14 Ağustos 2026 Cuma
SON DAKİKA

BUGÜN ÜLKÜCÜ KİMDİR?

Yayınlanma: 14.08.2026 22:37 · Yazar: Şafak Deliçakar



Geleceğin Milliyetçiliği!

Yıllar önce bu köşede, vicdanımın ve fikri sorumluluğumun bir gereği olarak samimi bir soru sormuştum: "Ülkücü Kimdir?"

O günlerde derdimiz; tabelalara, rozetlere, sloganların gürültüsüne ve bıyık şekline sıkıştırılmaya çalışılan bir iddiayı, asıl ait olduğu yere, yani ahlak, ilim ve adalet zeminine çekmekti. Aradan geçen zaman, sosyolojik dönüşümler ve değişen dünya düzeni gösterdi ki; şekli öze tercih eden her anlayış zamanın amansız çarkları arasında erimeye mahkumdur.

Peki, bugün aynı soruyu yeniden sormanın vakti gelmedi mi?

Günümüzün dijitalleşen dünyasında, Z kuşağının akılcı sorgulamaları karşısında ve küresel rekabetin acımasız şartlarında; Bugün Ülkücü Kimdir?

Bugün Ülkücü; dünde kalıp geçmişin kavgasıyla övünen değil, bugünü anlayıp geleceği inşa etme sorumluluğunu omuzlarında hissedendir.

Bugün Ülkücü; sosyal medyanın yüzeysel algoritmalarında, 280 karaktere sığdırılan sığ polemiklerde yahut slogan klişelerinde kaybolan değil; fikri derinliği, entelektüel donanımı ve ürettiği katma değerle var olandır.

Geçmişte vatan savunması belki bir sınır boyunda, bir sokak başında reaksiyoner bir duruş gerektiriyordu. Fakat bugünün dünyasında vatanı sevmek;

Yazılım kodlamaktır,

Teknoloji üretmektir,

Laboratuvarda sabahlamaktır,

Sanatta ve bilimde Türk bayrağını uluslararası kürsülerde dalgalandırmaktır.

Yani bugünün milliyetçiliği bir "savunma refleksi" değil, bir "kurucu akıl" ve "uzmanlık" meselesidir.

Gençlerimiz haklı olarak soruyor: "Bana adaletten, liyakatten, ahlaktan bahsetmeyecekseniz; hangi büyük idealden söz ediyorsunuz?"

İşte tam da bu noktada, yıllar önce vurguladığımız ilkelerin ne kadar hayati olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Ülkücü kimliği; adaletin kılıcı, liyakatin teminatı ve ahlakın kalesi olmadığı sürece toplumsal bir umut olamaz. Kendi ikbalini milletin ve devletin menfaatlerinin önüne koymayan, haksızlık kimden gelirse gelsin karşısında duran, liyakat sahibi her bir insanımızı kucaklayabilen bir şuur, bugünün en büyük ihtiyacıdır.

Sözü uzatmaya gerek yok.

Şekilcilik konforludur; bir slogan atar, bir simge taşır ve ödevinizi yaptığınızı sanırsınız. Öz ise çilelidir; okumayı, araştırmayı, kendini geliştirmeyi ve ahlakla direnmeyi gerektirir.

Bizim yönümüz dün olduğu gibi bugün de özedir. Çünkü tarih, bağırıp çağıranları değil; sessizce ve dirayetle memleketi için çalışan, üreten, okuyan ve adaleti mülkün temeli yapan idealistleri yazacaktır.