GARİP DEĞİL Mİ?
Mescid-Aksa zaten garip. Camii’lerimiz cemaatsizlikten garip.
Şükrü eda edilmeyen her nimet kulun elinden alınırmış. Rabbim bizleri nankörlükten, şımarıklıktan ve şükürsüzlükten muhafaza buyursun.
Biz, kısık sesleriz.. Minareleri Sen ezansız bırakma Allah'ım
Bizi Sen, Camii’siz, Cemaatsiz ve Vatansız bırakma Allahım!
“Bir gün hepsi biter! Evvela kış, ardından yaz gelir!”
Bekle, bir gün hepsi biter, yok olur gider.
Her şey zamanla zıddına döner.
Gün geçtikçe işler değişir.
Evvela kış, ardından yaz gelir.
Bir zaman gündüz arkasından gece sarar.
Akşamla yatsı arası:
“Gündüz olsun…” Dersen olmaz.
Belki daha kararır, ışık olmaz.
Taa, şafak atıncaya kadar, karanlık devam eder.
Boynunu yüce emirlere ey!
Allah Celle Celaluhû için, iyi düşün, iyi sabret.
Senin için olmayan sana gelmez.
Sana nasip olmayanı kimse eline tutuşturamaz.
Abdülkadir Geylani, hz.
İnsan,
Hangi cemiyetin insanları ile beraberse
O cemiyetin huyları
Farkında olmadan geçer ona.
O nedenle,
Daima iyilerle beraber olun.
(M. Zahid korku)
Bazen koca bir imtihân kaplar etrafınızı … Kimi sabreder, “ah” der, kimi yanar “aşk” der, kimi hoşlanır “Hakk” der . - Sır, imtihâna itimatta biter …
“El dediğin dize vurmaz dokunur. Söz dediğin dilden öze okunur.
Yâr dediğin bıkmaz ömre sakınır. Bir celsede ölenin işidir bu.”
Tarihe not düşülecek garip ve mahzun bir şekilde şahitlik ediyoruz.
İran yönetimi, saldırgan haçlı ordularına karşı, ülkelerini savunmak için, "Can Feda" adını verdikleri bir askere alma kampanyası başlatmıştır. Bu kampanyada 7 milyon iranlı askere yazılmıştır. Her ülke bu vatanseverlikten ders almalıdır. Emperyalizmin sömürüsü altında köle gibi yaşamaktansa, vatan uğrunda yiğitçe ölmek bir onurdur. Savaşın başlamasından bu yana dünyanın dörtbiryanındaki İranlılar, akın akın ülkelerine dönmektedirler. Emperyalizm İran'ı çağın en güçlü silahları ile vurmaktadır. Hatta nükleer silah kullanılmasından bile söz edilmektedir. Ancak İran halkı teslim olmayacağını söylemektedir. Bu kahraman halk sadece kendi onurunu değil, tüm insanlığın onurunu da korumaktadır.
İran'ın askeri uzmanları, uzun süreli bir savaş için strateji belirlerken, füze, dron, İHA ve SİHA'larla savaşmayı seçmişlerdir. Bunun ne kadar isabetli bir seçim olduğu görülmektedir. İran silah kullanımını en hafif silahlardan başlayarak, ağır silahlara doğru bir plan çerçevesinde uygulamaktadır. Bu tam bir yıpratma savaşıdır. Şu ana kadar başarılı olduğunu söylemek mümkündür.
Füzeleri yeraltı depolarına saklarken, karınca yuvalarını örnek almışlardır. Karınca yuvalarının girişi bozulsa bile, işçi karıncalar bozulan kısmı en kısa sürede onarmaktadırlar. ABD ve İsrail, İran'ın yeraltı silah depolarının sadece girişlerini vurmaktadırlar. Toprağın derinliklerinde saklanan füzeler zarar görmemektedir. Bozulan girişler en kısa sürede onarılıp, saldırgana gereken cevap verilmektedir. İran Ordusunun bu mükemmel savunma ve saldırı konsepti örnek alınmalıdır.
Diğer yandan İran, (ABD-İsrail) savaşı, yapay zekâ ile doğal zekâ savaşıdır. Şu ana kadar yapay zekânın, doğal zekâya karşı bir üstünlük kuramadığı görülmektedir. Bu savaş berabere kalma ihtimali olmayan bir savaştır. Sonunda, ya emperyalist kooalisyon güçleri kazanacak, ya da İran, Rusya ve Çin örtülü ittifakı kazanacaktır. Hangi taraf kazanırsa kazansın, dünya haritası yeniden çizilecektir. Dünya adım adım, kontrolden çıkan bir yangına doğru gitmektedir. Türkiyenin başarısı, bu yangından uzak durması ile mümkündür. Ancak KKTC de yaratılacak bir oldu bittinin, Türkiyeyi savaşa sokmasından endişe edilmektedir. Şartlar ne getitir, ne götürür bilinmez. Ancak neolursa olsun, İran halkı gibi direnmek ve dik durmak gerekir.
Meşhur şair Ferezdak, Kûfe'ye doğru giden Hz.Hüseyin'e şöyle demişti:
“Ey Hüseyin! Gitme Kûfe'ye; Kûfelilerin yürekleri seninle, ama kılıçları Yezid'den yanadır"
Dünya komuoyunda (İspanya vb) bile safların belirlendiği bu süreçte hala safını tayin edememiş, gelgitler" yaşayanların işi zor..
Zira tarih gösterdi ki bir tarafta"rey valiliği" diğer tarafta "Hz.Hüseyin'in başı" üzerine hesap yapan Ömer ibni sa'd psikolojisi/hesabiliği devam ediyor..
Demek ki "tarih tekerrürden ibarettir" sözü boşuna söylenmiş bir söz değilmiş.
Tarih O gün "hür bin Yezid" gibi "Savunanlar" ile nice nice "Savrulanlar"ı yazdığı gibi hala yazmaya devam ediyor.. Zira okuyabilen için tarih te Allah'ın ayetlerinden bir ayettir..
Acaba tarih bizden sonra ne yazacak?..
Şifa Tefsiri’nde kutup ayılarının avlanma yöntemi şöyle anlatıyor:
Avcılar yere ağzı geniş, keskin bir bıçak gömer, üzerine de kan sürerlermiş. Kan kokusuna gelen ayı, bıçağı yalamaya başlar; kesilen dilinden akan kanın kendi kanı olduğunu sıcağı sıcağına fark edemezmiş. Bir müddet sonra kan kaybından ölen ayının derisini avcılar zahmetsizce yüzerlermiş.
Petrol kokusuna gelen zalimlerin sonu da kan kokusuna gelen kutup ayılarından farklı olmayacak inşallah!
“Ayetlerimizi yalanlayanları bilemeyecekleri şekilde yavaş yavaş helâke yaklaştıracağız. Onlara zaman tanıyorum. Şüphesiz ki benim tuzağım (ince planım) çok sağlamdır.” (A‘râf, 182-183)
HAYIRLI CUMALAR