NEDEN HABARIN VAR?
Memlekette şaşırdı garibim.
Şamar oğlanı gibi, şaşkın bakıyor etrafa.
Gelen tokatlıyor, giden tokatlıyor.
Beş parmağının izini çıkarıyorlar şehrin suratına.
Ne diyelim?
Ne söyleyelim?
***
Kardeşim, uzun zamandan beri memleketten uzak.
İstanbul, İzmir derken Ankara’da döktü saçlarını.
Memlekette ne olup bitiyor takip ediyor ama.
Akşamüstü aradı beni, 650 km uzaktan, ta Ankara’dan soruyor.
Suçlu benmişim gibi ne dese beğenirsiniz?
“Ağzunuza davun çıksın ağbi, o ne yahu? Şehrin ortasına olacak iş mi? Oraya o taş kütleyi nasıl yaptınız?”
Eski otogarı kastediyormuş.
Hemen savunmaya geçtim. “Ben yapmadım ki kardeşim.”
“Hatta yapılsın da istemedim.”
Lakin gidişatı bilmiyorsun.
Memleketten uzaksın.
“Hey gidi gardaşum, seen neden habarın var?”
Burada bu işler böyle yürüyor.
Kimseye bir şey sormuyorlar.
Kimse ne diyor dinlemiyorlar.
Dahası oluyor, bitiyor her şey.
Urdan ağrı habarımız oli…
***
Memlekette şaşırdı.
Şamar oğlanı gibi,
Gelen giden düşman gibi tokatlıyor.
Biz, başımız önümüzde kendimizi kandırıyoruz işte.
Karadeniz’in incisi,
Boztepe’si yeşili, denizi,
Yok, yaylası, kayak merkezi derken,
Zaman geçiiiii, gidiiii işte.
Pancar yiyoruz, mısır ekmeği doğrayıp,
Bir de fındık para etsin diye dua edip bekliyoruz.
Beklerken de yaşlanıyoruz.
***
“Hey gidi gardaşum, seen neden habarın var?”
Memlekette şaşırdı.
Şamar oğlanı gibi,
Gelen giden tokatlıyor.
Biz, bizzat içinde yaşayıp görüyoruz.
O dediğin beton yığını binanın yanından geçiyoruz.
Bizim içimize siniyor mu sanıyorsun?
İyi de, kimse dinlemiyor bizi.
Kimse bir şey sormuyor.
Gafalarına göre takıliiilar.
“Hey gidi gardaşum, seen neden habarın var?”