22 Haziran 2026 Pazartesi
SON DAKİKA

SESSİZLİK SARMALINDA AYAKLAR ALTINA ALINAN BİR MESLEK: GAZETECİLİK

Yayınlanma: 22.06.2026 09:51 · Yazar: Şafak Deliçakar

Biliyorum, çoğumuz farkındayız ama yüksek sesle söylemeye korkuyoruz. Ancak susmak, suça ortak olmaktır. Gözümüzün önünde koskoca bir meslek, onuruyla, geçmişiyle ve bu şehre kattığı değerlerle birlikte yok ediliyor. Açık ve net söylüyorum: Orduda gazetecilik ayaklar altına düştü!

Artık ne bir denetim var, ne bir uygulama, ne de caydırıcı bir cezai müeyyide... Klavye başına geçen, eline her klavye alan istediği gibi sallıyor. Resmi olmayan, hiçbir yasal tabanı bulunmayan korsan sitelerde bile en ufak bir yaptırımla karşılaşmıyorlar. Sistemin bu denli boşlanmış olması, önüne gelenin bu meydanda at koşturmasına zemin hazırlıyor.

Formül o kadar basit ve ucuz hale geldi ki: Ver üç kuruş, aç merdiven altı bir internet sitesi, sonra da hemen "gazeteci" kimliğine bürün! Sonrası malum... Ne etik kalıyor, ne ahlak, ne de toplumsal sorumluluk.

Hokkabazlar Meydanı Boş Buldu
İşin en acı tarafı da ne biliyim misiniz? Kendini "gazeteci" olarak pazarlayan, aslında sadece birilerinin yandaşı, yalakası olmaktan öteye gidemeyenler... Bu kutsal mesleği tamamen maddiyata ve kişisel menfaatlere, maneviyata döken hokkabazlar, ne yazık ki mesleğimizi ayaklar altına almaya devam ediyorlar. Ve en acısı, tüm bu tiyatroya dur diyen tek bir yetkili, tek bir merci yok!

Gazetecilik mesleği gittikçe karanlık, bambaşka bir mecraya doğru hızla çekiliyor. Bugün Ordu'da "gazeteciyim" diye kasım kasım kasılan, köşe başlarını tutan, insanlara çamur atan bu yazan çizenlerin geçmişine şöyle bir dönüp baktığımızda, nasıl bir çamur deryasından geldiklerine hep birlikte şahit oluyoruz. Dünün kimliksizleri, bugünün sözde kalemşörleri olmuş.

Bu Şehir Bu Kadar Göz Yummamalıydı
Yazık, gerçekten çok yazık... Gazetecilik bu şehirde bu kadar kolay ayaklar altına alınmamalıydı. Kamunun haber alma özgürlüğünü savunan, şehrin hafızası olan bir meslek, üç beş niteliksizin şahsi ikbal kapısı haline getirilmemeliydi. Bütün bu kuralsızlığa, bu çürümeye, bu kurumsallaşmış ciddiyetsizliğe bu kadar göz yumulmamalıydı.

Bizler kalemimizin onurunu korumak adına her bedeli ödemeye hazırken, meydanın bu hokkabazlara bırakılmasını ne vicdanımız kabul ediyor ne de meslek ahlakımız. Tehlike büyük, çürüme derin. Eğer bugün ses çıkarmazsak, yarın utanacağımız bir meslek bile kalmayacak.