TECAVÜZ!...

Şafak DELİÇAKAR2016-04-09 11:49:33

Nerden çıktı diyeceksiniz şimdi… Kelime anlamı oldukça itici ve nobran bu kelime. Elbette sizler de benim kadar iyi biliyorsunuz ki, tecavüz yalnız akla gelen ilk cinsel şiddet eyleminden ibaret değil.

Aldığımız nefesten, attığımız adıma kadar hak mağduriyeti, gasbı yaşadığımız her eylem tecavüzün ta kendisi de değil midir? Kişilik hakları, hürriyeti yoksun kılma, aile içi, aile dışı, alışılagelmiş tecavüz olaylarını ve şekillerini şimdi bir kenara bırakalım. Bakın başımıza ne tecavüzler gelmiş, ne tecavüzler.

Esasen 2002 yılından beri AK Partide ki siyasi hayatına adım attığı günden bu yana sürekli merceğim altında olan ve çalışmalarını da yakınen takip ettiğim şimdiki Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, geçtiğimiz günlerde hatırlarsınız Ordu basını ile, 2014 yılının 30 Mart’ından günümüze kadar gelen çalışmaları yerinde göstererek bizler aracılığı ile kamuoyuna bilgilendirmelerde bulunmuştu.

O gezi esnasında Başkan Yılmaz, şehrimizin muhtelif yerlerinde birkaç defa ‘Tecavüz’ kelimesinin altını kalın harflerle çizerek “Bakın şu alanda tecavüz var, bu alanda tecavüz var, bu bina yola şöyle tecavüz etmiş, şu yapı yola şöyle girmiş” diyerek adeta derin bir uykudan uyanmamıza vesile olmaya çalışıyordu sanki.

Benim yaşım 49, aklım yettiğince yerel yönetimlerin gelmiş geçmiş kanaat önderleri ve seçilenleri geldi hatırıma. Şimdi adına şehir planlama ve imar tecavüzü mü dersiniz? Ne derseniz deyin. Rahmetli Kazım Türkmen’den alın, Fikret Türkyılmaz’dan ve Seyit Torun’dan çıkın. Başkan Yılmaz eğer söylediklerinde haklı ve doğru ise, sessiz sedasız ve sesi yerinde bu şehrin, bu güzel şehrimin nasılda hoyratça tecavüze uğradığına tanık olmama, üzülmemek elde değil.

Hakkımız olan yaşam alanlarının elimizden nasıl koparıldığı, ciğerlerimizden nasıl söküldüğü, elimizden ve cebimizden nasıl da parça parça bölündüğümüzü bir haftadır düşündükçe kahroluyorum. Başkan Yılmaz’ın eliyle gösterdiği, gözümüzün içine soktuğu tecavüz alanları yalnız gözle görülenlerdi. Ya gözümüzün görmediği ne kadar, veya ne kadar dı? Düşünmek bile istemiyorum. Sessiz sedasız, sesi yerinde uğradığımız bu tecavüz olaylarında yalnız Başkanlar mı suçlu? Onlarca belediye başkan yardımcıları, gelmiş geçmiş yüzlerce meclis üyeleri acaba ne için o kurumlardaydı diye sorgulamak lazım değilmidir?

Ömrümün yarısı tecavüzlerle geçmiş, bundan sonra da geçmeyecek anlamına gelmiyeceğini de biliyorum. Çünkü bir ülkede hükümet vatandaşlarının kişilik haklarına tecavüz ederse devlet sekteye uğrar, sıkıntıya düşer. Yaşanılan şehirlerde de durum aynıdır. Yerel yönetimler şehrin insanlarına göz dikerse, ortaya işte böyle makyajı bol, süslü kokana bir şehir çıkar ortaya.

Nasıl mı? Eğitimde ki başarı oranımız ortada, sağlıkta ki durumumuz da belli, ekonomi dibde, gençler uyuşturucu, tütün ve alkollü içki tuzaklarının eşiğinde, ki sayıları da her geçen gün artmaya devam ediyor. Ya suça teşvik edilen çocuklarımızın da artışına ne demeli? Boşanmalar, yıkılan yuvalar, bunlar sadece bir kaçı. Vitrini güzel, içi kangren Güzelordum’da, Altınordum’da gördük ki uğradığımız tecavüzler yalnız aklımıza ilk gelen ve ilk düşündüğümüz gibi olanından değil. Bu şehirde aldığımız nefes alanlarından, attığımız adımlara kadar tecavüz tehdidi ile yaşamak zorunda kalmamızın vebali kimin boynuna ise varsın boyunlarına olsun.

Kaliteli şehir, kaliteli insan yetiştirmekle olur. Kaliteden uzak zihniyetler her zaman neden oldukları çöküntüler içinde veballerini boyunlarına takarak gelir giderler. Dilerim bundan sonra bu şehir artık büyük tecavüzlere de maruz kalmaz. Zira Tecavüzün küçüğü büyüğü olmaz, lakin vebali büyük olur diyerek kalın sağlıcakla…

 

Anasayfa