TÜKETİM TOPLUMU AİLE
Tüketim toplumu, insanları “sahip olduklarım artarsa, isteklerime sahip olursam ve kendimi başkalarından üstün hissedersem mutlu olacağım” düşüncesine inandırdı. Aslında bu düşünce, 3 yaş öncesi çocuğun dünyasına uygundur. İki yaşındaki çocuk etrafında ne varsa “benim” diyerek her şeyi kendinde tutmaya çalışır. Anne- babasını birbirinden kıskanır, kendisini bütün dikkatleri üzerinde toplayan, en harika varlık olarak algılamaya çalışır. Bu dönem için, bu duyguya ihtiyacı vardır çocuğun. Ancak ileriki yaşlarda bu anlayış, insanları çocuklaştırır ve ruhsal büyümeyi durdurur. Bu anlayış “narsistik” bir içerik taşır ve sevginin yerine üstünlüğü koyar.
Ekonomik sistem üstün olmayı, yüksek statü sahibi olmayı insani değerlerin önüne koymuştur. Günümüz mutsuz insanın, ilişkilerin uzun sürmeyeceğine ve bu dünyada kalıcı bir sevgi yaşamanın mümkün olamayacağına ilişkin karamsar inançları vardır. Bu karamsarlığı aşmak içinde önlerine konan her şeyi satın almak isterler. Hiç değilse üstün olmak da bir hedeftir ve üstünlük yarışı her şeyin anlamsız olduğu duygusunu hissetmeden yaşamanın bir yolu haline gelir.
İşte bu tüketim toplumu aile sisteminde, eşlerin birbirleri yerine, dış dünyaya ruhsal yatırım yapmaları durumunda, çocuğa yapılan ruhsal yatırımı azaltır. Bu nedenle, çocuğun ilgi, alaka beklediği zamanlarda anne-babanın birbirine öfkesi artar. Birbirlerini suçlamaya başlarlar,
Bu ailelerde genel olarak kadın da erkek de çalışmaktadır ve çocuklara ya bakıcılar ya da büyükanneler bakmaktadır. Anne-babalar uzun saatler çalışmaktan dolayı yaşadığı suçluluk duygusunu çocuğun her istediğini yapmaya çalışarak kapatırlar. Her istediği yapılan çocuk giderek
aşırı öfkeli,
her istediğini yaptırmak isteyen,
fantezi dünyası yaşamaya eğilimli,
diğer çocuklarla bir yakınlık oluşturmayan,
işbirliği yapmayı bilmeyen ve kendisini çok önemseyen çocuklar haline dönüşür.
Görüldüğü gibi bu sistemde, bütün ruhsal yatırım, dünya içinde edinilecek statüye yönlendirilmiştir. Kendini buna kaptıranların
mekanik,
duygusal olarak fakirleşmiş,
devamlı canı sıkılan,
can sıkıntısından kurtulmak için devamlı kendilerine eğlence ve meşguliyet yaratmak zorunda kalan,
gergin, çoğu zaman da gerginlikten kurtulmak için alkol ve madde tüketimi artmış insanlara dönüştüklerini görürüz.
Mecburen narsistik kişilik özellikleri göstereceklerdir çünkü adapte oldukları sistem narsistiktir.
Çocuklar aslında bizim ne olduğumuzun önemli bir aynasıdır. Bu yazı, bir insanın doğumundan gelişimine kadar gereken yapıldığında, uygun bir aile ortamı oluşturulduğunda, güçlü ve büyümüş insanlar için hayatın daha kolay olacağına inandığımız için yazılmıştır.
Neler yapabiliriz bu sonraki yazını konusu olsun.