FATSA'DA BİR ADAMA ÇATTIK Kİ; SİZ DE ÇATIN İNŞÂLLÂH!...
Nasıl anlatsak, nerden başlasak? Öyle biri ki; hem de Fatsa'lı falan da değil ha!
Neyse, önce gelelim; zâten geldik te, çünkü biz zâten dünden kafaya koymuştuk. Bir de Abdülkadir DEMİR Bey arkadaşımız Necâti Sezgin Hoca'nın bu ismi tavsiye ettiğini söyleyince Fatsa yollarına düştük. Şenel ÖZATA Bey hocamız da var.
*TAŞ CÂMİ'DEN HZ. HAMZA'YA*
Akşamı Fatsa girişi Taş Câmi'de kıldıktan sonra Erdal Büfe'de ekmek içi ekl'inin ardından Hz. Hamza Câmii'nde -çoğu genç, Ordu'dan tanıdık bir çok dostla da tevâfuk ettiğimiz- hatırı sayılır bir cemaatle yatsıyı edâyı müteâkiben Fatsa Belediyesi Kültür Merkezi'nin yolunu tuttuk.
*KUBBEDE BİR HOŞ SADÂ*
Fatsa MGV ve AGD'nin birlikte organize ettikleri MEKKE'NİN FETHİ ve KUDÜS GECESİ üst başlıklı programın konuşmacısı Millî Eğitim Bakanlığı Tâlim-Terbiye Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Bâki ÖZTÜRK.
KONU; [Erdem ve Ahlâklı İsyân Manifestosu: MEKKE'NİN FETHİ]
*ÖNCE KUR'AN, SONRA DEVRÂN*
İstiklâl Marşı, Kur'an Tilâvetleri, tanıtım sinevizyonları ve AGD Fatsa Şûbe Başkanı Şuayip ÇALIŞKAN'ın açılış konuşmasından sonra misâfir konuşmacı kürsüye geldi.
*BİR GELDİ, PİR GELDİ!*
Ama geldiğiyle kalmadı. Kürsünün yanında çok duramadı. Gittikçe kabına sığmaz bir hâl alıp Âkif'in;
KÜKREMİŞ SEL GİBİYİM;
BENDİMİ ÇİĞNER AŞARIM
dediği misâl sahneden de taştı. Coşkun bir sel gibi aktı ruhlara rahmet cümleleri. Öylesine heyecanlı ki, zaman zaman seyircilerin aralarında dolaşarak konuştu.
*ET'TEKRÂRU AHSEN*
Bâzı cümlelerini herkese topluca tekrarlattırdı. Dedik ki; resmen ÇATTIK yâni! 2 saate yakın süren konuşmasında bütün salonu diri tuttu; jest, mimik, hareket ve yer yer, dikkâti canlı tutmak adına oldukça yükselen ses tonlarıyla sohbetini sürdürdü.
*FETİH'TEN İHSAN'A, CİHAT'TAN ŞEHÂDET'E*
Şimdi; konuşmayı kayda da aldık ama burada hangi birisini anlatalım?! Ama yine de birkaç cümle konuya değinelim inşâllâh.
Konuşmanın ana mefhûmu FETİH'ti; çok önemliydi. Ama bu nasıl olacaktı? Neler olmazsa fetih olmazdı? Yanlış neredeydi?
Bir defâ şu kademeleri yaşamak adım adım geçerek Müslüman, Mümin, Muhsin, Mücâhid, Şehâdet duygusu kıvâmına ermek lâzım. Cihad ve Şehâdet kıvâmı olmadan diğerleri emperyalistler için hiç bir tehlike arzetmiyor.
*MESELE BURADA, ÜMMET NEREDE?
Mesele burada. Bu noktada, bu kıvâma erişmede fert, âile, toplum ve devlet olarak nasıl bir yol izlenmeliydi? Bu noktada herşey var da olmayan neydi? Meselâ; Allâh CC bize yardım etmiş. Bir defâ buna inanmak lâzım. Petrol bizde. Bankalarda gönül coğrafyamızın payı diğer tarafın hepsinden fazla. Ama bizde olmayan Kelime-i Tevhîd'in ilk yarısı!
*GERÇEK ÎMÂN RETLE BAŞLAR!*
Gerçek anlamda LÂ İLÂHE deyip kâlbimizde temizlik yaparak korktuğumuz, yâni put hâline getirdiklerimize rest çekemiyoruz.
İLLÂLLAH; YALNIZ ALLÂH var diyoruz; burada sıkıntı yok. Ama ÎMAN RETLE BAŞLAR. Bunu yapamıyoruz. O zaman da fetih gerçekleşmiyor.
*EMPERYÂL HACKERLER, "MUSTAFA MERT-ER'LER"*
Bu minvâl üzere dolu dolu bir program oldu. İnsanın ve insanlığın düşmanları, siyonitlerin dünyânın geleceğine dâir dijitâl, genetik, teknolojik, biyolojik plânları, bunları deşifre eden ve insanlığı uyaran Prof. Dr. Mustafa MERTER'in eseri vs. Neler, neler...
*DURAMAZ KÜÇÜKLER, YARAMAZ BÜYÜKLER!*
Bir şeyi daha söyleyip bırakalım; Sn. ÖZTÜRK Âile, evlilik, çocuk bağlamında konuşurken, tüm sorumluluğun yetişkinlerde olduğunu, çocukların pırıl pırıl, ama büyüklerin yanlış metod ve örnek olamamaları, buyurgan davranmaları sebebiyle nesillerin elden kaydığını vurguladı.
*BİZ ÇATTIK; SİZ DE ÇATIN!*
Bu kadarla yetinelim. Zîrâ, anlatılanları satır satır çözümleyip yazsak ta yeterli olmaz. Bizzat dinlemek lâzım. Biz çattık; en iyisi siz de çatın(!) inşâllâh diyerek bu mevzûyu bağlayalım müsâadenizle. Yine inşâllâh biz bu kıymetli, adanmış değerimizi, onları ateşlemek üzere Mayıs ayı için dâvet etmeyi plânladık bile. İsteyenin bir yüzü, gelmeyenin iki! demişler. Hadi bakalım; Yâ nasîp!
*HEDİYE GÜZEL; GENÇLER DAHA DA!*
Geçelim; konuşmacıya günün anısına hediye takdimi sonrası, Lise talebeleri arasında yapılan bilgi yarışmasında dereceye girenler de okul müdürleriyle berâber sahneye çağrılarak onlara da hediyeleri verildi. Pırıl pırıl, temiz yüzlü gençleri görünce seviniyoruz. Rabbimiz sayılarını çoğaltsın... Âmîn...
*HAREKETE GEÇİYORUZ, ÖNCE ÇAY İÇİYORUZ!*
Program sonunda misâfir konuşmacı İÇİNDEKİ SENİ HAREKETE GEÇİR adlı kitabını imzalayıp bir yandan da sohbetini sürdürdü.
Biz; arabamızı önüne park ettiğimiz Öğretmenevi'nde içtiğimiz 2'şer 3'er çayın ardından dönüş yoluna koyulduk.
*BOZTEPE YANIYOR, GÖREN IŞIK SANIYOR!*
Merkeze yaklaştığımızda uzaktan BOZTEPE'nin başında bir şavkımalar oldu. Allâh Allâh, bir yerde yangın, patlama bir şey mi var acabâ derken bir de baktık ki saat 12'ye yaklaşmış. Meseleyi o zaman anladık. Eskiden câhil insanlar ay tutulunca falan havaya mermi sıkarlarmış tutanlar kaçsın da ay kurtulsun diye. Modern geçinen insanlar yapıyor diye hurâfe hurâfelikten çıkmaz herhâlde.
Her neyse; evet, bir akşamı da böyle geçirmiş olduk. İnşâllâh iyi yapmışızdır. Rabbimiz cümleyi yanlışlardan korusun; kendine yaklaştıracak yollarda yürütsün. Mesele bu. Âmîn...
*HAVALAR-SULAR; SORUMLULUKLAR*
Bu arada havalar da pek soğudu. Çat pat kar da atıyor arasıra. Allâhü a'lem; kış bindirecek gibi. Bunlar bereket ama, bir tansan da bu şartlarda, soğuk yanında sellerin de götürdüğü Gazze ve benzeri yerlerimiz her anlamda büyük bir imtihan veriyor. Doğu Türkistan, Keşmir, Sûdan, Somali, Sûriye.
*ZORUN ZORU; ALLÂH'IM SEN KORU*
Hangisini sayalım sayfasına da, bunların dışındakilerin rahatlık imtihanı daha büyük. Bir de üstüne şükürsüzlük; hep şikâyet, hep şikâyetler var. İşimiz zorun zorun. Rabbimiz cümleyi bulunduğu şart ve imkânlar îtibârıyle sorumluluklarını müdrik, vüs'ati nispetinde elinden geleni yapıp mağfiret uman ve sevdikleriyle berâber lutfa erenlerden eylesin; Âmîn wes'selâm...