8 Ocak 2026 Perşembe
SON DAKİKA

  TÜRKİYE’DE ÇOCUKLARA SOSYAL MEDYA SINIRI GELİYOR!

Yayınlama: 07.01.2026 11:58 Güncellendi: 08.01.2026 11:36 3 okuma
   TÜRKİYE’DE ÇOCUKLARA SOSYAL MEDYA SINIRI GELİYOR!

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını sınırlandırmayı hedefleyen yasal düzenlemeyi ay sonuna kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunmaya hazırlanıyor. Dünyada özellikle Avustralya’da hayata geçirilen “sosyal medyada yaş sınırı” uygulaması, Türkiye’de de kamuoyunun ve uzmanların gündemine girmiş durumda.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Duygu Temel, böyle bir sınırlamanın çocukları dijital ortamların en riskli yönlerinden korumaya yönelik önleyici bir adım olarak görülebileceğini belirtti. Temel, uzun süredir ebeveynler ve eğitimciler tarafından dile getirilen kaygıların bu düzenlemeyle birlikte devlet politikası hâline gelmeye başladığını ifade etti.

ALGORİTMALAR ÇOCUKLAR İÇİN CİDDİ RİSKLER BARINDIRIYOR

Sosyal medyanın yaklaşık 20 yıldır hayatın bir parçası olduğunu hatırlatan Dr. Temel, bu süreçte çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerin daha görünür hâle geldiğini vurguladı. Algoritmaların kullanıcıları giderek daha uç ve riskli içeriklere yönlendirdiğine dikkat çeken Temel, yetişkinler için dahi sorunlu olabilen bu yapının çocuklar ve gençler açısından çok daha ağır sonuçlar doğurabildiğini söyledi. Özellikle beden algısı, görünüş kaygısı ve yeme bozuklukları gibi sorunların genç kullanıcılar üzerinde yaygınlaştığını belirten Temel, bu açıdan yaş sınırının koruyucu bir işlev görebileceğini dile getirdi.

YASAK TEK BAŞINA ÇÖZÜM DEĞİL

Ancak konunun yalnızca yasaklama üzerinden ele alınmasının yeterli olmayacağını vurgulayan Temel, sosyal medyanın çocuklar için sadece risklerden ibaret olmadığını da hatırlattı. Sosyal medyanın aynı zamanda sosyalleşme, aidiyet kurma ve kendini ifade etme alanı olduğuna işaret eden Temel, düzenlemenin cezalandırıcı değil; dijital medya okuryazarlığını ve eleştirel medya kullanımını güçlendiren politikalarla birlikte hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

EKRANDAN KOPUŞ DEĞİL, DİJİTAL YÖN DEĞİŞTİRME

Düzenlemenin yürürlüğe girmesi hâlinde çocukların ekranla ilişkilerinin tamamen kesilmeyeceğini belirten Temel, bunun yerine bir “dijital göç” yaşanabileceğini ifade etti. Sosyal medyaya erişimin ertelenmesiyle çocukların mesajlaşma uygulamaları, oyun platformları ve video içeriklerine daha fazla yönelebileceğini söyleyen Temel, bu durumun medya kullanımını daha parçalı bir hâle getirebileceğini kaydetti. Sosyal medyayla daha geç yaşta tanışmanın ise bazı çocuklar için daha bilinçli ve kontrollü kullanım alışkanlıkları geliştirmesine katkı sunabileceğini belirtti.

AVUSTRALYA ÖRNEĞİ DİKKAT ÇEKİYOR

Dünyadaki en çarpıcı örneklerden birinin Avustralya olduğunu belirten Dr. Temel, bu ülkede çıkarılan yasa kapsamında 16 yaş altındaki çocukların sosyal medya hesaplarının engellendiğini hatırlattı. 10 Aralık 2025 itibarıyla sosyal medya şirketlerine yaş sınırı zorunluluğu getirildiğini aktaran Temel, Meta’nın düzenlemeye karşı çıkmasına rağmen yasaya uyacağını açıkladığını ve Facebook, Instagram ile Threads’te 16 yaş altı hesapların kapatılmaya başlandığını söyledi.

10 PLATFORMA YAŞ DOĞRULAMA ZORUNLULUĞU

Avustralya’daki düzenlemenin yalnızca Meta ile sınırlı olmadığını vurgulayan Temel, Instagram, Facebook ve Threads’in yanı sıra Snapchat, TikTok, YouTube, X, Reddit, Twitch ve Kick dahil toplam 10 platformun yaş doğrulama yükümlülüğü altında olduğunu belirtti. Platformların yaş tespiti için “makul önlemler” almak zorunda olduğunu, aksi hâlde ciddi para cezalarıyla karşılaşabileceklerini ifade etti.

SORUMLULUK ŞİRKETLERE KAYIYOR

Bu tür düzenlemelerin en önemli yönlerinden birinin, çocukların çevrimiçi güvenliğini yalnızca ebeveyn denetimine bırakmaması olduğuna dikkat çeken Dr. Temel, sorumluluğun artık dijital ortamları tasarlayan şirketlere kaydığını söyledi. Uzun süredir çocukların maruz kaldığı zararlı içeriklerin ve siber zorbalığın konuşulduğunu ancak çözümlerin çoğunlukla ailelere bırakıldığını ifade eden Temel, Avustralya örneğinin bu yaklaşımı değiştirdiğini vurguladı. Temel, yaş sınırının çocukları dijital dünyadan koparmayı değil, daha güvenli ve kontrollü bir çevrimiçi deneyim sunmayı hedeflediğini sözlerine ekledi.