2 Nisan 2026 Perşembe
SON DAKİKA

ZENGİN; “YETKİLİ SENDİKA SÜRECİ YÖNETEMEDİ”

Türk Sağlık Sen Ordu İl Başkanı Fatih Galender Zengin, Yetkili Sendikanın Toplu Sözleşme sürecini yönetemediğini belirterek yaptığı açıklamada sert eleştirilerde bulundu.
Yayınlama: 26.11.2025 13:45 Güncellendi: 31.03.2026 05:23 1186 okuma
ZENGİN; “YETKİLİ SENDİKA SÜRECİ YÖNETEMEDİ”

Türk Sağlık Sen Ordu İl Başkanı Fatih Galender Zengin, Yetkili Sendikanın Toplu Sözleşme sürecini yönetemediğini belirterek yaptığı açıklamada sert eleştirilerde bulundu.

Başkan Zengin; “Yetkili sendika Toplu sözleşme sürecini yönetemedi. Hakem kurulu işlevsiz dedi, ardından sonra iki üye gönderip yani toplantı yeter sayısını sağlayarak hakem kurulunun toplanmasına sebep oldu. Tüm bu beceriksizliklerinin sonunda ise memuru 2026’%11 + %7 maaş artışı 2027 yılında ise yüzde 5 + 4’e mahkum ettiler” dedi.

Zengin, açıklamasının devamında; “Bugün TÜİK’in ekim ayına ilişkin açıkladığı verilere göre, geçtiğimiz ay mal ve hizmet fiyatları ortalama %2,55 oranında artmıştır. Yıllık enflasyon oranı ise %32,87 olarak gerçekleşmiştir.

Sadece Temmuz-Ekim arasındaki dört aylık dönemde enflasyon %10,83’e ulaşmış; temmuz ayında memur ve emeklilere verilen %5’lik maaş artışı içinde tamamen eriyip yok olmuştur. Resmî verilere göre bile kamu çalışanlarının alım gücü üç ayda 5,83 puan azalmıştır. Yani 4 ayda gerçekleşen enflasyon, 6 ay için verilen zammı ikiye katlamıştır. 

Toplu sözleşme masasında dile getirdiğimiz uyarı ve taleplerin ne kadar haklı olduğu bir kez daha açık biçimde görülmüştür.

Kamu çalışanlarının ücretleri sadece bütçe kalemleriyle ya da maliyet hesabıyla değerlendirilemez; emeğin, fedakârlığın ve sosyal adaletin göz ardı edildiği hiçbir ücret politikası sürdürülebilir değildir” diye konuştu.

Bu nedenle; Refah payı talebimiz bir lüks değil, yaşam zorunluluğu haline gelmiştir diyen Başkan Zengin, şu şekilde devam etti; “Enflasyon farkı, oluştuğu anda maaşlara gecikmeksizin yansıtılmalıdır.

Seyyanen zam uygulamasıyla kamudaki ücret adaletsizliği giderilmeli, aynı işi yapan kamu çalışanları arasında statü farkından dolayı uçurum oluşmasına izin verilmemelidir.

Malum-Sen’in ikinci bir fiyaskosu ise gördüğünüz gibi promosyonlardadır. Yetkili sendika olarak promosyon görüşmelerine ve ihale sürecine alınmadıkları için itiraz bile etmemişlerdir. Bir faizsiz kredi türküsüne sarılmışlar onunda yeni imzalanan sözleşmelere bakınca ortada olmadığı görülmüştür.

Bundan sonrası kamu çalışanlarına, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarına düşmektedir. Çalışanlar artık karar vermeli, yetkiyi ehline yani Türk Sağlık-Sen’e vermelidir. Bunların hali ortada, kamu çalışanları da gereğinin ne olduğunun farkına varmalıdır.

Biz ise dün olduğu gibi bugünde yarında haklı ve kararlı mücadelemizi sürdüreceğiz. Ek zam talebimizi tüm platformlarda ısrarla dile getirmeye devam edeceğiz. Reel anlamda bir artış için gereklilik olan refah payının verilmesi için tüm gücümüzle gayret göstereceğiz.

Tüm çalışanları kapsayacak 3600 ek gösterge düzenlemesi ve kamuda tüm çalışanların kadrolu istihdamı gibi kırmızı çizgilerimizi savunacağız. Tüm sağlık çalışanları için tek kalem maaş talebimizi ısrarla devam ettireceğiz.

Taban, teşvik ve destek ödemelerinin acilen artırılması, Tüm ödemelerin emekliliğe yansıtılması, Sosyal hizmet tazminatının hayata geçirilmesi, Üniversite Hastanesi çalışanlarının tayin ve atama sorunlarının çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Nöbet ücretlerinin komik rakamlardan kurtarılması, Mülakatın kaldırılarak, orta ve alt düzey yöneticiliğe sınavla atamanın yapılması, tüm sağlık kurum ve kuruluşlarının sıfır toleranslı alan ilan edilerek sağlıkta şiddetin en aza indirilmesi gibi temel taleplerimizi haykırmaktan geri durmayacağız.