27 Haziran 2026 Cumartesi
SON DAKİKA

ORDU’NUN SERİN SULARINDAN YEŞİL ORMANLARINA

Yayınlanma: 27.06.2026 11:10 · Yazar: Şafak Deliçakar

 

Avrupa’yı kasıp kavuran, termometreleri altüst eden o basık ve boğucu hava dalgası ne yazık ki kapımıza dayandı. Uzmanlar ekranlardan, radyolardan ardı ardına uyarılar yayınlıyor: "Aşırı sıcaklar kapıda, tedbiri elden bırakmayın!" Bu sadece bir "terleme" meselesi değil; doğanın ve insan canının doğrudan tehdit altında olduğu kritik bir dönemeç.

Nitekim bu küresel iklim krizinin yansımaları karşısında Türkiye genelinde radikal kararlar alınmaya başlandı. Pek çok ilde, orman yangınlarının önüne geçebilmek adına 15 Haziran - 15 Ekim tarihleri arasında ormanlık ve mesire alanlarına girişler tamamen yasaklandı. Ciğerlerimizin yanmaması, geleceğimizin küle dönmemesi adına bu yasaklar bir keyfiyet değil, acı bir zorunluluktur.

Peki, Karadeniz’in incisi, yeşiliyle mavisiyle büyüleyen Ordu’muzda durum ne?

Ordu Valiliği, Vali Muammer Erol’un liderliğinde erken davranarak hem ormanlarımızı hem de vatandaşlarımızı korumak adına önemli adımlar attı. Valilik koordinasyonunda toplanan komisyonlar, yeşil alanlarda denetimleri artırırken, asıl büyük mesai deniz sezonunun açılmasıyla birlikte kıyı şeritlerimizde yaşanıyor.

Biliyoruz ki Ordu, sadece uçsuz bucaksız ormanlardan ibaret değil. Kilometrelerce uzanan sahil şeridimiz, iç kısımlardaki derelerimiz, ırmaklarımız yaz aylarında serinlemek isteyen binlerce insanı ağırlıyor. Ancak bu güzellik, içinde ciddi riskler de barındırıyor. Vali Muammer Erol başkanlığında toplanan Suda Boğulma Olaylarını Önleme İl Komisyonu, emniyetten jandarmaya, büyükşehir belediyesinden sahil güvenliğe kadar tüm birimleri teyakkuza geçirmiş durumda.

Geçtiğimiz günlerde olumsuz hava şartları ve Karadeniz’in en sinsi tehlikesi olan rip (çeken) akıntısı nedeniyle il genelinde denize girmenin iki gün süreyle yasaklanması, bu kararlılığın en somut göstergesiydi. Demek ki devlet, vatandaşının burnu bile kanamasın diye anlık reflexler geliştirebiliyor.

Ancak bir gazeteci olarak, sahada gördüğümüz eksiklikleri ve halkımızın sesini Sayın Valimize ulaştırmak da bizim asli görevimizdir.

Sayın Valim, Şafak Deliçakar Olarak Çağrımdır:

"Devletin aldığı her tedbir, kolluk kuvvetlerinin her devriyesi çok kıymetli. Ancak Ordu gibi coğrafyası engebeli, her köşesinden bir dere akan, kontrolsüz sahil cepleri bulunan bir şehirde sadece 'yasaklamak' ya da 'gözetlemek' yetmeyebiliyor."

Dereler ve kontrolsüz iç sular gençlerimiz ve çocukları sahillerdeki kontrollü plajlardan ziyade, köylerdeki, ilçelerdeki ırmak ve derelerin kuytu köşelerinde serinlemeyi seçiyor. Buralardaki can kayıplarını engellemek adına muhtarlıklar üzerinden yerel uyarı ağlarının daha aktif işletilmesi gerekiyor.

Büyükşehir İtfaiyesi ve Sahil Güvenlik ekiplerinin sayıca artırılması, özellikle hafta sonları yoğunlaşan halk plajlarında cankurtaran kulelerinin ve motorlu kurtarma araçlarının her an hazır tutulması hayati önem taşıyor.

Rip akıntısının ne olduğunu bilmeyen, denizin dalgasına meydan okuyabileceğini sanan vatandaşlarımız var. Valiliğimiz öncülüğünde, özellikle yerel medya ve dijital platformlar kullanılarak "Suda Hayatta Kalma" ve "Ormanı Koruma" başlıklarında daha agresif, göze çarpan görsel kampanyalar yürütülmelidir.

Sayın Valimiz Muammer Erol ve ekibi masada kararları alıyor, sahada uyguluyor. Ancak ormana kaçak giren, yasaklı günde denize atlayan, "Bana bir şey olmaz" diyen her vatandaş, bu tedbir zincirinin en zayıf halkasıdır.

Gelin, bu yazı hem ciğerlerimiz yanmadan hem de ocaklarımıza boğulma acısı düşmeden atlatalım. Devletimizin attığı adımlara, biz de sorumluluk bilincimizle destek olalım.

Güvenli, huzurlu ve serin bir yaz mevsimi geçirmek dileğiyle...