BİLİGİ EVLERİ
HABER ARAMA
Ordu Nöbetçi Eczaneleri
HABER ARŞİVİ
Lütfen Bir Tarih Seçiniz
ANKET
Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?
  • Gayet Güzel
  • Kullanışlı
  • Beğenmedim
SON DAKİKA HABERLER
Akıllı Ev Sistemleri
19 Eylül 2022 Pazartesi Saat: 11:47

YILMAZ: EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI SORUNLARLA BAŞLADI

EĞİTİM SEN Ordu Şube Başkanı Sezgin Yılmaz, gazeteci Şafak Deliçakar’a verdiği röportajda, 2022-2023 eğitim-öğretim yılının büyük sorunlarla başladığını söyledi. Başkan Yılmaz, 2022-2023 eğitim öğretim yılının, Türkiye
YILMAZ: EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI SORUNLARLA BAŞLADI

EĞİTİM SEN Ordu Şube Başkanı Sezgin Yılmaz, gazeteci Şafak Deliçakar’a verdiği röportajda, 2022-2023 eğitim-öğretim yılının büyük sorunlarla başladığını söyledi.

Başkan Yılmaz, 2022-2023 eğitim öğretim yılının, Türkiye’de eğitimin karşı karşıya olduğu ve geçtiğimiz yıllar içinde birikerek büyüyen sorunlarının gölgesinde açıldığına dikkat çekti.

Şafak DELİÇAKAR: Sayın Yılmaz, haftanın röportajı sayfamıza hoş geldiniz. Malum eğitim-öğretim yılına başladık. Tespitleriniz nedir? Eğitime nasıl başladık?

Sezgin YILMAZ: Hoşbulduk Sayın Deliçakar. MEB’in son açıkladığı örgün eğitim istatistiklerine göre Haziran 2022 itibariyle Türkiye’de örgün eğitimde (resmi + özel) 19 milyon 155 bin 571 öğrenci bulunmaktadır. Öğrencilerden 15 milyon 839 bin 140’ı resmi, 1 milyon 578 bin 233’ü özel ve 1 milyon 738 bin 198’i ise açık öğretim kurumlarında eğitim görmüştür. 2021 yılında 1 milyon 452 bin 331 öğrencinin açık öğretimde okuduğu dikkate alındığında, her geçen yıl daha fazla öğrencinin örgün eğitim dışına çıkmak zorunda kaldığı anlaşılmaktadır.

MEB Örgün Eğitim İstatistiklerine göre Türkiye’de toplam 70 bin 383 eğitim kurumu/okulu içinde devlete ait kurum/okul sayısı 56 bin 200 (yüzde 80) iken, özel okulların sayısı 14 bin 124’tür. Devlet okullarında okuyan öğrenci sayısı 15 milyon 839 bin 140 (yüzde 82,7), özel okullarda okuyan öğrenci sayısı 1 milyon 578 bin 233 (yüzde 8,2) olmuştur. Açık öğretimde okuyan 1 milyon 738 bin 198 öğrenci (yüzde 9,1) öğrenci bulunmaktadır. Öğrencilerin cinsiyete göre dağılımına baktığımızda 9 milyon 928 bin 304’ü erkek, 9 milyon 227 bin 267’si kadındır.

Türkiye çapında devlet ve özel okullarda toplam 1 milyon 139 bin 673 öğretmen görev yapmaktadır. Haziran 2022 itibariyle devlet okullarında çalışan öğretmenlerin sayısı 975 bin 698’dir. Bu öğretmenlerin 95 bin 773’ü sözleşmeli öğretmen olarak çalışmaktadır. Özel okullarda çalışan öğretmen sayısı ise 163 bin 975 olarak açıklanmıştır. Öğretmenlerin 455 bin 294’ü erkek, 684 bin 379’u kadındır.

2021/2022 eğitim öğretim yılı sonu itibariyle devlet okullarında 103 bin 961 sözleşmeli öğretmen görev yapmaktadır. Devlet okullarında çalışan öğretmenlerin yüzde 43’ü (404 bin 972) erkek, yüzde 57’si (545 bin 118) kadındır.

Eğitim kademelerine göre okullaşma oranlarına bakıldığında eğitimde 4+4+4 düzenlemesi sonrasında örgün eğitim 12 yıla çıkarılmasına rağmen, okullaşma oranları açısından hedeflerin çok gerisinde kalındığı görülmektedir. Okullaşma oranları açısından son dokuz yılın en dikkat çekici özelliği ilkokulda okullaşma oranının yüzde 98.86’dan yüzde 93.16’ya düşmesi, ortaokulda okullaşma oranının yüzde 93.09’dan yüzde 89,84’e gerilemesidir.

Bölgesel eşitsizlikleri ve cinsiyetler arası eşitsizlikleri okullaşma oranlarındaki değişim üzerinden daha net görmek mümkündür. Okullaşma oranları dikkate alındığında özellikle okulöncesi ve ilkokul açısından Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Orta ve Doğu Karadeniz illerinin önemli bir bölümü Türkiye ortalamasının altındadır.

Şafak DELİÇAKAR: Bu sene ki eğitim öğretim yılında acil çözüm bekleyen sorunlar nelerdir?

Sezgin YILMAZ: Yıllardır okulların fiziki altyapı ve donanım eksiklikleri giderilmemişken, kalabalık sınıflar, ikili öğretim ve taşımalı eğitim sorunu 2022/23 eğitim öğretim yılı başında da varlığını sürdürmektedir.

Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakılırken, eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikaları bizzat iktidar ve MEB eliyle yapılan yasal düzenlemeler ve fiili dayatmalar eşliğinde sürdürülmektedir. Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar, çeşitli vakıf ve derneklerle iş birliği halinde hayata geçirilen ‘piyasacı’ ve ‘dini eğitim’ merkezli uygulamalar, başta öğrenciler olmak üzere, öğretmenler, eğitim emekçileri ve velileri doğrudan etkilemektedir.

Şafak DELİÇAKAR: Eğitim harcamaları bu senede el yakıyor. Kırtasiye giderleri de keza aynı. Birde öğrencilerin beslenme sorunları var. Bu üç ana başlık hakkında neler söylemek istersiniz?

Sezgin YILMAZ: Son yıllarda özellikle bütçe görüşmeleri dönemlerinde iktidar cephesinden en sık duyulan söz ‘Eğitime en çok payı biz ayırdık’ olmuştur. Eğitim bütçesini sadece sayısal verilerden ibaret görüp, bütçeden eğitim yatırımlarına ayrılan payı göz ardı ettiğimizde bütçeden eğitime ayrılan payın rakamsal olarak arttığını söylemek mümkündür. Ancak bu durum eğitim bütçesinin nereye harcandığı gerçeğinin üzerini örtmemektedir.

Geçtiğimiz yıllar içinde devlet okullarına ihtiyaç kadar ödenek ayrılmaması, kaçınılmaz olarak öğrenci velilerinin eğitimin finansmanına doğrudan katılımını beraberinde getirmiştir. Başta ‘gönüllü bağış’ adı altında toplanan kayıt parası olmak üzere, hemen her okulda çok sayıda kalemde para toplanarak eğitim harcamaları büyük ölçüde velilerin sırtına yıkılmaktadır.

KIRTASİYE HARCAMALARI EN AZ İKİ KAT ARTTI

Okul hazırlıklarında velilerin en önemli gider kalemini kırtasiye harcamaları oluşturmaktadır. Bir yıl önce ilkokula başlayan bir öğrenci için en ucuz zincir marketlerde 234 TL’ye alınan kırtasiye malzemeleri bugün en az 3 kat artışla 710 TL’ye alınabilmektedir.

ÖĞRENCİLERİN BESLENME SORUNUNA ÇÖZÜM ÜRETİLMELİDİR

Eğitim ve öğretimde öne çıkan en önemli sorunlardan birisi de öğrencilerin okullardaki beslenme sorunudur. Türkiye’de çok sayıda öğrenci okula kahvaltı yapmadan gitmekte, yine birçok öğrencinin okulda yemek yemeden günü tamamladığı ve eve döndüğü görülmektedir. Bu sorun temel ve acilen çözülmesi gereken bir sorundur.

Şafak DELİÇAKAR: Okul bütçeleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sezgin YILMAZ: Türkiye’de eğitim kurumlarının büyük bölümünün mülkiyeti hala devlete ait olmasına rağmen, eğitim kurumlarında verilen hizmetlerin önemli bir bölümü geçtiğimiz yıllar içinde ticarileştirilmiştir. Eğitimde yaşanan ticarileştirme ve özelleştirme uygulamaları, kimi zaman açık, ama çoğunlukla gizli olarak yapılmıştır. Bir taraftan eğitimin büyük bir bölümü zamanla birer ‘ticari işletme’ haline getirilen devlet okullarında sürdürülürken, diğer yandan eğitimin kamusal finansmanının tasfiye edilmesi yoluyla yoksul halkın eğitim finansmanı içindeki payı sürekli artmıştır.

Şafak DELİÇAKAR: Öğrencilerin barınma sorunu da çözüm bekliyor. Bu konu hakkında ki fikriniz nedir?

Sezgin YILMAZ: Ekonomik krizin derinleşmesiyle birlikte milyonlarca öğrencinin öncelikli gündemini oluşturan barınma sorunu, önceki yıllarla karşılaştırılamaz boyutlara ulaşmıştır. Çok sayıda öğrenci ev kiraları ve yurt fiyatlarının yüksekliği nedeniyle eğitimine ara vermek zorunda kalmaktadır.

Artan enflasyon ve zamlar öğrencilerin barınma krizini büyütmektedir. Geçen yıl ‘Barınamıyoruz’ diyen üniversite öğrencileri için bu yıl daha da zor geçecektir. Üniversite kayıtları için farklı illere giden çok sayıda öğrenci kayıt heyecanını yaşayamadan barınma derdine düşmüştür. Devlet yurtlarında yer bulamayan öğrenciler artan ev kiraları ve özel yurt ücretleri karşısında ne yapacağını şaşırmış durumdadır. 

Şafak DELİÇAKAR: Sonuç itibarıyla nasıl bir değerlendirme yapmak istersiniz?

Sezgin YILMAZ: Türkiye’nin eğitim sistemi, çocuklar ve gençler için okurken mutlu, gelecekleri için umutlu olacakları bir eğitim ortamı sunmaktan çok uzaktır. Her yıl katlanarak artan ve kalıcı çözüm beklenen eğitim sorunlarıyla başlayan yeni eğitim yılı öncesinde ne öğrencilerin, ne velilerin, ne de eğitim emekçilerinin beklentilerinin karşılandığını söylemek mümkündür.

Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, her adımın paralı hale geldiği bir eğitim sisteminde öğrencilerin, velilerin ve eğitim emekçilerinin taleplerini gerçekleştirmenin tek yolu, herkesin eğitim hakkından eşit koşullarda ve parasız olarak yararlanmasının sağlanmasıdır.

Ancak bu temel koşulun sağlanması için eğitim harcamalarının devlet tarafından karşılanması yeterli değildir. Okullarda verilen eğitimin içerik bakımından dini değil, bilimsel esaslara dayalı olması, eğitimin demokratik bir yapıda örgütlenmesi, gerçek anlamda laik, özgürlükçü ve herkesin kendi anadilinde eğitim görebildiği bir yapıda olması gerekmektedir.

Şafak DELİÇAKAR: Sayın Yılmaz, verdiğiniz bilgiler ve yaptığınız değerlendirmeler için teşekkür ediyor, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında başarılar diliyorum.

Sezgin YILMAZ: Sayın Deliçakar, bende sendikamıza bu fırsatı sağladığınız için başta şahsınıza ve Ordu Yeni Haber Gazetesi tüm ekibine yayın hayatınızda başarılarınızın devamını diliyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Haber Yorumları ( 0 Adet)

Adınız
E-mail Adresiniz
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Son Haberler

 

Ordu Yeni Haber Gazetesi Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz :
Email Adresiniz :
Arkadaşınızın İsmi :
Arkadaşınızın E-Mail Adresi :
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız