SUYA ZAM YAPIN
İki sorum var aslında.
İlk soru geliyor.
Ordu’yu tanıttınız, ister misiniz binlerce insan alsın bavulunu, çıksın gelsin.
Ne güzel işte, ne var ki bunda?
Tamam, nerede yatıracağız, nerede yedirip, içireceğiz, nasıl ağırlayacağız o kadar adamı?
Durum, Rizelilerin Çinlilere savaş açma fıkrası gibi.
Çinliler kabul etmiş.
Bunun üzerine Rize'de yaşlılar heyeti ne yapacaklarına karar vermek için toplanmış. Bu arada halk da sonucu bekliyormuş. Toplantı uzadıkça uzamış... Sonunda gençlerden biri dayanamamış, toplantı yapılan yere dalmış ve: - "Ne o korkay misunuz?" demiş. Yaşlılardan biri de: - "Korkmayruz ama o kadar insani nereye gömeceğimizi düşüneyruz", demiş.
İşte bu kafayla yaşıyoruz.
***
Soru iki. Bana kalırsa birinci sorudan çok daha önemli.
Aha bu iş, gidiş dönüş + 4 gün dâhil, kaç liraya patladı?
Ne fatura çıkacak?
Ne kadar ödeyeceğiz?
Yoksa durum her zaman ki gibi; “biz yedik Allah artırsın, sofrayı kuran kaldırsın.” Durumu mu?
***
Helal olsun size. Ne iyi ettiniz öyle?
Gittiniz cümbür cemaat hep birlikte, hepiniz ailesiniz, aileleriniz yanınızda.
Yediniz, içtiniz, bir güzel eğlendiniz.
Ordu’yu tanıtıp geldiniz.
***
Lakin gördüm, duydum ki, kimileri için acayip faydalı geçmiş.
Keşkek yemişsiniz.
Yahni yemişsiniz.
Mısır ekmeği,
Karalahana çorbası,
Derken bizim duayen kemençeci Hayri çalmış, siz oynamışsınız.
Sırtınız terli, yüzünüzde tebessüm, mutluluk sokaklara taşmış.
Allah bozmasın. Şükür bu günlerimize.
Gelelim asıl meseleye. Çıkan hesap ne?
Faturada ne yazıyor?
Nasıl ödenecek?
***
Vatandaş olarak öneride bulunmak istiyorum.
Gelir getirecek, kasayı dolduracak alternatifler bulun.
Suya az biraz daha zam yapın mesela.
Bence gereksiz, hedefsiz, vizyonsuz yapılan bu işlerin suyu çıktı zaten.
***
Bu faturayı kimin/kimlerin ödeyeceği malum.
Hepimiz biliyor, kabul ediyoruz artık.
Düğünde bizim, cenazede…
Biz öderiz…