YARABBİ ÇOK ŞÜKÜR!!!
Ordu’da toplu taşıma araçlarındaki keşmekeşlik artık diz boyunu da aştı, çile boyutuna ulaştı. Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı’nı, yetkilileri uyaracağız diye ağzımızda tüy bitti, dilimizde fer kalmadı. Ama ne duyan var ne de konuya el atan!
Buradan yetkililere bir kez daha sesleniyorum: Ya şu hatlardaki araç sayılarını artırın ya da bu araçları yasal yolcu kapasitesinin üzerinde doldurulmasına göz yumarak insanları istiflemekten vazgeçin.
Bugün zorunlu bir işim için hastaneye gitmek üzere minibüse bindim. Binmez olsaydım... Araç kelimenin tam anlamıyla tıklım tıklım dolu. Hani o meşhur deyimimiz vardır ya; iğne atsan yere düşmez, o derece yani! İnsanlar nefes alacak alan bulamıyor, balık istifi yolculuk ediyor.
Tam bu kargaşanın, bu sıkışıklığın ortasındayken olanlar oldu. Yanımda duran bir hanımefendi, tamamen istem dışı ve kalabalıktan kaçacak yer bulamadığı için, doğrudan yüzüme doğru hapşırıverdi. O an gayriihtiyari içimden "Yarabbim çok şükür!" demekten kendimi alamadım. Kadıncağız yaptığına yapacağına pişman, yüzü kıpkırmızı, son derece mahcup oldu ama sonuç nafile... Olan bir kere olmuştu.
Şimdi soruyorum size: Pandemiler atlattık, salgın hastalıklar kol geziyor, hijyen diyoruz, insan hakları diyoruz... Ordu gibi bir büyükşehirde vatandaşa reva görülen ulaşım standardı bu mu olmalı? Biz her minibüse binişimizde birinin hapşırığıyla, öksürüğüyle yüz yüze gelmek, sağlımızı tehlikeye atmak zorunda mıyız?
Artık vatandaşın sesine kulak tıkamayı bırakın. Bu keşmekeşliğe, bu denetimsizliğe derhal bir son verin…