ORDU EDEP PLÂTFORMU AYLIK ŞÛRÂ TOPLANTISINA KATILDIK
Boztepe Kitap-Kahve'de yapıldı. Toplantıya, Yeşilay Ordu Şûbesi'nin tanıtım programı bağlamında toplumda hastalık ve büyük problem boyutundaki bağımlılıklar ve bu noktada yapılması ve de yapmamız gerekenler ve alınacak tedbirler, yapılabilecek etkinlik ve girişimler konuları gündeme geldi.
İçki, sigara, kumar, uyuşturucu teknoloji bağımlılığı Deizm akımının hem fizyolojik hem de psikolojik anlamda çok büyük bir felâkete savrulduğu Gençlerimizin bu tehlikelerden nasıl korunabilir;
Siyaset kurumu Toplum önderleri ve platformun temsilcileri olarak çözüm önerilerinin gündeme geldiği istişare toplantısı İnşallah hayırlı vesilelere öncülük eder.
Fedakârlık olmadan başarı olmaz..
Adanmışlık olmadan inandırıcılık olmaz.
Örnek olmadan, örnek bir nesil yetişmez
(Emin ışık)
Nurettin Topçu vefatından birkaç gün önce hastanede kendisini ziyaret edenlere de şöyle diyecektir:
- Kırk sene öğretmenlik yaptım, mabede nasıl girdimse sınıfa da öyle girdim.
Öyleyse bu hayati meselenin çözümü eğitimden geçtiğini bilmemiz gerekir.
Sezai Karakoç, eserleriyle gençlere ve topluma yön vermeye, ışık olan şu sözünü hatırlatarak onu tekrar rahmet ve şükranla yâd edelim. Bir yazısında diyordu ki:
"-Doğaya,
-tarihe,
-insana ve
-topluma bakışımızı yeniden tespit etmek için;
en geniş anlamda bir değerlendirme ve
otokritik girişiminde bulunma çağı gelmiştir,
geçmektedir bile..."
Haksız mı?!..
Bilgi, kültür, mukayese yapma, analitik düşünme, anlama ve kavrama yeteneğine sahip olma gibi eğitimle doğrudan ilgili olan tüm özellikler, nedense günümüzde çok yıprandı, yozlaştı, dümūra uğradı, kayboldu...
Peki çözüm ne?
Detayı uzmanlara bırakarak akla ilk gelenleri söyleyelim:
Hayatta lazım olmayacak kuru bilgileri eğitim
müfredatından çıkarmak, okuldaki teorik bilgileri pratiğe dönüştürmek, yeteneklileri öne çıkarıp onlara yol açmak, öğretimi eğitimle bütünleştirmek, uzun değil kısa bilgi ve formüller vererek öğretilenleri görüntülerle pekiştirmek, en önemlisi işi çok sıkı tutup disiplinsizliğe, israfa, edepsizliğe, ahlaksızlığa, taşkınlığa ve şımarıklığa izin vermeyip eğitimi ciddi yapmak...
Binalarımız modern, araçlarımız mükemmel, imkanlarımız süper ama eğitim başarısı düşükse ve nitelikli öğrenci yetişmiyorsa, devlet ve millet olarak hepimizin düşünmesi, tedbir alması gerekir.
Çünkü yeni nesil istikbâlimizdir.
Konuya, yaşanmış ibretâmiz bir hadiseyi hatırlatmak isterim,
Bir dönem Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevlendirilen kadın müfettiş, bir okulu teftiş etmek üzere yola çıkar. Fakat okul yolunda arabası hararet yapar, araç çalışmaz. Oradan geçmekte olan bir çocuk araca doğru yaklaşır ve yardıma ihtiyacının olup olmadığını sorar.
Müfettiş: “Araçtan anlar mısın?” der.
Çocuk: “Babam tamircidir, ben de bazen ona yardım ederim” diyerek karşılık verir.
Çocuk, arabanın kaputunu açıp motoruna baktıktan sonra müfettişten aracın alet çantasını ister.
Motor aksamıyla birkaç dakika uğraştıktan sonra doğrulur ve müfettişe dönerek: “Arabayı çalıştır” der. Bu ana kadar olanları dehşet içerisinde izleyen müfettiş kontağı açıp marşa basar, araba çalışır.
Müfettiş teşekkür ettikten sonra çocuğa bu saatte neden okulda olmadığını sorar.
Çocuğun cevabı müfettişi bir kez daha dehşete düşürür:
“Efendim, bugün okulumuza müfettiş gelecekmiş ve öğretmenin dediğine göre ben sınıfın en tembel öğrencisi olduğum için benim evde kalmam gerekiyormuş” der ve utancından başını önüne eğer.
Nice üstün yetenek, Türkiye’nin çarpık eğitim sistemi içinde işte böyle harcanmaktadır. Ülkemizde ne yazık ki, her şeyi akademik başarıyla ölçen bir anlayış var. Varsa yoksa diploma. Onların da nasıl alındığı ortada. Oysa zeka, sadece dersi ezberlemeyle ilgili değildir; zira teorik bilgiler, meseleyi tek başına çözmeye yetmez. Bunun bir de pratiği, uygulaması, hayata yansıması, üretim becerisi var. Asıl bunu ortaya çıkarmak gerek!
Her çocuk ayrı bir dünyadır ve farklı farklı yetenekleri vardır. Her birinde hiç ummadığınız nice özellikler, beceriler, keşfedilmeyi bekleyen yetenekler gizlidir. Önemli olan, bu cevherleri keşfetmek ve bunları insanların hizmetine sunabilmektir.
Ne yazık ki biz, yıllarca uygulanan çarpık eğitim sistemi yüzünden nice yetenekleri kaybettik. Her öğrenciyi aynı kalıp içinde eğitmeye çalıştık. Uçma kabiliyeti olanı yüzmesi için zorladık, yüzme becerisi olmayanı zorla uçurmaya çalıştık. Oysa, “Hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanamaz.” Ama biz, yıllarca bu yanlışı tekrarladık durduk.
Teşhis belli, tedavi belli. Şimdi, müdahalenin kararlılıkla çabuklaştırılma zamanıdır. Aksi halde, büyük çoğunluğu vasıfsız, niteliksiz, yeteneksiz ve yetersiz bir nesil, Ülkemizin en büyük sorunu olacak!