14 Temmuz 2026 Salı
SON DAKİKA

SENDEN SONRA İLK TEMMUZ 

Yayınlanma: 14.07.2026 11:03 · Yazar: Nuri Kahraman

 

 

Bu sabah babacığım

Nasıl diyeyim?

Şöyle eskiden

Hani hep birlikte 

Dolaştığımız gibi 

Her sene, nice-nicesi 

 

Hasada, harmana yakın 

Bağlarda-bahçelerde

Düzlerde-bayırlarda

Çetirlerde-çayırlarda

Kıyı-köşe, çort-çalı

Ne etmeli, ne yapmalı?

Şöyle bir kolaçan için yâni

Çıkmıştık öylesine 

Yine bir mevsim öncesi...

 

Amma velâkin babacığım;

Her karışta emeğin

Her tarafta yüreğin

Her tarafta, heryere 

Sinmiş hâtıraların 

Karşılıyor bizi

 

Sen hep konuşur, anlatır 

Yürüdükçe kanatlanır

Coştukça şahlanırdın

Zorlanırdık biz hattâ 

Yetişmeye ardından 

 

Hem de sen 

Dallara baka baka giderdin

Arkaya bayarak onları

İncelerdin bir bir

 

İşte bak bu yüklü; pıtırak gibi

- Bir de yok diyor kimileri! -

Bir, iki, üç, dört, beş, altı; püüü!

Şunlara bak, hele şunlara!

Erinmeden sayardın potakları

Üçlü-beşli, yedili çotanakları...

 

Ve işte bak bu yıl; diye başlar

Palazlarda yok, yağlılar seyrek

Çakıldaklar yüklü her zamanki gibi

Karalarda zâten her zaman var

Gibisinden sayar-dökerdin...

 

Karalar dedim de babacığım

Onlar senin ocaklarındı 

Meşhur kara fındık ocakları

Parmakla gösterilen 

Sanki sendin onlar...

 

Özellikle aşağı avluya

Onları diktiğin günleri

Bizzat kendi ellerinle 

Çok iyi hatırlıyorum

Çünkü beni de götürürdün hep yanında

 

İşte onlar her zaman çok farklı 

Dalları da, fındıkları da; iri iri

Herkesin dikkâtinde 

Şöyle dönüp bakmasın biri

Öylesine farklı, dağ gibiler

Diğerlerine nazaran

Tıpkı senin gibi...

 

Babacığım; işte onlar külliyen, 

Hepsi burdalar yine

Bak işte salkım-saçaklar

Sanki senden söz açacaklar 

İzlerin, eserlerin her yerde yâni

Hâtıraların

Bakışların 

Sesin-soluğun, nefesin

 

Yalnızca sen yoksun babacığım

Yanımızda dolaşan

Yöremizde şavkıyan bu defâ 

Hep içimizde sıcaklığını hissettiğimiz

Yüreğin yok...

 

Uzun bir tâtile çıktın herhâlde 

Her fındık öncesi, fırsat buldukça 

Gittiğin gibi annemle berâber

Biraz şifâ biraz da gezi niyetine 

Ilıcalar, kaplıcalar

Fatsa, Havza, Beypazarı...

 

Bizim yaylalara doğru veyâ

Yokuşdibi, Turnalık, Çambaşı, 

Zile Obası, Yeşilce, Mesûdiye

Ya da; Yaslıyurt, Karagöl, Çakmaklı

Hüsünlü derken; Suşehri, Sivas...

 

Belki de daha eskilerde; 

Adana, Dörtyol, Antep, Maraş 

Reolarla tırmandığın rampalarda,

Geçitlerde, boğazlarda

Askerlik günleri marş marş

Tozlarda-dumanlardasın...

 

Yeşil Willıys'la, Mâvi Bedford'la, 

Kırmızı Doç, çeşit arabalarla

Gür, diri, tiz sadânla 

Türkülerini, şarkılarını, gazellerini Seslendirdiğin Anadolu sathında

Bir yerlerdesin mutlakâ

 

Birgün kesişecek ama yollarımız

Son çayırımız Uzunçayır'da

Ve de elbet birgün, 

Rabbimizin va'di o güzel günde

Buluşacağız sevgili babacığım 

 

Sâlim yurtta, Dârüs'Selâm'da 

Ebedî selâmet diyârı

Bitimsiz esenlik yurdunda

Efendimiz SAV'in komşuluğunda

Bu böyle yarım kalmayacak...

 

Tüm kâlbimle inanıyorum

Sevgili babacığım 

Mağfireti bol Rabbimizin 

Sonsuz Rahmeti ve lütfûyla

Ve de hani ne derler; -son  kelâm-

Bir günün yerine geçmeyecek; 

Âmîn, Âmîn; Âmîn wes'selâm...