19 Mart 2026 Perşembe

ŞEYHOĞLU: ATAMA SAYISI EN AZ 40 BİNE YÜKSELTİLMELİ!

Türk Eğitim Sen Ordu İl Başkanı Metin Şeyhoğlu, Mağduriyetlerin giderilmesi ve öğretmen açığın kapatılması için yapılması gerekenleri sıraladı.
Yayınlama: 26.11.2025 12:58 Güncellendi: 17.03.2026 02:22 198 okuma
ŞEYHOĞLU: ATAMA  SAYISI EN AZ 40 BİNE YÜKSELTİLMELİ!

Türk Eğitim Sen Ordu İl Başkanı Metin Şeyhoğlu, Mağduriyetlerin giderilmesi ve öğretmen açığın kapatılması için yapılması gerekenleri sıraladı.

Başkan Şeyhoğlu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada; “15 bin olan öğretmen atama sayısı en az 40 bine yükseltilmelidir. Milli Eğitim Akademisi’ndeki adaylık eğitim süresi 2 aya düşürülmeli, böylece arkadaşlarımızın en kısa zamanda göreve başlaması sağlanmalıdır. Milli Eğitim Akademisi kapsamında yapılacak 10 bin öğretmen atama sayısı artırılmalıdır” dedi.

“KADRO SAYISI ÇOK YETERSİZ”

“Sınıflarımızda yeterli sayıda öğretmen yoksa yapılan bu tasarrufların ve alınan ekonomik tedbirlerin bir anlamı kalmayacaktır” diyen Şeyhoğlu; “Milli Eğitim Bakanlığı’nın, ülkedeki öğretmen ihtiyacını giderme konusunda en istekli ve sorumluluğa sahip kurumdur. MEB elbette öğretmen atama sayısının artırılması ister; ancak, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın MEB’e tahsis ettiği kadro sayısı çok yetersizdir.

Bilindiği gibi Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek göreve geldiğinde tasarruf tedbirlerini hayata geçirmişti. Bir ülkenin ekonomik sorunları varsa, bu sorunlara yönelik tedbirlerin alınması ve uygulanması elbette doğru olandır.

“EĞİTİMDE TASARRUF OLMAZ”

Ancak bizim temel tezimiz şudur: Eğitimde tasarruf olmaz. Diğer alanlarda yapılacak tasarrufların olası olumsuz etkilerini kısa sürede telafi etmek mümkündür; bir başka deyişle, diğer alanlardaki eksikler hızla giderilebilir. Fakat eğitimde yapılacak tasarrufların yol açtığı eksiklerin, on yıllara sirayet eden kalıcı olumsuz sonuçlar doğuracağı göz ardı edilmemelidir.

Bu nedenle her alanda tasarrufa ‘evet’ derken, eğitimde tasarrufa ‘hayır’ diyoruz. Eğitimde giderilmesi gereken acil ihtiyaçların başında öğretmen açığı gelmektedir. Sınıflarımızda yeterli sayıda öğretmen yoksa yapılan bu tasarrufların ve alınan ekonomik tedbirlerin bir anlamı kalmayacaktır. Çünkü eğitimin en temel ve asli unsuru öğretmendir” şeklinde konuştu.

HİÇ ÜCRETLİ POLİS, ÜCRETLİ DOKTOR VEYA ÜCRETLİ HEMŞİRE GÖRDÜNÜZ MÜ?

Tüm öğretmenlerin sadece kadrolu atanmasını isteyen Şeyhoğlu, ne yazık ki öğretmenlerimizin bir kısmının ücretli adıyla, belirli saat dilimlerinde, part-time ve sadece ek ders ücreti karşılığında çalıştırıldığını ve bunun adına da ücretli öğretmenlik denildiğini ifade etti.

Şeyhoğlu, “Türkiye’de hangi mesleğin ‘ücretli’ çalışanı bulunmaktadır? Hiç ücretli polis, ücretli doktor veya ücretli hemşire gördünüz mü?” diye sordu.

Asgari ücretin şu an 23 bin TL olduğunu hatırlatan Şeyhoğlu, ücretli öğretmenlerin neredeyse tamamının, Türkiye’deki en dip ücret olan asgari ücretin bile altında bir gelirle yaşam mücadelesi verdiğine vurgu yaptı.

Bir öğretmenin, bu ücret ile temel ihtiyaçlarını; yani barınma, ulaşım ve eğitim gibi zaruri giderlerini nasıl karşılayacağını soran Şeyhoğlu, asgari ücretin altında öğretmen çalıştırmanın, bu ülkeye ve eğitime yapılmış büyük bir ayıp olduğunu söyledi.

“BU AYIPTAN KURTULMANIN TEK YOLU”

Bu ayıptan kurtulmanın tek yolunun, ücretli öğretmen görevlendirmeye ihtiyaç kalmayacak şekilde yeterli sayıda kadrolu öğretmen ataması yapmak olduğunu bildiren Şeyhoğlu, “Ücretli öğretmenlik, aslında geçici bir pansuman tedbirdir. Öğretmenler askere gittiğinde, doğum iznine ayrıldığında veya uzun süreli sağlık raporu aldığında, İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri geçici bir çözüm olarak ücretli öğretmen görevlendirirler.

Ancak bugün geldiğimiz noktada, bu geçici pansuman tedbirin maalesef asal istihdam haline getirildiğini görmekteyiz. Oysaki mevzuata göre asgari ücretin altında personel çalıştırmak mümkün değildir ve bu bir suç teşkil eder” diye konuştu.

“SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİĞİNDE KALDIRILMASI GEREKİR”

Sözleşmeli öğretmenliğin de kaldırılması gerektiğini bildiren Şeyhoğlu, “Kamuda aynı işi yapan çalışanlar farklı statülerde istihdam edilemez! Bu durum, çalışma barışını bozmakta ve adaletsizliğe yol açmaktadır. Öğretmen öğretmendir. Tüm öğretmenler arasında ayrım yapılmaksızın sadece kadrolu istihdam modeli esas alınmalıdır” dedi.