13 Ocak 2026 Salı

ZAM VAR, GEÇİM YOK!

Yayınlanma: 10.01.2026 09:54 · Yazar: Mehmet Keskin

Milyonlarca emeklinin günlerdir, hatta aylardır beklediği açıklama nihayet geldi. Hükümet, en düşük emekli maaşını yüzde 18,48 oranında artırarak 20 bin TL seviyesine yükseltti. Rakam kâğıt üzerinde büyütülmüş, cümleler özenle seçilmiş, “emekliye müjde” başlıkları çoktan atılmış olabilir. Ancak mutfağa girildiğinde, pazara çıkıldığında, faturalar masanın üzerine konduğunda bu müjdenin sesi bir anda kısılıyor.

Bugün ülkemizde açlık sınırının 30 bin TL’yi aştığı bir ekonomik tabloda, en düşük emekli maaşının 20 bin TL’ye çıkarılması gerçeği değiştirmiyor. Emekliler hâlâ açlık sınırının çok ama çok altında yaşamaya mahkûm ediliyor.

Bir emeklinin hayatı rakamlardan ibaret değil. O maaş; sabah içilen çayın şekeri, akşam pişen yemeğin tenceresi, toruna alınacak küçük bir hediye demek. Bugün emekliler, “Bu ay kiramı verebilecek miyim, et alabilecek miyim?” sorusunu değil, “Bu ay hangi giderden vazgeçeceğim?” sorusunu soruyor. Kimi doğalgazı kısıyor, kimi pazardan filesini yarı dolu döndürüyor, kimisi ise ayağındaki ayakkabıya bakıp yırtık ayakkabısı ile daha ne kadar idare edebileceğinin hesaplarını yapıyor.

Yüzde 18,48’lik artış, enflasyonun, kira fiyatlarının, gıda zamlarının yanında bir iyileştirme değil; sadece erimenin biraz yavaşlatılması anlamına geliyor. Çünkü emeklinin geliri artarken, hayat pahalılığı koşar adım ilerliyor. Aradaki makas her geçen gün biraz daha açılıyor.

Yıllarca çalışmış, prim ödemiş, bu ülkenin üretimine omuz vermiş insanlar bugün hayatta kalma mücadelesi veriyor. Emeklilik, bir nefes alma dönemi olması gerekirken; borçla, eksikle, endişeyle geçen bir sürece dönüşmüş durumda. Oysa sosyal devlet anlayışı, vatandaşını açlık sınırının altında yaşamaya razı etmek değil, insanca bir hayat sunmaktır.

20 bin TL maaş, Ankara’daki bir tabloya bakıldığında “artış” gibi görünebilir. Ama Türkiye’nin herhangi bir kentinde kira ödeyen, mutfak alışverişi yapan, faturalarını yatıran bir emekli için bu rakam geçim değil, direniş anlamına geliyor.

Bugün emekliler sadaka değil, haklarını istiyor. Geçici çözümler değil, kalıcı ve gerçekçi düzenlemeler bekliyor. Açlık sınırının altında kalan her maaş, sadece ekonomik bir sorun değil; vicdani bir sorundur da…