HABER ARAMA
Ordu Nöbetçi Eczaneleri
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
SON DAKİKA HABERLER
thy iletişim Sunexpress İletişim anadolujet iletişim

Derya DERVİŞOĞLU KÖKEÇ

Derya DERVİŞOĞLU KÖKEÇ

Nası Izrar

7 Nisan 2021 Çarşamba Saat: 09:54

İnsanoğlunun yaşam alanlarını tehdit eden canlılarla mücadelesi, her zaman etkin bir rol oynama çabası içerisinde olmuştur. Ağaçların gelişimini engelleyen böceklerin, toprak altındaki bitki kökleri ile beslenen larvaların, meyve ağaçlarına kamp kuran yaprak bitlerinin, tahıl seven kemirgenlerin; evlerde de, özellikle yün kumaş ve mobilyalara zarar veren güvelerin, eklem bacaklılar ya da haşerelerin hem insan sağlığına hem de doğada fizyolojik zayıflığa tehdit oluşturduğu görülmüştür.

Bazı türlerin bazı zararlıları ile mücadele edilmesi gerekse de, bu canlıların ekosistem üzerinde devamlılığı ve dengeyi sağlayıcı görevi de bilinen bir gerçektir. Ancak bilinen başka bir gerçek daha var ki; o da, verdiği zarar ilaçlamayla bile giderilemeyecek olan, diğer bir canlı türünün - insanın- oluşturduğu tahribattır.

Kendisine ve çevresine karşı tahrip gücü yüksek bu canlı, utanç dolu her davranışıyla şaşkınlığa ve öfkeye sebebiyet verir. Kamu malına verilen zarar ise, bunlardan sadece biridir. Olay; kimliği belirsiz kişilerce başlar, görenlerin homurdanmalarıyla devam eder, kolluk kuvvetlerinin müdahalesi ile de sona erer.

Peki sizce;

Şadırvanlardaki muslukları kırmak ve tarihi çeşmelerdeki oluk ve sahanlıkları tahrip etmek nasıl bir amaca hizmet eder?

Yağmur barınaklarındaki ahşapları baltalamak, hangi sapkınca duygunun eseridir?

Bankları yakanlar, kaldırım taşlarını sökenler, çöp konteynerlerini kullanılamaz hale getirenler, kendilerini utanç duygusundan nasıl muaf tuttular?

Camilerdeki dini kitaplara ve eşyalara zarar verenler, kutsal mekânların havasını nasıl teneffüs etmediler?

Mezarlıklarda define arayanlar ya da mezar taşlarına sprey boya sıkarak tahripte bulunanlar, bu zamana kadar hiç mi bir hece taşının önünde gözyaşı dökmediler?

Otobüs duraklarının camlarını, ATM’lerin ekranlarını ve güvenlik kameralarını, oyun parklarındaki aletleri kırarak kullanılamaz hale getirenler, şuursuzca davranışlarla sınırları neden zorladılar?

Denizlere döktükleri kimyasallar nedeniyle hem insan sağlığını hem de denizlerdeki canlıları tehdit edenler, sahillerdeki kirliliğe sebep olanlar, dere yataklarında çöp biriktirenler, ormanlık alanlara moloz yığınları dökenler, evlerinde de tozu halının altına mı süpürüyorlar?

Okul duvarlarına yazı yazanlar, eğitim materyallerini kullanılamaz hale getirenler, hastanelerin kapı ve camlarını kırıp, asansörlerini tekmeleyenler, belediyelerin taşınır ve taşınmazlarına zarar verenler ve kültürel mirasımız olan müzeleri tahrip edenler, güzel ahlak ve hasletlerini nasıl yitirdiler?

Peki, ahlak ve vicdan gibi en değerli özelliklerini kaybetmiş insanlar üzerinde cezai müeyyidelerin caydırıcılığı ne kadar etkili?

Sorular uzayıp gidiyor…

Hiçbir böceğin, larvanın, güvenin ya da haşerenin verdiği zarar; insanın insana ya da insanın doğaya, çevresine verdiği zarar kadar büyük görünmüyor!

 


Yazı Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Yazıya Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?
 

Ordu Yeni Haber Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları