HESAP VAKTİ: KUMPASINIZIN SONUNA GELDİNİZ!
Toplumsal güveni yok eden en aşağılık eylem, düşmanın açıkça saldırması değil; dost görünenin arkadan kuyu kazmasıdır. Günümüzde ahlaki çürüme, sinsi bir stratejiye dönüşmüş durumda. Karşısındakinin yüzüne gülerken arkasından "gizli çekim" kumpasları kuran, hayatları aldatmaya yönelik senaryolarla tarumar eden ve bu tiyatroyu "yalan tanıklarla" meşrulaştırmaya çalışan bir haysiyet cellatlarıyla karşı karşıya geldik!
Korkakça kurduğunuz o gizli kameralar, kiraladığınız satılık diller ve arkasına saklandığınız sahte maskeler sizi kurtarmaya yetmeyecek. İlahi adaletin de, dijital hafızanın da şaşmaz bir terazisi var. Biz o sahte yüzlerinizi de, arkadan çevirdiğiniz kirli tezgahları da çok iyi biliyoruz.
Şimdi maskelerin düşme, o karanlık senaryolarınızın başınıza yıkılma vakti! Artık yolun sonu görünüyor. Hesap verme zamanı geldi; belki yarın, belki de yarından da yakın!
Eski dünyanın arsızı hiç değilse cüretiyle ortadaydı; modern dünyanın arsızı ise ikiyüzlülüğün gölgesine saklanan bir korkak. Bir insanın mahremini, güvenini ve saf niyetini "gizli çekim" denilen o sinsi tuzaklarla kayda almak, acizliğin ulaştığı son noktadır. Bu kalleşliği yapanlar, "Hatayı hep ele bulur" düsturuyla kendi karakter yoksunluklarını örtmeye çalışırlar.
"Gerçeğin zamanla ortaya çıkma huyu vardır."
Tamamen aldatmaya yönelik kurulan bu şantaj tezgahları, parayla veya vaatle kiralanmış yalan tanıklar marifetiyle tamamlanır.
Üç kuruşluk dünya menfaati için gerçeği tersyüz eden bu nursuzlar, "kuzgun sürüsünün" ta kendisidir. Unuttukları şey şudur: Sahte belgelerle, gizli kayıtlarla ve satılık dillerle kurulan o yapay dijital kaleler, tarihin, vicdanın ve internet arşivlerinin gerçek adalet duvarına çarptığı an darmadağın olmaya mahkumdur.
"Herkes yaşattığını yaşar" yasası gereği, gizli odalarda kumpas kuranlar elbet bir gün kendi tuzaklarına düşeceklerdir. Başkalarının hayatını gizlice kaydedenler, gün gelecek kendi rezilliklerinin ifşa oluşunu çaresizce izleyeceklerdir.
Satın aldıkları o yalan tanıklar, menfaat musluğu kesildiği ilk fırtınada sahiplerini ilk satanlar olacaktır. Katran kazanı, bu ikiyüzlülüğü içine alıp yutmak için çoktan kaynamaya başlamıştır.
Nihayetinde; sahte tanıkların sustuğu, gizli kameraların karardığı o son hesap gününde, yalan dönüp sahibini vuracak. Masumların ahı karşısında bu kağıttan kuleler yıkılacak ve hayat, her haini kendi kazdığı o karanlık çukurun içinde boğacaktır. Çünkü karanlık ne kadar yoğun olursa olsun, gerçeğin ışığı onu her zaman delip geçer.