ÜRETİCİNİN SESİNİ DUYAN VAR MI?
Fındık dalda yeşerirken, bahçede ter döken üreticinin göğsünde hep aynı umut filizlenir: "Bu yıl emeğimizin karşılığını alabilecek miyiz?" Ancak ne yazık ki Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) açıkladığı son fındık alım fiyatı, Karadeniz insanının bu umudunu bir kez daha kursağında bıraktı. Açıklanan 250 TL’lik rakam, üreticiye "Geçmiş olsun" demekten başka bir anlam taşımıyor.
Sokakta, bahçede, kahvehanede kime dokunsanız bin ah işitiyorsunuz. Yalnızca fındık üreticisi değil, bu bölgenin ekonomisini biraz olsun bilen herkes aynı şeyi söylüyor: Bu fiyat kabul edilemez!
Gübre, ilaç, budama ve işçilik maliyetlerinin fırladığı; hayat pahalılığının her geçen gün cüzdanları biraz daha yaktığı bir ortamda, 250 TL gibi bir rakamı üreticinin önüne koymak, sergilenen emeği görmezden gelmektir. Yıl boyunca binbir zahmetle fındığına gözü gibi bakan Karadeniz insanı, bugün hesabını yaparken kara kara düşünüyorsa, burada çok ciddi bir yanlış var demektir.
Peki, bunca tepkiye, yükselen feryatlara rağmen henüz geri atılmış tek bir adım var mı? Ne yazık ki yok. Masada alınan kararlar ile sahanın acı gerçekleri arasındaki bu uçurum, fındığın ve üreticinin geleceğinin pek de hayra alamet olmadığını açıkça gösteriyor. Fındık bu toprakların sadece bir tarım ürünü değil; düğünü, sünneti, borcu, çoluğunun çocuğunun geleceğidir.
Açıklanan bu fiyat politikasından bir an önce dönülmez, üreticinin feryadına kulak verilmezse; yarın bahçesine girecek insan bulmak bile imkânsız hale gelecektir. TMO’nun ve yetkililerin vakit çok geç olmadan ses verip bu mağduriyeti gidermesi, yalnız bir temenni değil, bu topraklara olan bir borçtur.