ASR SÛRESİ VE İLETİŞİM ÂDÂBI
Safların daha sık, aklımızın "tefekkürle" daha muhkem, kalplerimizin de "iman" ile mukim olması gereken bir zamanda, asrın idrakine "Asr Suresi" adete hayatımızın önceliklerini harika bir şekilde özetliyor:
"Asra/akıp gitmekte olan zamana yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır." (103/1-3
Allah Resûlü'nün rahle-i tedrisinden geçenler laf olsun diye değil ama bir hikmete binaen birbirlerine "Asr Suresi"ni okurlardı...
Bir birliktelik ya da arkadaşlığın gerektirdiği iletişimin nasıl olmasıyla ilgili bir durumdur bu...
Bizim gibi "ne olacak bu memleketin hali", "bizden adam olmaz" gibi arabesk ve ayrılıkla şekillenmiş politize birlikteliklerin niçin bir anlam ifade etmediği de yine bununla ilgili bir durum...
Birbirine anlam katan, değer katan, sabrı ve hikmeti hatırlatan bir ortak ifade sahasıdır kaliteli iletişim...
Bilmem hangi cemaatin, hangi fırkanın, hangi ırkın değil yalnızca Hakk'ın ve hakikatin güzelliğinin paylaşıldığı bir birliktelik...
Her gün her an birbirini yenileyen, silkeleyen, güzelleştiren, iyileştiren....
Asr Suresini okumanın anlamı budur kanaatimce...
Birbirlerinin kulaklarına siyasetin gücünü değil, Hakk'ın gücünü fısıldayan bir iletişim... Böyle bir iletişim güçlü bir enformasyon doğurur ve hiç kuşkunuz olmasın böyle bir iletişim gücünün karşısında hiçbir istihbarat gücü de duramaz...
Asr Suresi’nin ilk iki ayeti çok kısa görünür ama insan hayatını sarsacak kadar derindir:
Bismillahirrahmanirrahim,
“Asra yemin olsun ki, insan gerçekten hüsrandadır.”
Burada Allah önce “asra” yemin ediyor. “Asr” kelimesi sadece vakit demek değildir. İçinde hem zaman, hem çağ, hem de insan ömrünün akıp giden tarafı vardır. Yani ayet sanki bize şunu söyler:
“Bakıp da fark etmediğin en büyük sermayen zamandır.”
İnsan çoğu zaman malını kaybetmekten korkar, fırsatı kaçırmaktan korkar, bir şeyleri eksik yaşamaktan korkar. Ama en büyük kaybın çoğu zaman farkına varmaz: ömür gidiyordur. Sessizce, geri gelmeden telafisiz şekilde.
Allah’ın zamana yemin etmesi çok manidardır. Çünkü zaman, insanın içinde yaşadığı ama çoğu zaman kıymetini bilmediği ilahi bir aynadır. Ve Allah cc kıymetli şeylerin önemini insanlara anlatmak için yemin eder. İnsan o aynaya baktığında ne olduğunu görür: Ne ektiğini, neye dönüştüğünü, neyi boş yere tükettiğini ve neyi ebediyete taşıdığını.
Sonra ikinci ayet gelir:
“İnsan gerçekten hüsrandadır.”
Buradaki ifade çok güçlüdür. Sadece “zarar eder” demiyor. “Kesinlikle, derin bir kayıp içindedir” diyor.
“Hüsran”, sıradan bir kayıp değildir. Ticarette biraz zarar etmek gibi değildir.
Daha çok şu gibidir:
Elinde çok kıymetli bir hazine varken, onun değerini bilmeden onu yitirmek, hazinenin buhar olup yok olması.
İnsan neden hüsrandadır?
Çünkü: Ömrü tükenmektedir, gücü azalmaktadır, fırsatları kapanmaktadır, dünya geçmektedir, ahiret ve hesap yaklaşmaktadır.Ve çoğu insan, ne için yaşadığını tam kavrayamadan yaşamaktadır
Yani ayet, insanın iç kaybını haber verir.
İnsan bazen çok şey kazanmış görünür ama aslında kaybetmektedir.
Parası artar ama huzuru azalır. İtibarı büyür ama kalbi kurur. Çevresi genişler ama iç dünyası boşalır. Yıllar su gibi akıp gider sonunda günahıyla-sevabıyla başbaşa kalır.
İşte Asr Suresi’nin bu başlangıcı insanı silkeleyen bir uyarıdır:
“Ey insan, dikkat et. Sen zamanı tükettiğini sanıyorsun ama aslında zaman da seni tüketiyor.”
Bu iki ayet bize şunu öğretir: İnsan bu dünyada nötr kalamaz. Ya kazanıyordur ya kaybediyordur.
Ya ömrünü hakikate çeviriyordur ya da ömrü elinden akıp gidiyordur. Ya akıntıya kapılmıştır ya da akıştadır.
Bu yüzden Asr Suresi’nin ilk iki ayeti bir hüzün değil, bir uyanış çağrısıdır.
Çünkü kayıpta olduğunu fark eden insan, kurtuluş yolunu aramaya başlar.
Fark etmeyen ise kaybı sadece dünya hayatı zanneder......
ZAMANA YEMİN OLSUN Kİ...
Zaman; müthiş bir şey.
Allah Teâlâ boşuna yemin etmemiş zamana:
"Asr'a (zamana) yemin olsun ki, muhakkak insan hüsrandadır. Ancak; iman edenler, güzel amel işleyenler, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna." (Asr Sûresi)
"Müfessirler burada zikredilen asr kelimesini ikindi vakti, ikindi namazı, mutlak zaman, Hz. Muhammed’in (sav) asrı ve âhir zaman gibi farklı şekillerde tefsir etmişlerdir. Bize göre bunlar içinde sûrenin içeriğine ve mesajına en uygun düşeni “mutlak zaman” anlamıdır. Buna göre sûrenin başında zamana yemin edilerek onun insan hayatındaki yerine ve önemine dikkat çekilmiştir. Çünkü zaman, kendisi zaman üstü olan Allah Teâlâ’nın yaratma, yönetme, yok etme, rızık verme, alçaltma, yüceltme gibi kendi varlığını ve sonsuz kudretini gösteren fiillerinin tecelli ettiği bir varlık şartı olması yanında, insan bakımından da hayatını içinde geçirdiği ve her türlü eylemlerini gerçekleştirebildiği bir imkân ve fırsatlar alanıdır. Yüce Allah böyle kıymetli bir gerçeklik ve imkân üzerine yemin ederek zamanın önemine dikkat çekmiş." (Diyanet Yayınları)
Zaman; her şeyin iç yüzünü ortaya çıkarandır...
Zaman; bütün yaraları sarandır.
Zaman; insanı hâlden hâle koyandır.
Zaman; insanın olgunlaşma sürecidir.
Zaman; hesabı en zor verilen çetin bir sorudur.
Zaman; her işin, öyle veya böyle, hallolduğu süreçtir.
Zaman; sabrın minderidir.
Zaman, en kıymetli hazine, en büyük uyarıcı, en sabırlı usta, en kadîm dost, en sıkıcı "bekleme" salonu, umutların yeşerdiği toprak, gönüllerin ferahlık bulduğu soğuk sudur.
Umarım zaman; bizim için hüsrana sebep değildir. İman edip, salih ameller işleyen, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenlerden oluruz.
Beşer, zamanı farkedince insan oldu. İnsan olduğu için tarih yazdı..
Eyyüb (a.s) 18 yıl sabretti.
Yusuf (a.s) 13 yıl sabretti.
Yakub (a.s) 14 yıl sabretti.
Musa (a.s) 40 yıl sabretti.
Duam kabul olmadı, sıkıntılarım geçmedi deme,sabret Allah'tan iste...
“...Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
Bakara / 153
Bugünün dünden, yarının bugünden hayırlı olması duasıyla...