BURNUNDAN KIL ALDIRMAYANLAR
Çok şükür mübarek günlere ulaştık.
Böyle zamanlarda bir durmak,
Uzun uzun bir düşünmek lazım.
Bu mübarek günlerde kendisini kral zannedenlerin kibirden,
Koltuktan uzak,
Etrafına örülmüş duvarların ardında neler olduğuna bakarak,
Ve kendisini çevreleyen malum çevreden uzaklaşıp,
İçinde yaşadığı dev aynasını kırarak,
Ne oldum delisi gömleğinden sıyrılması ve gerçeği görmesi gerekir.
***
Osman Efendi Uşak’ın ileri gelenlerindendir, şiddetli baş ağrısı vardır. Ağrıyı kesene servet vaat eder.
Doktorların hiçbiri ağrıyı durduramadığı gibi sebebini de bulamaz.
Ev halkı baş ağrısından geceleri uyuyamayan Osman Efendi’yi İstanbul’a götürmeye karar verirler. İstanbul’da en iyi doktorlar seferber olur. Muayene edilir, testler yapılır…
Görünüşe bakılırsa Osman Efendi turp gibidir. Oysa dayanması gittikçe zorlaşan baş ağrısı ve gözyaşları hayatı çekilmez hale getirmiştir.
Maalesef Osman efendiye bir teşhis konulamaz.
Artık yerinden kalkamayan Osman Efendi’ye ağrı kesici iğneler verilir, altmışlarını süren adamın ülkesine dönüp “dinlenmesi”, daha doğrusu son günlerini evinde geçirmesi tavsiye edilir.
Osman Efendi bitkin, aile perişan. “Kader” denilir, Uşak’a dönülür. Osman Efendi yayla evinde bir odaya yatırılır ve ağrı kesici iğnelerle ölümü beklemeye başlar.
Bir gün, hastanın keyfi gelsin diye, Osman Efendi’nin eski berberi “Berber Mehmet” cağrılır. Berber yataktan kalkamayan Osman Efendi’yi traş ederken, adamcağız derdini anlatır ve ölümü beklediğini söyler.
Berber Mehmet bir an düşünür. “Beyim” der, “Sakın sizin burnunuzda kıl dönmüş olmasın?”
Bir bakar, “Hah işte” der “Kıl dönmüş. “Osman Efendi’nin şaşkın bakışlarına aldırmaksızın çantasından cımbızı kaptığı gibi kılı çeker.
Ev halkı Osman Efendi’nin köyü ayağa kaldıran çığlığıyla odaya koşar.
Berber Mehmet, Osman Efendi’nin elinden zor alınır ve cımbızın ucunda tuttuğu yirmi santimlik kılla kapı dışarı edilir.
Osman Efendi’nin kanayan burnuna pansumanlar yapılır, kolonyalar koklatılır ve yaşlı adam tekrar yatağına yatırılır.
Ertesi sabah Osman Efendi aylardır ilk defa rahat bir uykudan uyanır. Gözlerinin yaşarması geçmiştir. Baş ağrısından ise eser kalmamıştır.
Dönen kılın sinire yürüyüp gittikçe uzayarak dayanılmaz acılara yol açtığını doktorlar ancak o zaman keşfeder. Çözümün bu kadar basit olabileceği kimsenin aklına gelmemiştir.
Sapasağlam ayağa kalkan Osman Efendi, Berber Mehmet’i çağırtır ve ona bir servet bağışlar.
***
Bugün yukarıda olup, yarın ayaklar altında olabileceği ihtimalini değerlendireceği zamanlardır bu zamanlar.
Bilhassa burnundan kıl aldırmayanlar için önemli bir fırsattır bu.
***
Burnundan kıl aldırmayanların başı çok ağrır.
Çoğu bu memleketin sokaklarda tek başına gezer sonra.
Kimse yüzüne bakmaz,
Selam dahi vermez…
Bugün olmasa yarın.
Görüp, anlayacak, şahit olacaksınız…