14 Mart 2026 Cumartesi

M E M L E K E T İ M

Yayınlanma: 13.03.2026 13:25 · Yazar: Ufuk Ersoy

Nasılsın diye soruyorlar.

Ne diyeyim, ne söyleyeyim?

Memleket gibi işte.

***

Nasıl derseniz,

Garip bir keşmekeş içinde yuvarlanıp gidiyoruz farkında olmadan.

Bir türlü tamamlanamayan köprüler,

Uzun zamandan beri bitmeyen,

Her seferinde sırat köprüsünden geçer gibi zorlandığımız,

Yenimahalle Polis Karakolunun arkasındaki taş döşenen yol gibi.

Canımız sıkkın,

Yaralıyız.

Tıpkı eski otogarın olduğu yerdeki gibi,

Kalbimizde hain beton bir hançer,

Günler gelip geçiyor işte.

***

Nasılsın diye soruyorlar.

Ne diyeyim, ne söyleyeyim?

Memleket gibi işte.

Dili olmayan Boztepe gibiyim.

Sessiz, sedasız, çaresiz işgal altındayım.

Boğazım düğümlenmiş, Novada sapağı gibi tıkalı,

Caddelerinde sokaklarında yürüyemediğim bir şehirde,

Sırrıpaşa caddesindeki kalbi kırılmış o parlak parke taşlara benziyorum.

Her an takılıp düşebilir,

Yerde bulabilirim kendimi.

Başım önümde,

Ayakta kalmak için direniyorum.

***

Nasılsın diye soruyorlar.

Ne diyeyim, ne söyleyeyim?

Memleket gibi işte.

Tahıl Pazarında emekli vatandaşın suratından düşen bin parça,

İçtiğim acı çay tadında hikâyeler,

Kimi zaman bahçedeki çürük fındık gibi, zehir zemberek gülümsemeler,

Zaman gelip geçiyor işte.

***

Nasılsın diye soruyorlar.

Ne diyeyim, ne söyleyeyim?

Memleket gibi işte.

Sırrıpaşa caddesinde flüt çalan çocuk gibi tekrar ediyoruz hayatı.

Git gel, bildiği o tek şarkıyı dönderip dönderip çalıyor.

Çaktırmıyoruz.

Az ileri de elinde bağlama olan adam çok daha cesaretli.

Önünde çatlak parkelerin üzerinde yazılı şarkıların sayfaları,

Tek nota dahi bilmeden tellere dokunup içli içli söylüyor.

Bağlamanın telleri kanser oldu olacak, sabrediyor.

Çaktırmıyoruz…

Onlar şarkı söylediklerini zannediyor.

Biz?

Hak ettiğimiz bir şehirde yaşadığımızı zannediyoruz işte…

Çaktırmıyoruz…

Nasılsın?

Memleket gibi…