ORTAK AKILDA BULUŞALIM!
Memleketin her bir köşesi ayrı bir cevher, ayrı bir zenginlik... Bir yanda derya deniz yeşilliğiyle Karadeniz’in can damarı, halkının helal lokması, vazgeçilmez geçim kaynağı olan fındığımız; diğer yanda yerin altında işlenmeyi, ekonomiye kazandırılmayı bekleyen madenlerimiz.
Açık konuşalım: Fındık da bizim, maden de bizim.
Mesele birini diğerine düşman etmek, fındığı madene, madeni fındığa kurban etmek değil. Mesele, her iki zenginliğimize de sahip çıkarken "doğru olanı" yapabilmekte. Yeter ki niyetimiz bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olsun. Yeter ki doğru adımları, doğru yöntemlerle atalım.
Avrupa’da Robotlar Çalışıyor, Bizde Neden Olmasın?
Bugün Türkiye’de maden arama ve madencilik sektörü, maalesef henüz Avrupa standartlarının çok gerisinde. "Maden çıkarıyoruz" diyerek dağları, ormanları talan etmek madencilik değildir. Gelişmiş dünyaya, Avrupa’ya bir bakın:
Madenlerde artık insan gücünün yerini yüzde 80 oranında robotik teknolojiler almış durumda.
Maden arama ve çıkarma teknikleri, doğaya ve çevreye sıfır zarar verecek şekilde, milimetrik mühendislik hesaplarıyla yapılıyor.
Öyle kafanıza göre, çevreye zarar verecek şekilde kazma vurma şansınız dahi yok! Elinizdeki teknoloji ve doğaya saygınız yoksa, o kazmayı size vurdurmazlar.
Bizim de hedefimiz bu yüksek standartları yakalamak olmak zorunda. Teknolojiyi ve bilimi arkamıza alarak, doğayı incitmeden o madeni oradan çıkarmayı öğrenmeliyiz.
Dünya Lideri Olduğumuz Fındığı Yok Sayamazsınız!
Diğer taraftan, Karadeniz insanının alın terini, fındığı asla ve asla yok sayamazsınız. Fındık bu toprakların sadece bir tarım ürünü değil; kültürüdür, geçmişidir, geleceğidir. Dünyada lideri olduğumuz, küresel piyasayı belirlediğimiz bir ürünü göz göre göre feda etmek, bu halkın geçim kaynağına göz yummak akıl kârı değildir. Maden arayacağız diye fındık bahçelerini, Karadeniz’in o eşsiz doğasını gözden çıkaramayız.
Asıl başarı; fındığın yeşiline de, madenin cevherine de aynı hassasiyetle sahip çıkabilmektir.
Beyler, Bırakın Naneyi Limonu!
Şimdi soruyorum size: Ne zamana kadar birbirimizi suçlayarak, birbirimize çelme takarak vakit kaybedeceğiz?
Bırakın artık o eski usul siyaseti, naneyi, limonu... "O haklı, bu haksız" kavgalarını bir kenara bırakın da, bu memleket için doğru olanı nasıl yaparız, hep birlikte nasıl kazanırız ona bakın beyler!
İhtiyacımız olan tek şey: Ortak Akıl.
Siyasiler, çevreciler, madenciler, üreticiler ve bilim insanları aynı masa etrafında toplanmalıdır. Mücadelemizi; fındığımızı koruyarak, madenimizi ise en modern, en çevreci, Avrupa standartlarındaki teknolojilerle yerin altından çıkarıp ekonomiye kazandıracak ortak bir strateji üzerine kurmalıyız.
Gelin, bağcıyı dövmeyi bırakalım; hem fındığımızı dünya markası yapalım hem de madenimizi doğaya zarar vermeden çıkarıp bu milletin refahı için harcayalım. Doğru olan budur, kazanmanın yolu da buradan geçer.