GA R İ B A N
Meseleye objektif bakmak gerekirse,
Sorun onlarda değil bizlerde.
Yani biz emeklilerde…
İnatla yaşıyor, ayakta duruyoruz.
Bu kadar direnmenin bir âlemi var mı?
Kızıyor işte adamlar.
Sinirleniyorlar ayakta durdukça.
Nefes alıp verip tüketiyorsun oksijeni.
Git kardeşim, git artık…
Yukarıyla anlaşman mı var?
Dünyaya kazık mı çaktın nedir?
Zaten dilin kemiği yok misali göze batıyorsun.
“Sistemdeki yükün bir sebebi de ömrün uzamasıdır.”
“insanlar daha iyi beslendi, yaşam süresi 62 yaştan 78,5’e çıktı.”
***
Mesele şu ki; bir türlü ölmüyorsunuz kardeşim…
Bizim dönemde ömrümüz artmış diyorlar,
Uzun yaşıyormuşuz.
Neden?
Ne kastınız var bu hükümete?
Önceden 50 yaşına geldiğimizde
Tası tarağı toplayıp göçüyormuşuz,
Şimdi 70-80 Allah ne verdiyse…
Kalp var, tansiyon var, şeker var, kolesterol yüksek.
Üstelik ağır derecede alzheimer var unutuyorsun her şeyi.
Niye ölmüyorsun kardeşim, niye?
***
Mesele şükretmiyormuşuz.
Öyle diyorlar.
Şükürsüzmüşüz…
Hatta şükretmediğimizden dolayı bu ülkenin sonu olmasından korkuyorlar.
Yazık be.
Nankörlük…
Al işte 20 bin Lira sana.
Neyine yetmiyor kardeşim.
Bir bardak çay 20 lira,
Bir simit 20 Lira,
Kır dizini, otur aşağı, ye iç, hayatını yaşa.
Bana gariban edebiyatı yapma.
***
Nankörlük yapma kardeşim.
Yediğin önünde, yemediğin arkanda.
Şükür et.
Kalp var, tansiyon var, şeker var, kolesterol yüksek.
Üstelik ağır derecede alzheimer var unutuyorsun her şeyi.
Sonrasını biliyorsun işte.
Öl ölebiliyorsan.
Uzun yaşayıp dert olma milletin başına…
Dünyaya kazık çakmadın ya.
Git artık kardeşim, git…
Garibanlık sana mı kaldı?