7 Mart 2026 Cumartesi

İSPANYA MEKTUPLARI-8 DON KİŞOT'TAN ANTAKYA'YA; İNEBAHTI'DAN CEZÂYİR'E, TULEYTULA'DAN TOLEDO'YA...

Yayınlanma: 07.03.2026 15:36 · Yazar: Nuri Kahraman

 

 

Bugün daha bir heyecanlıyız. İki haftadır bulunduğumuz, iki cumâ ve de bir hafta sonu, târihî yerlerini görme sâikasıyla dolaşma imkânını bulduğumuz başkent'ten çıkıp, bizim yerel tâbirle, şöyle il dışı bir cevelânda bulunacağız inşâllâh. 

*ARABA YENİ, YOL GÜZEL*

Sizin anlayacağınız, bu salı, bizim Tuleytula günümüzdü. Oğlumuz staj gördüğü üniversiteden ders çıkışı bir arabayla geldi. Araba 4 gün bizde inşâllâh. 56 Euro. +Yakıt. Hafta sonu 2 günü 60 Euro imiş. Şansımıza sırada Toyota tevâfuk etmiş. Türkiye'de görmediğimiz bir kasa. Yaris'in biraz daha toku. 1.0 motormuş. Arabanın yol tutuşu güzel, ve de konseptine göre içi de gâyet rahat.

*ÖĞLE'DEN İKİNDİ'YE DOĞRU*

Hanım ve oğlumuzla berâber 3 kişiyiz. Öğle namazımızı kılıp yola koyuluyoruz. 

Madrid 5 milyonluk bir şehir. Uzun bir süre yerleşimler arasında gidip labirentli kavşakları geçtikten sonra ancak  istikâmeti hedefe doğrulayabildik. 

*DAĞ-LAR OVA, TAŞ-LAR GRAFİTİ!*

Yolboyu, bizim bildik İçanadolu ovalarında seyreder gibi devam ediyoruz. Tek farkı, uzaklarda ulu dağların, yüksek tepelerin arz-ı endâm etmemesi. Bir de hepsinin ekili ve tarıma elverişli olması.

Dikkâtimizi çeken bir başka şey de; köprüler, yan duvarlar dâhil her müsâit yerin yazı ya da figüratif resimlerle dolu olması. Mâlum; buna grafiti diyorlar ve buralarda çok yaygınmış.

*ACELEMİZ YOK, MEVZÛ TEMÂŞÂ*

Evet dostlar; yolumuz 80 km kadar ama trafik yoğunluğu sebebiyle 1 saatten biraz fazla sürdü. Gerçi acelemiz de yok. Derdimiz gezmek, görmek, temâşâ, gözlem. Gideceğimiz yerler de kaçmıyor sonuçta. 

* TOLETOM, TAJO, TELEFERİK*

Madrid'in güneyine doğru gidiyoruz. Bugün îtibârıyle 700 bin kadar nüfusa sâhip bu kadîm şehrin adı Roma döneminde Toletum, Endülüste Tuleytula, bugünün haritalarında ise Toledo. 

Burası, İspanya'nın en târihî olmanın yanında, 3 tarafını dolaşan Tajo nehri, düz, verimli arâzîleri, yer yer boy gösteren küçük tepeleriyle güzel bir şehir. Hattâ kendisi de, Tajo'ya yüksekten baktıracak, teleferik yaptıracak yükseltide, dik yürümeleri bulunan, bunun için aşağıdaki istasyonlardan târihî merkeze çıkmak için devletçe yaptırılan yürüyen merdivenlerin bulunduğu, kaleleri, köprüleri, mîmârî otantizmiyle fark oluşturan, ilgi çeken turistik bir şehir. 

*KOLAY ULAŞIM, DİK MERDİVEN*

Ulaşımı çok kolay ve ücretler mâkul. Tren ya da otobüs.

Nitekim biz de; tepenin altına yedirilmiş olduğunu düşündüren çok katlı, dışardan görünmeyen otoparka arabamızı koyduktan sonra epey yürümeler yanında, bizim İstanbul'da boğazın altından geçen derin metroya iniş-çıkışlardakileri hatırlatan bu dik, uzun merdivenlerden istifâde ettik.

*MEYDANDAN KATEDRÂL'E*

Geldiğimiz meydan bu târihî adanın tam ortası. Darın darı sokaklara girip çıkıyoruz. Sık sık kiliselere rastlıyoruz. Ama bunun önünde durmak lâzım. Çünkü bu çok ayrı husûsiyetlere sâhip.

*AVRUPA'NIN 2 ASIRLIK ve de 2.Sİ*

Bir defâ Avrupa'nın 2. büyük katedrali. Adını şehrinden alan katedralin yapım süreci 1277'den 1493'e kadar 2 asırdan fazla sürmüş. 120 m yükseklikte. Genişliği de 59 m. Tepenin üstünde ayrı bir tepe gibi ama, sivriliği dolayısıyla kuleye benzetmek daha doğru olabilir. 

*KİLİSE, MANASTIR; KALE ve HEYKELLER*

Katedralden başka olarak irili-ufaklı diğer kiliseler dışında Aziz Juan Manastırı, Al-Cazar Kalesi, bir de önünde sembolik heykellerin bulunduğu târihî binâlar var. Elbetteki, Amerika'nın sözde Hürriyet heykeli gibi bunların da anlam, hâtıra ve hikâyeleri var mutlakâ ama, o da çok ayrı bir araştırma ve zaman konusu. Onlara dâir bilgiye ulaşamadık.

*İNEBAHTI'DAN CEZÂYİR'E!*

Aynı zamanda, yazarı Cervantes'in bizzat katılması, hattâ sonrasında Cezâyir'de 5 yıl kadar esir kalması meyânında ilhâmını bizim İnebahtı savaşından alan, Don Kişot'un yazarı Cervantes'in yaşadığı yerlerden olan Toledo; Bizim HATAY misâli, çok dinli bir hoşgörü şehri olarak da biliniyor. Roman, yazarı ve de eseri bağlamında, Osmanlı'yla da bağlantılı olarak yeni ve yeniden okumalarla berâber geniş bir değerlendirmeyi hak ediyor bu durum ama; Yâ Nasîp diyerek şimdilik noktalayalım inşâllâh.

*ÜÇ NERDE? HİÇ BİLE ÂDETÂ!*

Ancak; kestirmeden ifâde edelim ki, üçden geçtik, İslâm, yâni HİLÂL hiç yok gibi. Nitekim burada; ilk başta, yukarda anlatılanlardan da çıkarılacak olduğu şekliyle adım başı kilise, manastır ve benzeri yapı ve sembollerle hristiyanlık zâten ağırlıkta. 

*YAHÛDÎLER DE AZ DEĞİL*

Diğer yandan 2. sırada; kuyumcu esnafının çokluğuyla tebârüz eden husûsî, müstakil bir mahalleleri ve de târihî olmanın yanında faal durumda Sinagoga del Transito adlı mâbedleri ile yahûdîler var. Ekonomiyle berâber kültürel olarak ağırlıklarını da, turistik eşyâ mağazalarında satışa sunulan amblem, rozet gibi figüratif unsurların çokluğundan anlıyoruz.

*İSPANYA'DAN ANKARA'YA*

Sonuçta İspanya'nın yahudi geçmişi zengin. Hattâ geçen bir paylaşımda Türkiye Cumhûriyeti'nin kurucu kadroları anlatılırken, İspanya'dan Selânik'e göç eden yahûdîlerin ağırlığından söz ediliyordu. O zaman, demekki; Türkiye'deki beyaz Türklerin ataları burdan, anavatanları da burası diye geçti aklımızdan.

*TÂRİH BURADA, ENDÜLÜS NEREDE?*

Gelgelelim; 8 asır buralarda hükümfermâ olmuş Endülüs medeniyetinin izlerine. Maalesef hiç yok denecek kadar az. Burada bir câmi var; 999'da inşâ edilmiş. O da 200 yıl sonra kiiiseye çevrilmiş. Vardı da yıkıldı mı bilmiyoruz ama minâre de yok! İçeride de alâmet olarak birşey kalmamış. Namaz da kılınmıyor. 

*KUBBEDE ÇARMIH, MEYDANDA NAMAZ*

Biz de dışarıya çıktıktan sonra, nehrin karşısı seyredilen, terasvârî bir meydanının bir köşesinde Kıble tespitiyle berâber yere örtü serip çimen-çakıl karışımı bir zeminde namazımızı kıldık. Dönünce öğrendiğimize göre, geçen ay burayı ziyâret çocuklarımız da câmiin servili avlusunda kılmışlar namazlarını.

Zâten, fotoğrafda da görüldüğü gibi câminin kubbesinden çarmıha gerilmiş Îsâ figürü sallandırılmış. Haçlar var. Meryemana ikonası var. Câmilikten tamâmen çıkmış yâni!

*SERVİLİ AVLU, EMEVÎ BİSEGRA*

Avlu duruyor. Burada birkaç servi bizim medeniyetimizin iklîmini çağrıştırıyor. Ama minâre olmayınca onlar da garip. Sonuçta; burada, ne ümit ettiğimiz gibi müslüman bir toplulukla karşılaştık, ne de ikindiyi kılabildik. Daha önce bizim Ayasofya neyse, burası da öyle. Bir müze ve de ücretle giriliyor.

Bir de BİSEGRA KAPISI var İslâmî eser olarak. O da Emevîlerden kalmış. Şehrin eski kısmında yer alıyor. 

*DÖNER KABAP, KENAR MEDÎNE*

50 küsur milyonluk ülkede 2 milyon civârında, yaklaşık %4'e tekâbül eden nispette müslüman yaşıyor ama burada bunun emârelerine tevâfuk etmedik. Yalnızca, fotoğrafını verdiğimiz DÖNER KABAP yazan bir helâl döner-büfeye tevâfuk ettik. Birisi de adı MEDÎNE olan bir işyerine. Tek tük örtülüler bir de. 

*FİLİSTİN BAYRAĞI, VİCDAN SANCAĞI*

Bir de bol bayraklı bir binâda FİLİSTİN BAYRAĞI da dalgalandığını gördük. Bu da bir vicdan bayrağı olarak gönüllerimizde yerini aldı. Zâten şu sıralar İspanya devlet adamları ve sanatçılarından kimilerinin Gazze meyânında dik tavır ve demeçleri var ki ayrı bir yazı konusu edilecek boyutta. Buna da yâ nasîp deyip geçme durumundayız şimdilik.

*ELAZIĞ, JAPONYA, AMERİKA*

Birşey daha var. Câmide, kiliseleşmiş direkler arasında birbirinin fotoğrafını çeken bir çift gördüm. İşâretle; ikinize fotoğraf çekebilirim dedim. Sonra delikanlı bizi anlamış, Türk ve sorunca memleketinin Elazığ, yanındaki bayanın da Japon ve de eşi olduğunu söyleyip Amerika'da yaşadıklarını da ilâve etti. Karşılıklı teşekkürlerle ayrıldık.

*DÖNÜŞ YOLU, YEŞİLLİK DOLU*

Tekrar ana meydana gelerek son temâşâlarla berâber iniş aşağı dönüşe başladık. Otoparktan arabamızı aldıktan sonra ver elini Madrid. Yollar daha sâkindi. Bir saatte rahat döndük. Ne şehirlerde, ne yol boyu yüksek apartman müşâhede etmediğimiz, sağlı-sollu güzel, toplu, tarım eksenli, bol ağaçlı köy-kasaba manzaraları arasından geçerek tam iftarla evin kapısını açtık çok şükür.

*İBERYA'DAN HERYA'YA DUÂ, NİYÂZ*

Değerli dostlar, mektubumuzu bağlarken sizleri hasretle selâmlıyor, Toledo'da toprak zeminde kıldığımız namazda NASR Sûresi'ni okurken ve de sonunda bir başka hislenişle, başta Gazze, Doğu Türkistan gibi mazlumlar yanında tüm dünyâ ve bilhassâ bu diyârların yeniden Endülüs keyfiyeti için ettiğimiz duâ ve niyâzları Rabbimizin kabûlü ümîdiyle cümleye İber yarımadasından sevgiler-saygılar sunuyoruz wes'selâm...