KARPUZ...
İmar konusunu görüştüm bir büyüğümle.
Yetkin, bilgili, deneyimli, liyakatli...
Ne diyorsun dedim.
Bir dokun bir ah işit.
"İmar namusumuzdur" dedi, Belde otelin olduğu yerdeki inşaatı yıktı.
Tamda "helal olsun" dediğimiz zamanları geride bıraktık.
Bir baktık eski otogarın olduğu yerde başka bir devasa inşaat yükseldi.
Konuşmanın bir anlamı yok.
Çenemizi boşuna yoruyoruz.
Kafasına göre takılıyor her gelen.
Hatta gelen gideni aratıyor sanki.
...
Bırakalım böyle ciddi konuları muhataplarına.
Birazda gülelim.
Hatta gülelim ağlanacak halimize.
Köyü aradım ne var ne yok diye.
Acayip rakamlardan bahsettiler, günlük yevmiye için.
Fındık kaç lira olacak ki?
Kimin cebine ne kalacak?
Hal böyleyken köye sebzeci gelmiş.
Mahallelinin canı karpuz çekmiş.
Tek başına almaya kalksan olmaz.
Ne yapsalar iyi?
Bir karpuzu dörde bölmüşler, hane başı 100 lira ödemişler. Kurbana girer gibi karpuzu bölüşmüşler...
Kimileri devasa binalar dikiyor.
Kimileri alın terinin karşılığını alıp almayacağını düşünüyor, canı karpuz çeken ahali kendince formüller üretiyor.
Ve hepimiz aynı gemideyiz.
Kimimiz güvertede, kimimiz kürek çekiyor.
Siz, bu yazıyı okuyan vatandaş, geminin neresindesiniz ?