KAVAK AĞACI
“Yıldızlar ve ağaçlar,
Allah’a secde ederler!”
Rahman-6
Kavak ağacına sormuşlar:
Allah’a dua eder misin?
Ağaç cevap vermiş;
Benim, boyum kadar,
Toprakta köklerim var.
Köklerim, Allah’a dua eder,
Dallarım da secde eder!
Kavağı kesmişler, ağaç
Yıkılırken öyle bir ses
Çıkarmış ki, herkes
“Allah” dediğini işitmiş!
Hani birisi birisine;
“Kavak kadar olamadın!”
Dese alınır.
Kavak kadar boyu olup,
Bir ağaç kadar görevini
Bilemeyen ne kadar
Zavallılar vardır!
Rahmetli Timurtaş Hoca derdi ki
"Bu sistem öyle bir sistemdir ve öyle çocuklar eğitecek ki, günün sonunda her okula polis dikmek zorunda kalacaksınız."
Bugün çocuklar evde baba otoritesiyle, okulda öğretmen otoritesiyle karşılaşmıyorlar. Hâlbuki insan tabiatı itibariyle güce meyleder; hayranlık duyduğu, üstün gördüğü şeye benzemek ister. Modern psikolojide Albert Bandura’nın Sosyal Öğrenme Teorisi de bu tespiti teyit eder. Bandura’ya göre çocuklar davranışları gözlem yoluyla öğrenir; baba veya öğretmen gibi olumlu rol modeller yokluğunda ise medya ya da akran çevresi gibi alternatif figürleri taklit ederler.
Eskiden babasının adeta bir kopyası olan çocuklara sıkça rasatlardım. Hal hareket ve tavırlarında bu benzerlik açıkça görülürdü. Bugün ise bu bağ kopmuş durumdadır. Lakin baba evin merkezinden, öğretmen okulun mihverinden çekilince, çocuk için güç merkezi arayışı ortadan kalkmıyor; bilakis eksen değiştiriyor ve maalesef çoğu kere merhametten ve ahlaktan yoksun mecralara kayıyor.
İbn Haldun’un asırlar öncesinden işaret ettiği bu hakikat bugün de değişmiş değildir: İnsan galibin, güçlü gördüğünün ve kemal atfettiğinin peşinden gider.
Bu sebeple yapılması gereken, kötü örnekleri merkeze alarak babalık ve öğretmenlik makamının içini boşaltmak değil; kemali temsil eden, ahlak ve merhameti şahsında birleştiren, taklit edilmeye layık baba ve öğretmen figürlerini etmek, öne çıkarmaktır. Aksi hâlde çocuklar yine birilerini örnek alacak; fakat bu örnekler onları ihya ve inşa etmeyecek, bilakis işgal ve iğfal edecektir.
Mesele en olmadık yerlerinden tutuluyor; dizileri suçlama, evde silahın ne işi var vs...
Bunlar yeni şeyler değil; tüfek icat olduğundan beri evin duvarında asılı dururdu zaten... TV icat olduğundan beri vurdu kırdı filmler vardı zaten... Babalarımız da biz de böyle büyüdük, yeni şeyler değil bunlar!
Yeni olan şey çocuk büyütme tarzımızdır. Böyle bir çocuk yetiştirme şekli olamaz. Otoriteden yoksun, sorumluluktan muaf, sınırdan uzak, hayattan izole...
Bir çocuk okulun koridorunda yüksek sesle sinli kaflı küfürler edecek ve öğretmen ona haddini bildiremeyecek! Böyle bir eğitim şekli olamaz. TV'de Kemal Sunal'ın “eşşoğleşek” sözünü bipleyeceğiz ama okulda sinkaflı küfürler edilmesine göz yumacağız. Benim çocuğum okuldan hayasızlık öğrenip gelecek. Bu pedagojik riyakârlığı bırakmak ve acilen kadim öğretilere dönmek durumundayız. İnsan yetiştiremiyoruz, bununla biran önce yüzleşmemiz gerekiyor.
Din eğitiminde bile cehennem yok artık, cehennemi kapattık. Oysaki Allah peygamberini “beşîr ve nezîr” yani; cennet ve nimetleriyle müjdeleyen, cehennem ve azabıyla ikaz eden, olarak vasıflamıştır. “Sizi önünüzde yaklaşan bir günün azabına karşı uyarıyorum” diye İslâm'a davet ediyordu Allah Rasûlü (s.a.s.). Ne oldu da cehennemin kapısına mühür vuruldu?
Biz birinin ağacına elimizi uzatmadıysak, bir karıncanın yuvasını bozmadıysak, ağzımıza küfür koymadıysak cehennem de yanarız diye korktuk hep. Bir hayvana zarar verecek olsak, nenem “Anası kargış eder” derdi korkardık el uzatmaya. Kimsenin olmadığı yerde bile en aciz bir hayvanın da sahibi var bilinciyle büyüdük.
Bu neslin mimarı modern psikoloji ve pedagojinin sınanmamış öğretileri ve dogmatik bir biçimde kabulüdür. Anne babaları bu çarpık ebeveynlik tarzına sevk eden budur. Eğitim kurumlarını, eğitmekten aciz bırakan budur. Bunun acilen tartışmaya açılması gerekiyor.
Evde baba otoritesi, okulda öğretmen otoritesinin olmayışı akran zorbalığını besleyen en temel etkendir. Öğretmen ve baba yeniden eski saygınlığına kavuşmalıdır.
Ne güzel baba öğüdü:
"Yavrucuğum! Yaptığın iş, bir hardal tanesi ağırlığında bile olsa ve bu, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, yine de Allah onu getirir. Doğrusu Allah, en ince işleri görüp bilmektedir ve her şeyden haberdardır." (Lokman 16)
Birçok insan aşırı unutkanlık ve zihin dağınıklığından muzdariptir; bunun en büyük nedenlerinden biri ise cep telefonunun aşırı kullanımı ve iletişim programları arasında sürekli geçiş yapmaktır; zira akıl, bu kadar çok haber, bilgi, felaket ve olayı nasıl taşıyabilir?
Akıllı olan, zamanını düzenler, takip ettiklerini azaltır, kendi işine döner ve öncelikle kendisi ile ailesini düzeltmekle meşgul olur.
HAYIRLI CUMALAR