HABER ARAMA
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
SON DAKİKA HABERLER
thy iletişim Sunexpress İletişim anadolujet iletişim

Derya DERVİŞOĞLU KÖKEÇ

Derya DERVİŞOĞLU KÖKEÇ

ANILAR KUMBARASI

13 Ocak 2021 Çarşamba Saat: 09:47

Anılar kumbaramın kapağını açtım bugün. Çocukluğumun geçtiği sokaklarda yürüyüp, kendime ait bir iz aradım. Akşam ezanından önce içeri girmek zorunda olduğum o rutubetli, iki göz odalı evin camındaki tüller, orada birileri için hayatın devam ettiğini gösteriyordu. Zaman sadece insanları mı değiştirir? Her şey ne kadar değişmişti…

Benim çocukluğumun geçtiği mahalledeki evlerin genellikle sıvası ve boyası olmazdı. Bu mahalledeki bazı evlere sokak hizasından ya da bu hizadan aşağı inen merdivenlerle; epey ilerde, bize benzeyen, bizim gibi hayati fonksiyonları olan ama daima bizden farklı olan zenginlerin evlerine ise, daima yukarı çıkan merdivenlerle ulaşılırdı. Bizim evlerin çatılarındaki paslı saclardan dökülen yağmur sularının toprakta açtığı oyuklar, yoksulluğumuz gibiydi.

Bazı evlerin yaz-kış birkaç camı hep kırık olur, bu kırıkların oluşturduğu boşluklara meydan okuyacak desenli minderler konulurdu. Menteşeleriyle pek de samimi olmayan ahşap kapıların arkasından bile olsa güvenliğimize verdiğimiz önemle, “ kim o? “ demeyi ihmal etmezdik. Ve o kapıların önünde, kocasına kızınca hırsını çocuğundan alan annelerin yağmur ve kar sularına bağışıklık kazanmış, naylon ayakkabıları olurdu.

Kimsenin kimseden çok farklı ya da üstün evinde odası, mobilyaları, giyim-kuşamı, hatta konuşacak şeyleri bile olmazdı. Üstelik bu mahallenin her zaman yalınayak çocukları, oduna doymamış sobaları, mahalle bakkalının veresiye defterinde adı; alışverişlerde akşam pazarı satış seçeneklerini en iyi şekilde değerlendiren insanlarının ise, sofrada tam dolmamış yemek tabakları olurdu. Yokluk, bu mahallede her gün başka bir şekilde kendini gösterir ve bizler bu durumdan gizlenmek için, aşağı inen merdivenlerde saklambaç oynardık…

Şimdi ben saklandığım yerden çıktım. Şurada koşup, düşünce dizimi kanattığım merdivenden geçerken başka acılar duyuyorum üstelik. Evlerinin duvarlarına yazılar yazıp, resimler yaptığım bu mahalle ve sokağın büründüğü sessizlikte, bana benzeyen çocuklar arıyorum.

Annemin elişi çantasını alarak gittiği hiçbir komşusunu, hiçbir camda göremiyorum. . Az ileride, derenin kenarındaki boş araziye kimse çamaşırlarını asmamış. Bugün hava güzel, herkes erkenden toplamış olmalı. Vitrininin önünden sokak kedisi gibi ayrılamadığım o bakkal, artık orada değil ve cebimdeki para bir işe yaramıyor. “Kimse yok mu?” diye bağırasım var, ama annem başkalarını rahatsız ettiğim için bana kızabilir. Görünürde kimsecikler yok. Ebe diğer saklananları bulmuş ve herkes bir yerlere dağılmış olmalı…

Burası sanki bir deniz gibi ve birisi anılarımın ayağına ağır bir taş bağlayıp, buraya atmış gibi hissediyorum…


Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?
 

Ordu Yeni Haber Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları