OFSAYT HALLERİ
Allah’ın bir hikmeti işte.
Bizim memlekette vatandaşlarımız, doğduğu andan itibaren,
Ebe kıçımıza şaplak attığı an, iki konuda duayen kesiliriz.
Siyaset ve spor.
Bu iki konuda, nerede, ne zaman, kime istersen, sor, alırsın cevabını.
Git memleketin en ücra köşesine,
Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerde gir kahveye,
Sor kardeşim. Aklına ne geliyorsa sor.
Cevap mutlaka gelir.
***
Tuvaletin rezervuarını değiştirdik.
Su tesisatçısı geldi, dar alanda çalışıyor.
Sifona basıp duruyor.
Su akıyor, zaman geçiyor.
Derken o sakin adam bir anda sinirlendi, homur homur etmeye başladı.
“Ne oldu kardeşim” diye sorma gafletinde bulundum.
O anlarda oynanan maçlarda, Ordu’nun iki takımı da rakiplerine yenilmiş.
Doğrusu ben spordan hiç anlamam.
Bildiğim, top iki direk arasından geçince gol olur.
Adam burnundan soluyor.
Olmaz diyor kendi kendine.
Ne olmaz?
Yüzü sinirden kıpkırmızı, konuşurken ağzından tükürük saçarak,
“Ordu’nun iki takımı olur mu ağbi” olmaz diyor kendi kendine.
Adam zıvanadan çıktı, kendi soruyor, kendi cevap veriyor.
Ne diyeyim. Kardeşim bitir şu işini de git desem bana patlayacak.
Hadi geçtim bunu, adamın hoşuna gitmeyen bir cevap veririm sonra,
Elinde bir metrelik su borusu var. Avucunda sıktığı yer korkudan morarmış.
“Olmaz” dedim çekinerek.
“Tabi olmaz” dedi. Çok şükür biraz olsun normale döndü.
Paran yok, pulun yok, sahip çıkan yok.
Düşür tek takıma, sırtımızda taşıyalım Ordu sporumuzu.
Sinirle işine devam etti.
***
Çok duyuyorum bu cümleyi.
Birleşsin, tek takım olsun diye.
Adam su tesisatçısı ama düşüncesi bu yönde.
Ordu’nun takımları birleşir mi bilmem?
Lakin iş bitti ve borcumuz ne usta diye sordum.
Acayip bir gol yedim.
Hani doksandan diye tabir ediliyor ya öyle işte.
Fazla istediğini söyleyip ofsayta düşürmek istesem de,
Su tesisatçısı futbolu iyi biliyor belli.
Topu hemen taca attı. Yattı yere bacağını tutup ağlamaya başladı.
“Her şeye zam geldi be ağbi. Bu gol iptal olmaz…”