Piyasaya kim çıkarsa ve de bunlar içerisinde kimin gürültüsü çoksa ona dikkât kesiliyoruz. Hâlbuki o gürültünün bir bedeli var. Çıkaranlar sonra çıkar bekliyor, çıkardan anlıyor. Kim ne kadar adâletten söz etse de sonuçta o gürültüler ibreleri sermâyeden yana kaydırıyor.

*ESKİ TAS ESKİ HAMAM; ANLAŞMALAR TAMAM*

Ordumuzda da olduğu gibi işler her dönem tâzelenen ümitler ve yeşeren beklentilere rağmen eski tas eski hamam devam ediyor. Siz bakmayın konuşmalara, seçim öncesi destek, seçim sonrası çıkar miktar, pay ve anlaşmaları çoktan yapılmıştır.

*İKTİDAR, MUHÂLEFET; FARK ETMEZ!*

Ülkemizde işin doğası bu. Bunun iktidarı muhâlefeti yok. Sonuçta iktidarın adayı da ekstradan desteğe muhtaç. Muhtaç olmasa da müteahhitlerin başı çektiği sermâye grupları ilerde rahat iş görmek adına kendileri gönüllü sponsorluklar yapıp sürece bir şekilde dâhil olurlar. Kazandığı takdirde de karşılığını fazlasıyla alırlar. Bu destekler Allâh CC rızâsı içindir desek inanan çıkar mı bilemiyorum!

*SİYASETTE DOĞA; HERKES BİRBİRİNİ BOĞA!*

Bu meyânda diğer bir doğa da şu ki; kendisi daha kötülerini yaptığı ya da yapacağı hâlde karşısındakini acımasızca karalamak. Hem de müessesenin ve dâvânın îtibârını yaralamak rağmına.

*BELKİ DE PROBLEM BİZDE*

Neyse; sözü uzatmayalım. Misâfiri de, sizleri de çok beklettik. Kusura bakmayın. Ama dert te söyletiyor takdir edersiniz ki. Maalesef ümitler hep bir başka bahara kalıyor.  Belki de, halk olarak samîmî değiliz de bahtımıza çıkanlar da ona göre oluyor! Sonuçta da hep aranıyor lâkin bulunamıyor.

*BAŞLIKLAR BİZDEN, BUYURMAK SİZDEN*

Tıpkı Ahmet Ağabeyimizin feryâdı gibi. Arayışımızı o daha güzel ifâde etmiş. Teşekkür ediyor, sizlerin de beğeneceğinizi umuyoruz. Başlıklar bizden, buyrun:

"*BAŞKAN ARIYORUM; MAALESEF BULAMIYORUM!*

- Yıllardır başkan arıyorum, maalesef aradığım başkanı bugüne kadar bulamadığım gibi aradığım başkanı bi’göreni de bulamadım.

- Bu defa, dediler ki “başkan panayırı var, aradığını belki orada bulabilirsin”. Ben de bulmak ümidiyle  tekrar yollara düştüm.

*TEK BİR ÖZELLİKTE KARAR KILDIM!*

Geçmişte aradığım başkanda acaba fazla özellik aradığım için mi bulamadım, diye düşündüm.

Bu defa, geçmişte aradığım bütün özelliklerden vazgeçtim tek bir özellikte karar kıldım.

Başkanda aradığım tek özellik:

 Bu, Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’ın ibretlik;

*“SEMİZ DEVE ve Hz. ÖMER’İN ADALETİ”*

hikâyesindeki bir özellik.

*BU DEVE KİME ÂİT*

Rivayet olunur ki: Hz. Ömer, fırsat buldukça çarşı pazarı teftişe çıkar; esnafın, halkın dertlerini dinler, şikâyet olur ise anında çözüm bulurdu.

Halife Ömer, bir gün deve pazarını teftiş ederken orada haylice iri, semiz ve gösterişli bir deve görür. Merak eder ve sorar:

- "Bu deve kime ait! Kim bu görkemli devenin sahibi?"

Derler ki:

- "Bu deve oğlunuz Abdullah'a aittir."

*** *NEREDEN BULDUN?*

Hz. Ömer oğlu Abdullah’ı çağırır ve sorar:

- "Oğlum! Bu deveyi sen nereden buldun."

Oğlu Abdullah:

-  "Bu deveyi pazardan satın almıştım. Gayem şuydu, biraz kilolansın, ben de satayım ve ticaret yapayım. Nihayet devem otlandı, su içti ve kilolandı. Ben de bugün pazara getirdim ki satayım. Burada yanlış bir şey yok. Yanlış bir şey de yapmadım."

*** *HANGİ OTLA BESLEDİN, NEREDE YAYDIN?*

Hz. Ömer:

- "Sen bu deveyi nerede besledin. Hangi otla semizledin."

Oğlu:

- "Ben devemi bütün Medine halkı gibi devlete ait şu korulukta besledim. Herkes nasıl devesini getirip o koruluğa salıyorsa ben de getirip devemi o koruluğa bıraktım."

*HEMEN BU HAYVANI SAT; FARKI DAĞIT!*

Hz. Ömer:

- "Oh oh ne âlâ. Halifenin oğlunun devesi gelmiş. Haydi yemleyin. Haydi sulayın. Halifenin oğlunun devesi. Tabii ki en iyi yemi alacak, elbette en iyi suyu içecek!?

- Ey Ömer'in oğlu Abdullah; "Hemen bu deveyi sat. Elde ettiğin paradan, bu deveyi satın alırken verdiğin ana sermayeni al. Geri kalan parayı hemen hazineye devret. O para Müslümanların fakirlerine dağıtılacak haydi bakalım." (Beyhaki, es-Sünen, 6/147)

*** *HALK EVET AMA, SEN YARARLANAMAZSIN!*

Oğlu Abdullah:

- "Ama herkes devesini o otlağa bırakırdı. Orası Medine'de yaşayan her vatandaşın yararlanacağı genel bir otlaktır. Ben de Medine halkından birisiyim. Burada yanlış bir işim olmadı ki."

Halife Ömer:

- ‼ "Sen Halifenin oğlusun! Halk oradan yararlanabilir. Ama sen yararlanamazsın. Ben o otlaktan Halife ile Halifenin evlatlarının ve akrabalarının yararlanmasını yasaklıyorum."

*** *İŞTE ARADIĞIM BAŞKAN!*

İşte ben de öyle bir başkan arıyorum ki:

- Hz. Ömer’in oğlunu ikaz ettiği gibi evlatlarını ikaz edebilen bir başkan olsun!..

- Oğullarına, “siz başkanın oğlusunuz. Halkın hayvanlarını otlattığı otlakta hayvanlarınızı otlatamazsınız, halkın ticaret yaptığı pazarda siz ticaret yapamazsınız. Ben o otlaktan, o pazardan başkan ile başkanın evlatlarının ve akrabalarının yararlanmasını yasaklıyorum” desin, diyebilsin!..

*YAŞINA BAŞINA BAKMAYACAĞIM!*

Böyle bir başkanı bulabilirsem, yaşına ve konumuna bakmaksızın elini öpüp onunla omuz omuza birlikte yürüyeceğim…

Böyle bir başkanı gören ve duyan olur da müjdesini getirene bir emekli maaşımı hediye olarak (bahşiş) vereceğim…

*KAŞA-GÖZE, YÜZE-SÖZE DEĞİL; ÖZE BAK*

“Bir insanın şöhretine ve görünüşüne aldanma. Namaz ve niyazına bakma. Aklına ve doğruluğuna bak!” (Hz. Ömer)

Vesselam… Ahmed Çıtlakoğlu/GİRESUN

24 Ocak 2024 Çarşamba / 13 Recep 1445"

*SİYÂSET, MİLLET, MEMLEKET*

Evet; yazı bu. Bugünle telifi kâbil değil; ama azıcık niyet olsa yine de sîneye çekeceğiz. O dahi yok.

*HANGİ AĞAÇ, HANGİ MEYVE?*

Bu siyâsî mantalite değişmedikçe netîcenin değişmesi de mümkün değil. Bunun için de genel olarak hepimizin değişmesi lâzım. Çünkü siyâset sonuçta millet ağacının meyvesi.

Bu duygu ve düşüncelerle berâber;

*"OY VERİLMEYECEK Mİ?"*

sorusunun akla geleceği husûsunu elbette göz ardı etmeyeceğimizi, sözü daha da uzatmamak adına şimdilik bu kadarla yetindiğimizi belirtiyor, inşâllâh daha sonra devâm etmeyi umarak,

*GÜZEL BEKLENTİLER, HAYIRLI NETÎCELER*

Ahmet Âbi başta olmak üzere aziz milletimizin son tahlilde hayırlı beklentilerine ulaşması ümîdinin gerçekleşmesi lütfu, seçimi hayırlara vesîle kılması niyâzıyla Rabbimize yalvarıyor , cümleye sevgiler-saygılar sunuyoruz wes'selâm...

 

Anasayfa