29 Haziran 2026 Pazartesi
SON DAKİKA

TEŞKİLATIN ÜSTÜNDE KİMSE YOKTUR!

Yayınlanma: 29.06.2026 12:01 · Yazar: Şafak Deliçakar

 

Milliyetçi-Ülkücü Harekât’ın elli yılı aşkın şerefli mazisinde değişmeyen tek bir hakikat vardır: Lider, Teşkilat, Doktrin. Bu kutsal sacayağı, şahsi hırsların, küçük hesapların ve siyasi ikbal arayışlarının çok ötesinde, adanmış bir davanın omurgasını oluşturur. Ancak ne yazık ki, zaman zaman bu kutlu çatının altında büyüyüp, sonra kendisini o çatının asıl sahibinden daha büyük görenlerin hüsranla biten ibretlik hikayelerine şahit oluyoruz.

Son dönemde yaşanan istifalar, ihraçlar ve yönetim zaafiyeti gösterenlerin tasfiyesi, aslında bir zafiyet değil; aksine Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) kendi içindeki urlaşmış yapılardan arınma ve öze dönüş hamlesidir.

Açık ve net ifade etmek gerekir: MHP’de hiç kimse kendisini MHP’nin ve davanın üstünde göremez.

Kendini dev aynasında görüp teşkilat disiplinini hiçe sayanlar, emanet edilen makamları şahsi nüfuz alanı olarak kullanmaya kalkanlar, en nihayetinde bu kutlu hareketin çelikten iradesine çarpmaya mahkumdur. Görevini layıkıyla yerine getiremeyen, yönetim zaafiyetiyle teşkilatın ağırlığını taşıyamayan ve bu sebeple ihraç edilen ya da istifa etmek "zorunda" kalanların faturayı başkalarına kesmeye hakkı yoktur.

Dışarıda "sahte ülkücülük" maskesi takarak partiye ve lidere sadakatini kaybetmiş, şahsiyet çizgisini yitirmiş odakların arkasına saklananlar bilmelidir ki; Ülkücülük bir kartvizit veya geçmişte kalmış bir unvan değil, bir yaşam ve ahlak felsefesidir. Partisinden koptuğu an siyasi cürmü sıfırlananların, bugün dışarıdan ahkam kesmesi sadece kendi zavallılıklarını tescillemektedir.

MHP, kökleri derinde olan büyük bir çınardır. Bu çınardan düşen kuru yaprakların nereye savrulduğunu tarih her zaman kaydetmiştir. Teşkilat hiyerarşisine uymayan, davayı basamak olarak gören ve şahsiyet zaafiyeti sergileyenlerin bu bünyede barınması zaten eşyanın tabiatına aykırıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi lideriyle, teşkilatıyla ve davasına sadık saf temiz neferleriyle dimdik ayaktadır. Kendini vazgeçilmez sanan sahtecilere ve hırsının kurbanı olan şahsiyetsizlere bu hareketin vereceği tek cevap, asil bir tasfiyeden ibarettir. Çünkü bu kutlu çatıda şahıslar geçici, mukaddes dava ise ebedidir…