UYANIYOR...
Köylerde insanlar mutsuz.
Suratlar asık.
Pek keyfi yok kimsenin.
Emeklerinin karşılığını alamamanın hüznü yaşanıyor.
Masraflarını çıkarabilenler şanslı.
Bu defa bir şeylerin değişmesini umut ederek bekliyorlar.
Lakin değişen bir şey yok yıllardır.
Fındık kabuğunu doldurmayan cümleler kurulmaya devam ediyor.
Klasik beyanlar manşetleri süslüyor.
İktidar, muhalefet yetkili, yetkisiz masal anlatıyor sadece.
Hepsi kötü, sonu belli olan bir masalın içinde,
Herkes masal kahramanı gibi davranıyor olsa da,
Görünürde elde tutulur bir şey yok.
Sonuç malum.
Sıfıra sıfır elde var yine sıfır.
Anlatılan masallarla uyutuyorlar insanı.
Lakin bu masallar can sıktı artık.
***
Her sene masal anlatılıyor.
Her sene paşa paşa o masalları dinliyoruz.
Pamuk Prenses ve 7 cüceler masalını bilirsiniz.
Lafı fazla uzatmadan özetlersek, kötü kalpli kraliçe, sihirli aynasına dünyada en güzelin kim olduğunu sorar. Ayna, bir gün Pamuk Prenses'in kraliçeden daha güzel olduğunu söyler.
Kraliçe, prensesi öldürmesi için bir avcıya emir verir.
Avcı Pamuk Prenses'e kıyamaz ve onu ormana bırakır.
Ormanda kaybolan Pamuk Prenses, küçük bir kulübeye sığınır. Bu kulübe yedi cüceye aittir. Cüceler prensesi sever ve korur.
Kraliçe prensesin yaşadığını öğrenir. Yaşlı bir satıcı kılığına girip prensese zehirli elma verir. Elmayı ısıran Pamuk Prenses derin bir uykuya dalar.
Ve mutlu son…
Cüceler onu cam bir tabuta koyar. Yoldan geçen bir prens Pamuk Prenses'i görür, ona âşık olur ve onu öperek uyandırır.
Öperek uyandırmayı başarıyor Prens.
Bir öpücük uyandırmaya yetiyor prensesi.
Gözlerini açıyor.
O bile derin uykusundan uyanıyor.
Uyanıyor…
Vallahi, billahi uyanıyor be…