PİNOKYO’NUN BURNU
Masal dinler gibi dinliyoruz onları.
Oysa masallar çocuklar içindir.
Masallar büyüdükçe pek bir anlam ifade etmez gerçekte.
Ancak nedendir bilinmez, masal sever bir millet olduğumuz aşikâr.
Bu durum, bilindiği için anlatılan masalların sonu hiç bitmiyor.
Farklı dönemlerde, yazan, geliştiren, sonunu belirleyen birileri çıkar ortaya.
***
Gepetto amcanın Pinokyo’su.
Yaşlı, yoksul bir ağaç oymacısının eseri.
Odundan yapılmış,
Uzun bir burnu var.
Ve her yalan söylediğinde burnu biraz daha uzuyor.
Amaç çocuklara dürüstlüğün, doğruluğun önemini anlatmak.
***
Geliyorlar.
Kocaman makamlardaki zatlar.
Yetkin, güçlü, sözü geçer…
Siyah lüks, klimaları arabalarıyla.
Karşılanıyorlar.
Çiçekler veriliyor.
Hediyeler.
Makamlarda boy boy fotoğraflar çekilip servis ediliyor.
Ardından karşılıklı güzel, naif cümleler kuruluyor.
Sonunda güzel, süslü bir masal anlatılıyor.
Biliyorsunuz ki; şehirde dünya kadar sorun var.
Boztepe üstümüze yıkıldı yıkılacak.
Kokarca vatandaşın umudunu yok ediyor.
Peş peşe dizilmiş sıra kendilerine gelmesini bekliyor.
Hangisine çözüm bulundu yada bulunulacak bir işaret yok.
***
“Bir varmış bir yokmuş” ya da “evvel zaman içinde..” diye devam ediyorlar.
Masalları çok seviyoruz, masal okuyanları da.
Gepetto’nun ağacı oyması gibi yetenekli insanlar var aramızda.
Bu yüzden masalların sonu gelmiyor.
***
Gepetto’nun ağaçtan yaptığı Pinokyo’nun burnu, yalan söyledikçe uzuyor.
Onlar için hiç fark etmiyor.
Yalan söyledikçe Pinokyo’nun burnu uzamaya devam ediyor.
Oysa masalları çocuklar dinlemeli.
Eşek kadar adam olmuşsun,
Kaç yaşına gelmişsin,
Ve hala birilerinin anlattığı masalları dinliyorsan ne diyeyim artık?
Şükür etmek lazım bence.
Neden mi?
İyi ki; Pinokyo’nun burnu uzuyor.