Ordu Sokaklarında "İstismar" Mesaisi: Nereye Kadar?
Ordu, misafirperverliğiyle, yardımseverliğiyle bilinen bir huzur şehridir. Ancak son zamanlarda bu güzel hasletlerimizin, sokakları mesken tutan bir "sektör" tarafından suistimal edildiğine üzülerek şahitlik ediyoruz. Bugün köşemi, artık sadece bir görüntü kirliliği değil, bir güvenlik ve sosyal yara haline gelen "dilencilik" meselesine ayırıyorum.
Kutsal Mekanlar ve Hastane Kapıları Kuşatma Altında
Gözünüzü nereye çevirseniz orada bir "el açma" sahnesiyle karşılaşıyorsunuz. Hastane bahçelerinde şifa bekleyen hasta yakınlarının duyguları sömürülüyor, cami önlerinde ibadetin getirdiği manevi iklim fırsata çevriliyor, bankamatik önlerinde ise vatandaşın güvenliği adeta taciz boyutuna varan ısrarlarla ihlal ediliyor.
Buradaki en acı tablo ise kuşkusuz çocuklar. Kucağında uyuyan bebeklerle, elinden tuttuğu küçücük yavrularla kaldırımları mesken tutanlar, aslında o çocukların geleceğini dileniyor.
Merhamet mi, İstismar mı?
Bizler, ihtiyacı olana yardım etmeyi görev bilen bir kültürden geliyoruz. Ancak sokaklarda gördüğümüz bu tablo, bir "ihtiyaç" hali değil, organize bir "istismar" tablosudur. Sınır tanımayan, kural tanımayan bu yapıya karşı artık daha somut adımlar atılmasının vakti gelmiştir.
Yerel Yönetimlere ve Kolluk Kuvvetlerine Çağrı
Buradan Ordu Büyükşehir Belediyesi Zabıta ekiplerine ve emniyet güçlerimize sesleniyorum:
-
Sıkı Denetim: Hastane bahçeleri, cami çıkışları ve bankamatik önleri gibi "stratejik" noktalarda denetimler aralıksız sürdürülmelidir.
-
Sosyal Takip: Gerçekten yardıma muhtaç olanlar tespit edilip sosyal hizmetlere yönlendirilmeli; ancak bu işi meslek haline getirenlerin Ordu sokaklarında huzuru bozmasına izin verilmemelidir.
-
Çocuk İstismarına Dur: Çocukların bu çirkin çarka alet edilmesi, sadece bir zabıta meselesi değil, bir çocuk hakları ihlalidir. İlgili kurumların bu konuda daha sert yaptırımlar uygulaması elzemdir.
Ordu halkı, yardımseverliğinin "safdillik" sanılmasından yorulmuştur. Şehrimizin modern çehresine gölge düşüren, sosyal huzuru tehdit eden bu manzaralara son verilmelidir. Sokaklarımız, çocukların dilendiği değil, güldüğü yerler olmalıdır.
Duyarlı bir toplum, kararlı bir yönetimle bu sorun aşılabilir. Gelin, Ordu’yu bu kuşatmadan hep birlikte kurtaralım.