Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ordu’da düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginde partililere seslendi. Altınordu Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan kalabalığa hitap eden Özel, konuşmasında yerel başarıları övdü, iktidarı sert biçimde eleştirdi, fındık üreticileri, emekliler, nadir toprak elementleri konularında önemli mesajlar verdi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür, “Bir yanı mavi, bir yanı yeşil. Bir yanı yayla, bir yanı sahil. Fındığı dalında, sevdayı kalbinde, mertliği yüreğinde taşıyan Ordu. Hepiniz hoş geldiniz. Hepinizi saygı ile selamlıyorum. Toprağa can, fındığa ömür veren Ordu’dayız. Dünyanın en güzel manzaralarından birine sahip olan Boztepe’nin hemen yamacındayız. Karadeniz’in coşkun dalgalarını seyrederken, yüreğindeki insan sevgisini, mücadele azmini, haksızlığa gelememeyi, herkesin hakkını kendi hakkı gibi savunabilmeyi şiar edinmiş Karadeniz’in güzel insanları hepiniz hoş geldiniz, hepinizi saygı ile selamlıyorum” dedi.
Özel, şunları söyledi:
“ONLAR SONUNA GELDİ, BİZ DAHA YENİ BAŞLIYORUZ”
“Bugün Altınordu’da Cumhuriyet Meydanı’ndayız. Bundan önceki dönemde Ordu’da bir belediye başkanımız vardı ve Gülyalı’da 28 yaşında göreve gelen, bir gence olanak tanındığında neler yapabileceğini gösteren bir belediye başkanımız vardı. Ordu’nun en küçük ilçesinden bugün merkez ilçesine, Altınordu’ya aday olup, Altınordu’yu rekor oyla kazanan Ulaş Tepe’ye ve ona sahip çıkan sizlere partim adına yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun. 31 Mart gecesi Türkiye’de partimiz 47 yıl sonra birinci parti olurken Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurulduğu günden beri ilk kez ikinci parti haline getirip seçimlerde önünde yer alırken Türkiye’de nüfusun yüzde 65’ine hizmet edecek bir seçim zaferini kazanırken Ordu’da da bir olan belediyemizi hem merkez ilçeyi alarak, hem de 47 yıl sonra Leyla Çıtır ile Çamaş’ı alarak, 25 yıl sonra Cemil Coşkun’la Gürgentepe’yi alarak ve 51 yıl sonra Bülent Güney ile Kabataş’ı alarak, bir büyük başarıya imza attık. Henüz yolun başındayız. Onlar sonuna geldi, biz daha yeni başlıyoruz. Ordu Büyükşehir’i alacağız. Ordu’nun bütün ilçelerini alacağız. Çünkü Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partili belediyeler icraatlarını yaptıkça, insana dokundukça; sokakta, mahallede, kahvede, tarlada, camide, her yerde sizlerle temas ettikçe millet, doğruyu da yanlışı da çalışkanı da tembeli de yaptığı hizmetle kente katkı sağlayanı da kendine katkı sağlayanı da ayırıyor. Bu bize bir sonraki başarıyı ve bir sonraki başarıyı getiriyor. Onun için Ordu’da bu önemli başarıdan sonra ben çok daha büyük işleri başaracağımıza yürekten inanıyorum. Tabii marifet iltifata tabii. Bir seçim kazanılırsa örgütle kazanılır. Kazanan - kazanmayan ama bu parti için emek veren tüm ilçe yönetimlerine, ilçe başkanlarına ve İl Başkanımız Bülent Akpınar’ın şahsında tüm Cumhuriyet Halk Partisi örgütüne yürekten teşekkür ediyorum. Tüm belediye başkanlarımızı, hangi partiden seçilmiş olursa olsunlar sizlerin, Ordu’nun oylarıyla göreve gelen tüm belediye meclis üyelerini de yürekten kutluyorum. Tabii bu başarılar sırasında Ordu’da milletvekilimiz Doktor Mustafa Adıgüzel’in ve Ordu’nun ‘Ya bu ne güzel iş, bu ne güzel hizmet’ diye baktığınızda hep altından imzası çıkan geçmişte Genel Başkan Yardımcımız, değerli ağabeyim Seyit Torun’un emeklerini, ikisinin de mücadelesini görmek lazım. Ayrıca Ordu’da bir seçimde Cumhuriyet Halk Partisi şükürler olsun ki yeniden iki milletvekili seçildi. ‘Daha iyileri olacak’ diye söylüyorduk. Seçim beklemeden milletvekili sayımızı üçe çıkardık. Cemal Enginyurt’a da bir kez daha kendi memleketinden ‘Hoş geldin baba ocağına’ diyorum.”
“68’İNCİ EYLEMDE MEYDAN DOLUP TAŞIYORSA DOĞRU YOLDAYIZ”
“Değerli Ordulular, bir cumartesi günü ki belki de havanın bu kadar müsaade edeceği bir cumartesi daha olmaz. Sizler bugünü bize ayırdınız. Buraya geldiniz. Bu meydanı, bu koca meydanı ve siyasette seçim atmosferi yokken meydanı doldurmakla kalmadınız, meydandan dışarılara taştınız. Karşılarda bizi görebilen her yerde, balkonlarda burayı şereflendirdiniz. Bu tarihi gün için size teşekkür ediyorum ve şunu söylüyorum: Elbette meydanlara gelinir, konuşulur. ‘Dolmaz’ denen meydanlar doluyorsa dolup da taşıyorsa bu insanlar yüreğinde bu mücadele azmini taşıyorsa 68’inci eylemde Ordu tarihe geçiyorsa doğru yoldayız. Kimin ne dediğine bakmayın. Artık devleti devlet gibi yönetmekten vazgeçmiş, her alanı yetkili ama yetkilerini aşan ya yetkisiz, yetki kullanan birilerine emanet etmiş, ‘Koltuktan inmeyeyim, gerisi ne olursa olsun’ diye bakan, emekliyi, asgari ücretliyi, emekçiyi, çiftçiyi, fındık üreticisini, esnafı düşünmeyen birileri sadece iktidarda kalmak için salonlarda salon siyaseti yapa dursunlar. Yazın serini, kışın sıcağı sevsinler. Kendi atadıklarına kendilerini alkışlatsınlar. Biz meydan meydan taşmaya, iktidara koşmaya devam ediyoruz. Bunun için bu meydanı görüp de evinden ‘Aferin Ordu’ya. Ne güzel Ordu, ne güzel oldu bugün Ordu’ diyen 81 ildeki tüm vatandaşlara söylüyorum. Aldığın maaştan şikayetin varsa, kasaptaki etin fiyatından, mandıradaki peynirin fiyatından şikayetin varsa, bir çay ile bir simit bile artık lüks olduysa, ürünün para etmiyorsa, itirazın varsa, çocuğunun eğitiminden memnun değilsen ya da evladın geleceğini başka ülkelerde hayal ediyorsa, buradan birileri umut kesiyorsa o zaman evde o kumandayı bir yere bırakacaksın, o pijamayı çıkaracaksın. Nereye çağırılıyorsan koşacaksın. Meydanı, sokağı boş bırakmayacaksın. Mücadele edeceksin. Ancak öyle kazanacağız. Karşımızda acımayanlar, halden anlamayanlar; bırakın arkadan, yere düşene vurmaya doyamayanlar var. Karşıma Feri Zeyrek kardeşimin resmini koymuşsunuz. Biz onunla inandık, Manisa’da yüzde 6 oy da aldık, yüzde 60 oy da aldık. 15 - 20 yılda partiyi yüzde 6’dan, yüzde 60’a çıkardık. Bakın Ferdi’nin gözlerine, o gözler her şeyi gösteriyor. Ferdi gibi çalışacağız, onun gibi inanacağız. Onun gibi sevecek, onun gibi mücadele edeceğiz.”
“BELEDİYE BAŞKANLARIMIZIN BİN 50 AÇILIŞI BEKLİYOR”
“Bugün bu otobüs Altınordu’da, Cumhuriyet Meydanı’nda; 68’inci kez bir meydanda, bir eylemde. 29 yaşında göreve getirdiğimiz Ulaş Başkan, beş yıl görev yaptı ve yeniden aday oldu. 19 ay sonra da buraya Genel Başkan olarak geldim. İlk adaylığında yedi sene önce de arkasındaydım, bu sefer de arkasındaydık. Ona çok inanıyorduk. Biraz önce otobüsün arkasına geldi. gözümün içine bakıyor. Dedim ki ‘Ulaş ne yaptın, ne ettin diye baktım.’ Bakıyor yüzüme, dedim ‘Olmamış.’ Böyle bir an baktı. Vallahi ben Ulaş’ın karnesine baktım, ona da şakayı yaptım ‘Olmamış’ diye. Bir gelin birlikte bakalım. Türkiye duysun: Halk Süt kurmuş, çocuklara 845 bin paket süt dağıtmış. İki kent lokantası açmış ve bugüne dek 155 bin öğün yemek sunulmuş. Halk Et satış noktası açılmış, biliyor musunuz? Halk Et satış noktasında 55 bin ton et uygun fiyata satılmış, satılmaya devam ediyor. Emekliler nerede bir göreyim. Emeklihane var mı? Kaç para emeklihanede çay? Emeklihane açılmış, 5 liraya çay içiyor emekliler. Hepsi Ulaş’a el sallıyor, öpücük atıyorlar. Kırsal mahallelerde mobil kuaför hizmeti sunulmuş, 23 tur atılmış şimdiye kadar. 52 bin metrekare yeşil alan düzenlenmiş, dört yeni park yapılmış 19 ayda. İstanbul Büyükşehir’le imzalanan protokolle kentteki tüm tarihi alanlar yenileniyor. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kapattığı Gençlik Merkezi, Düşünce Enstitüsü tekrar açılmış. Mama üretim merkezi açılmış, can dostlarımız için 80 bin ton mama belediye imkanlarıyla üretilmiş ve dağıtılmış. 10 kilometre sıcak asfalt, 14 kilometre beton yol, 8,5 kilometre yağmur suyu hattı döşenmiş. Vallahi bu delikanlı alkışı hak etmiş. Ayrıca refakatçi evinden belediye konservatuarına, düğün salonundan kreşe, Patiköy doğal yaşam alanından katlı otoparka, yaşam alanlarına çok sayıda proje bitme evresindeymiş. Bunların hepsi için de bizi defalarca açılışlara çağırdılar. Ümit ediyorum bundan sonra da Ulaş çalışacak, belediye başkanlarımız çalışacak, Leyla Başkan’ın, Cemil Başkan’ın, Bülent Başkan’ın ve Ulaş Başkan’ın sizlere hizmetlerini gururla açacağız. Hepinize hayırlı, uğurlu olsun. İktidarın yolunu partimize ve Türkiye’ye onlar açıyor.”
“BİZ YORULDUK SÖYLEMEKTEN, AKP YAPMAMAKTAN UTANMIYOR”
“Tabii yapılanları söyledik, benim için bunları söylemek ve sizin için de duymak güzel. Bir de yapılmayanlar var. Oy alırken Ordu’ya gelip yüzünü dönüp, seçimden sonra arkasını dönenlerin yapmadıkları, bir de yaptıkları var. Ordu’ya her geldiğimde, grup başkanvekili olarak defalarca basın toplantılarında, mitinglerde ve Genel Başkan olarak Ordu’nun her bahsi geçtiğinde ben yoruldum okumaktan, ama onlar yapmamaktan utanmıyorlar. 2015’te ‘Bir yıla biter’ dedikleri Gölköy - Gürgentepe yolu halen bitmemiş. Doğru mu? Kabadüz - Çambaşı yolu 15 yıldır bekliyor. Doğru mu? Ünye - Akkuş - Niksar yolunu 2027’ye ertelemişler. Kumru - Korgan yolunu dokuz yılda 3 kilometre ilerletebilmişler. Fatsa Çevre Yolu halen yok, Samsun - Sarp demiryolu projesi yılan hikayesi oldu.
“ORMANLARA VE TARIM ALANLARINA MADEN RUHSATI VERİLİYOR”
“Bir de benim en üzüldüğüm konulardan bir tanesi Ordu’ya dair, Giresun’a dair, Karadeniz’e dair. Biraz da alçaktan giderseniz uçakla, helikopterle. Bir bakıyorsunuz ki bu güzel sahil şeridinin arkasında dağlar delik deşik, ormanlar delik deşik. Sonra bir bakıyorsunuz ki rakamlara, olandan beter olacak olanlar var. Bugün Ordu’nun yüzde 74’ü maden ruhsatlarına açılmış durumda. Ormanların yüzde 65’i maden ruhsatı olarak verilmiş. Tarım alanlarının yüzde 76’sı maden ruhsatlarına ayrılmış durumda. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, elbette madenler çıkarılsın, işlensin birazdan ona da değineceğim. Ama ‘Önce insan’ diyen, ‘Önce doğa’ diyen, ‘Önce Ordu’ diyen ve tarım alanlarına ve ormanlara sahip çıkan anlayışımızı sonuna kadar sürdürüyoruz. Buradan asla taviz vermedik, asla taviz vermeyeceğiz. ‘Bu yıl rekolte yüksek olacak’ dediler, fındığın fiyatını önce bir aşağıya doğru asıldılar. Fındık bahçelerini don vurdu, güneş yaktı, kokarca bastı. Maalesef bilhassa Ordu’da rekolte çok düşük kaldı. Böyle olunca bir miktar fiyatlar yukarıya doğru gidiyordu ki bu güya adı dünya devi boyu devrilsin. Fındıkta tekel olan firma çıktı açıklama yaptı. Kendi yapmıyor da Avrupa’nın en saygın basın yayın kuruluşlarından bir tanesine yalan haber sızdırıyor. ‘Efendim bu sene Türkiye’den fındık almayacağız.’ Böyle olunca piyasada bir manipülasyon, bir panik. Fındık fiyatları aşağıya doğru gelmeye başladı. Ben bunlara en sert tepkiyi göstereceğimizi söyledim ve Rekabet Kurumu’nu göreve davet ettik. 50 olmalıydı ama arada 30 bin ton alım zorunluluğu getirmişler. En az 50 bin - 75 bin ton olması gerekir ama Rekabet Kurumu duruma baktı, bunlar da alım yapacaklarının taahhüdünü verdiler. Buradan öyle dünya devi tanımam. Bu fındıkta bir tane dünya devi var; Ordu, Giresun, Karadeniz. Öyle bugün fındık üreticisini ezmeye kalkarsan bunu bu sene yaparsın. Belki ömrün vefa ederse seneye de yaparsın. Sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümetinin başına gelecek kişi öyle sonuncusu gibi çiftçiye, fındık üreticisine ‘Al ananı da git’ diyen biri değil, tam tersine ‘Çiftçi milletin efendisidir’ diyen biri olacak.
“FINDIK ÜRETİCİSİNİ AYAĞA KALDIRACAĞIZ”
“AK Parti’nin kara düzeni var Türkiye’de. AK Parti’nin kara düzeninde bir tekel şirketi, işçisi haline getirmeye çalışıyor bütün fındık üreticilerini. FİSKOBİRLİK’i ayağa kaldırmamız lazım. Toprak Mahsulleri Ofisi ile iş birliği içinde üreticiyi kollayan bir düzen kurmak lazım. Bu fındığı öyle bahçeden satmak değil, ya da iç fındık olarak satmak değil. Bu dünya devir denen ne yapıyorsa onu belli bir noktaya kadar bizim yapmamız, çikolata üreticilerine ara mamul olarak ya da dünya piyasasına son mamul olarak bizim satmamız lazım. Şimdi FİSKOBİRLİK’i ayağa kaldırmadan, Toprak Mahsulleri Ofisi ile birlikte çalışmadan öyle ham ürünü değil, son ürünü satacak planlamaları yapmadan biz 10 dolar kazanıyoruz, öbürü 20 dolar kazanıyor. En sonuncu 50 dolar kazanıyor. Biz bu işten çırak çıkıyoruz. Size söz veriyorum; fındık Ordu’da sadece fındık üreticisinin değil, bütün Ordu’nun ekonomisidir. Size söz veriyoruz, fındık üreticisini de Ordu’yu da ayağa kaldıracağız iktidarımızda.”
“EMEKLİLER BU SEFALETE MAHKUM DEĞİLSİNİZ”
“Değerli Ordulular, demin söyledim emekliler ‘El kaldırsın’ diye. Hatta en düşük emekli maaşı alanlar el kaldırsın. Neredeyse yüzde 80’i en düşük emekli maaşı alıyor. 16 bin 800 TL, öyle mi? Tayyip Bey geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. İnanmayan gitsin bir kuyumcuya 2002 yılının altın fiyatını sorsun. 2002 yılı en düşük emekli maaşını önüne alsın; 8 çeyrek altın. Bugün ise 1,5 çeyrek altın. Altın oldu 11 bin TL, en düşük emekli maaşı 16 bin TL. Yani Tayyip Bey hiç gelmese, hiç bu işlere karışmasa, olduğu gibi kalsa bugün en düşük emekli maaşı, en az 80 bin TL. Bu 16 bin 200 liralık sefalete asla ve asla mahkum değilsiniz. Bu bizim hakkımız değil. Yıllarca çalışıp, alınteri döküp, göz nuruna katıp, dirseklerini çürütüp, elleri nasır tutmuş emeklinin alması gereken maaşı dörtte birine, beşte birine düşürüp memleket yönetilmez.”
“HEPİMİZ AYNI ANAYASA ÇATISININ ALTINDAYIZ”
“Bir büyük tehlike var. Ordu’dan, hatta Ordu’daki MHP’lilere, AK Partililere bu meydanda seslenerek çağrı yapmak isterim. Hepimiz aynı çatının altındayız. Anayasa bu milletin çatısıdır. Toplum sözleşmesidir. Senin tapun varsa, anayasada güvence hakkı varsa, mülkiyet hakkı, tapun para eder. Evlisin, anayasal güvence sayesinde evlenme cüzdanı, nafaka hakkı verir, evlenme cüzdanı miras hakkı verir. İş adamısın, paranın güvencesi, malının güvencesi anayasadır. Her birimizin malı, canı anayasa sayesinde kanunlarla korunmaktadır. “VAADİMİZ; GÜÇLÜ YURTTAŞ, GÜÇLÜ KARADENİZ, GÜÇLÜ TÜRKİYE”
“‘Kazanan Türkiye’de’ fındık üreticisi de kazanacak, sanayicisi de kazanacak. Hatta milli piyango alan hep tüpçü kazanmayacak, bazen bilet alanın biletine ikramiye de çıkacak. Kurumların tamamının içinin boşaldığı, bahis oyunlarında dahi şikelerin yapıldığı adeta tuzun koktuğu bu memlekette gelir adaletini de mahkeme adaletini de biz sağlayacağız. Bundan sonraki süreçte Türkiye’de hep birlikte kazanmanın, hakça ve eşitçe bölüşmenin, güvenli yarınları birlikte hayal etmenin ve her birimizin, kendimizin de komşumuzun da evladımızın da güçlü birer yurttaş ve Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olmanın gururunu taşıyan birer yurttaş haline nasıl geleceğimizi anlatacağız. Türkiye’yi nasıl yöneteceğiz, parti programımızda. Bugüne kadar çok sorun söyledik, sorunları hep tespit ettik ama ‘Nasıl çözeceğiz, nasıl yöneteceğiz? Bu ülke bizi iktidara getirdiğinde bu cendereden, bu darboğazdan, bu çoklu krizden onu nasıl çıkacağız? Nasıl 100 yıl önce olduğu gibi Türkiye’yi şaha kaldıracağız, herkesin yüzünü güldüreceğiz?’ İşte bunları ayın sonundaki kurultayımızda Türkiye’ye ilan edeceğiz. Türkiye, seni kazanmaya davet ediyoruz. Hepinizi güvenli bir geleceğe davet ediyoruz. Güçlü yurttaş, güçlü Karadeniz, güçlü Ordu, güçlü bir Türkiye vadediyoruz. Hep birlikte iktidar yürüyüşüne var mısınız? Birlikte yürüyecek miyiz? Haydi, o zaman Ordu, haydi Ordulular, Gazi Mustafa Kemal’in askerleri, yürüyelim arkadaşlar.”