UFUK ÖTESİ BİR TEFEKKÜR YOLCULUĞU
Ne Bekledik Ne Bulduk?
Zaman, en acımasız adalet terazisidir. Bazı mısralar vardır ki yazıldığı dönemin sınırlarını aşar, yıllar sonra bir sabah uyandığımızda bugünün manşeti haline gelir. Büyük usta Abdurrahim Karakoç’un kaleme aldığı "Ne Bekledik Ne Bulduk" şiiri, tam da böyle bir ufuk ötesi tefekkürün, bugünün Türkiye’sine tutulmuş en net aynasıdır.
Şairin "Bilmemişiz vah bize" feryadı, bugün meydanlarda, pazar tezgahlarında ve adliye koridorlarında yankılanan toplumsal sessizliğin en gür sesidir.
NE BEKLEDİK NE BULDUK?
Ülkümüzü Firavunizm çarkında
Öğütmüşler bilmemişiz vah bize.
Olmamışız, olamadık farkında
Tağut’muşlar bilmemişiz vah bize.
Bizi kullananı “bizim” sanmışız
Atılan düğümü “çözüm” sanmışız
Bakıp “Elma, Kiraz, Üzüm” sanmışız
Söğütmüşler bilmemişiz vah bize.
Kirli kirli işler dönmüş arada
Kaybetmişler her çekilen kurada
“Topluyoruz” dedikleri sırada
Dağıtmışlar bilmemişiz vah bize.
Kavgaya sürmüşler ölsünler diye
Küfrümüze kılıf bulsunlar diye
Yıllarca kulumuz olsunlar diye
Eğitmişler bilmemişiz vah bize.
Haramiymiş hakan saydıklarımız
Batıl çıktı Hâk’tan saydıklarımız
Ok işlemez kalkan saydıklarımız
Kâğıtmışlar bilmemişiz vah bize.
Sırtlanlar kürk giymiş kuzu postundan
Haç döküldü çok hacının üstünden
Gardaşı gardaştan, dostu dostundan
Soğutmuşlar bilmemişiz vah bize.
NE BEKLEDİK NE BULDUK?
Siyaset panayırında maskelerin havada uçuştuğu, dün "asla yan yana gelmez" denilen aktörlerin bugün aynı masada kader birliği yaptığı garip bir dönemden geçiyoruz.
Manzaraya dışarıdan bakan samimi kitleler ise derin bir kafa karışıklığı ve aldatılmışlık hissiyle baş başa.
Tam da bu iklimde, Şair Abdurrahim Karakoç’un yıllar önce kaleme aldığı o ölümsüz dizeler, adeta bugünkü siyaset kulislerinin ve toplumsal buhranın röntgenini çekiyor: “Bizi kullananı bizim sanmışız / Atılan düğümü çözüm sanmışız...”
Kuzu Postundaki Sırtlanlar
Dini değerleri, vatan sevgisini ve milli duyguları birer zırh gibi kuşanıp kitleleri peşinden sürükleyenlerin, iş kendi çıkarlarına geldiğinde nasıl kolayca saf değiştirebildiğine şahit oluyoruz.
Üstat Karakoç’un “Sırtlanlar kürk giymiş kuzu postundan / Haç döküldü çok hacının postundan” tespiti, tam olarak günümüzün bu riyakarlık tablosuna hitap ediyor. Maskeler düştükçe, dindarlık kılıfı altında ihale kovalayanların, vatanseverlik maskesi arkasında milleti kutuplaştırıp düşmanlaştıranların gerçek yüzü ortaya çıkıyor.
Biz bu düzenden adalet bekledik, liyakat bekledik, temiz bir gelecek bekledik. Bulduğumuz ise ne yazık ki Firavunizm çarklarında öğütülen mukaddes değerlerimiz oldu. Karakoç'un bu feryadı, sadece geçmişe yakılan bir ağıt değil; gözümüzün içine sokulan güncel gerçeklere karşı bir basiret çağrısıdır. Bir kez daha "bilmemişiz" dememek için, kuzu postu giymiş sırtlanları çok geç olmadan tanımak zorundayız.
Kirli kirli işler dönmüş arada / Kaybetmişler
her çekilen kurada / 'Topluyoruz' dedikleri sırada / Dağıtmışler bilmemişiz vah bize."
Bugün televizyon ekranlarından, sosyal medya ağlarından her gün yeni bir şaibeli ilişki ağı, bir yolsuzluk iddiası veya kurumsal çürüme haberi dökülüyor. Toplumu bir arada tutan ahlaki normlar, ve adalet duygusu "toplanıp düzeltileceği" yerde, her geçen gün daha da darmadağın ediliyor.
Karakoç’un bu şiiri, sadece geçmişe yakılmış bir ağıt değil; bugünün insanına, hepimize verilmiş ufuk ötesi bir uyarı fişeğidir. Görmek, duymak ve nihayetinde uyanmak ümidiyle...