DONDURMA YALAYAN ÇOCUK
Dondurma yalayan çocuk
Köyün başında
Fındık mevsimi
Yazın ortası
Oyun ortası
Ayağına geliyor çocukların
Şimdi herşey
Bizim zamanımız mı?
Hey gidi hey!
Bir kar kuyusu tâbiri var kulağımda
Evimizin denize bakan tarafında
Kuz derlerdi;
Kuzeyde olduğu için herhâlde
Belki de soğuk
En azından daha serin
Oraları bir oyuk oyuktu
Bizim çocukluğumuzda
Hayvan yayarken görürdük
Dikkâtimizi çekerdi
Birşeyler saklanırmış
Gömülürmüş toprağa
Dururmuş bozulmadan her neyse
Hattâ erimeden kar
Yazın gerektiğinde
Dışarı çıkar...
Şehirde bile bir de
Dondurma derlerdi bilirdik
Hatırlamıyorum; yemezdik-yerdik
Bisiklet tekerli
Kulübemsi arabalarda satılırdı
Elma şekeri ya da pamuk helva gibi
Dizilirdi çocuklar
Sabırsızlıkla beklerlerdi sıralarını
Kimse kaynak yapmasın diye de
Sıkı tutarlardı aralarını
Külâhta yenirdi yalnız
Veyâ bilmiyoruz ötesini
Öyle dükkân falan bilmiyoruz yâni
Dondurmaya dâir; şimdiki gibi
Hele kışın, zâten hiç yoktu
O zaman dondurmanın mevsimi vardı
Meyvelerin, sebzelerin
Herşeylerin...
Ha bir de, dondurma deyince
Evlerde buzdolabı yoktu
Adı sanı da duyulmamıştı
Buzhâne duyardık sâdece
Buz üreten yer
Belediyeye âit
Ordan alınan buzlarla
Soğutulurdu herşey
Evlerde, dükkanlarda, lokantalarda
Balıkçılar, dondurmacılar
Oradan alırlardı soğutucularını
Oradan dediğim
Şimdi teleferiğin olduğu yer
Tahtadan at ya da el arabalarının
Üzerinde taşınırdı buz kalıpları
Atölyelerden talaş ya da
Hızar tozuna belenmiş...
Bundan; elli, atmış yıl öncesi
Daha böyle gariplikler; nicesi
Şehirde sular kesilir arada
Elektrikler sık sık
Köyde henüz musluk kültürü yok
Boru bilinmiyor
Evinde su akan yok
Güğümler sağolsun
Uzak ta olsa
İp gibi aksa da çeşmeler
Su kovalamacayla geçer
Çoğu geceler
Çünkü taşıma suyla döner
Bütün işler
Beklersin saatlerce
Dolacak diye kabın
Sık sık çağrılır uzaktan adın
Hadi nerdesin, yemeğe yetiştir
Amelenin öğün zamanı diye
Âfiyet olsun
Dondurma yalayan çocuk
Bize de ayır biraz
Biz de sana veririz bulabilirsek
O güzel günlerin tadından
Asmada üzüm, dalda kiraz...