SİMİT
Memleketin gündemi basit.
Aşağıdan yukarı,
Yukarıdan aşağı değişen bir şey yok.
Kravat takmış olmak pek bir şey değiştirmiyor.
Konuşulan, tartışılan meselelerin seviyesi yerlerde.
Kalitesiz,
Boş…
Oyalayıcı…
Üstelik ne sana, ne memlekete bir kuruşluk faydası yok.
Kurulan cümleler fındıkkabuğunu doldurmayacak nitelikte.
Memlekette yaşananlar, televizyonlardaki öğle kuşağından farkı kalmadı.
Günü kurtarıyoruz sadece.
Kimileri saçlarını tarıyorken,
Kimileri yangını seyrediliyor, hatta ateşi körüklüyor o kadar.
***
Tam on gündür konuşuyoruz.
Çenemiz yorulmadı ne hikmetse?
Neymiş duvara remini asmış mı, asmamış mı?
Neymiş Ordu’ya kadar gelmiş de,
Limana çıkıp, şehre inmiş mi, inmemiş mi?
***
Fındık ne oldu? Fındık…
Al sana 240 TL.
Farkında bile değilsiniz itiraf edin.
Duvara remini asmış mı asmamış mı?
Ordu’ya kadar gelmiş, karaya çıkmış mı, çıkmamış mı derken…
Kayıkçı kavgasının ortasına düştüğünüzü anlamadınız bile.
Film gibi izlediniz olan biteni.
Al işte fındık 240 TL.
***
Memleketin gündemi basit.
Konuşulan, tartışılan meselelerin seviyesi düşük.
Kalitesiz,
Boş…
Oyalayıcı…
Üstelik ne sana, ne memlekete bir kuruşluk faydası yok.
Elin adamı çıkıp geliyor,
Tahıl Pazarında vatandaşla buluşuyor.
Aslanlar gibi kalkıyor ayağa.
Sana verip vereceği bir simit.
Üstelik onu da üçe bölüyor.
***
Nasıl aldınız?
Nasıl uzattınız elinizi bir lokma simide?
Keşke almadan önce bir düşünseydiniz.
Bir simidi üçe bölüp,
Senin eline tutuşturmaya çalışıyorlarsa kameralar önünde,
Hiç olmazsa bir soruverseydin kendine be kardeşim.
Ben bunun üçte birine layık mıyım diye…