20 Ocak 2026 Salı

ENFLASYON RAKAMLARI VE GÖRMEDİĞİMİZ GERÇEK!

Yayınlanma: 04.12.2025 09:26 · Yazar: Şafak Deliçakar

 

Ekonomide bazen gerçek, açıklanan rakamlardan değil; pazardaki domatesin fiyatından, markette et reyonu önünde duran vatandaşın yüzündeki ifadeden, kira gününü bekleyen ev sahibinin cümlelerinden okunur. Bugün Türkiye’nin yaşadığı tam olarak budur: Hayat pahalılığı tavan yapmışken, açıklanan enflasyon rakamları bu gerçeğin gölgesinde bile kalmıyor.

Ekonominin kalbinde artık herkesin paylaştığı ortak bir cümle var:

“Açıklanan enflasyon rakamları gerçeği yansıtmıyor.”

Ve bu sadece bir sitem değil; toplumun her kesimine yansıyan derin bir ekonomik güvensizliğin sesi. Semt Pazarının Enflasyonu Başka, Tabeladaki Başka

TÜİK’in açıkladığı yıllık enflasyon oranı ile vatandaşın yaşadığı enflasyon arasında giderek açılan bir uçurum var. Kâğıt üzerinde “kontrol altına alınmış” gibi görünen fiyat artışları, vatandaşın cebinde bambaşka bir şeye dönüşüyor.

Geçen yıl 180 liraya alınan peynirin bugün 400 liraya çıkması, Asgari ücretin zam almadan erimesi, Kiraların bir yılda ikiye katlanması, Enerji faturalarının maaşın ritmini bozması…

Bunlar istatistiklerle değil, hayatın kendisiyle ölçülen gerçekler.

Evet, resmi rakamlar bir şey söylüyor; fakat insanların yaşadığı ekonomi tamamen başka bir şey anlatıyor.

Sepet Aynı, Hayat Değişti: Enflasyon hesabının temelinde yer alan tüketim sepeti yıllardır tartışma konusu. Vatandaşın harcama kalıpları değişmişken, ekonomik krizin ortasında: Gıdanın payı artmış, Konut maliyetleri uçmuş, Ulaşım artık gelirlerin ciddi bir kısmını götürür hale gelmiş, ama hesaplama yönteminin hâlâ eski düzeni takip etmesi, enflasyonun gerçeği yansıtmasını imkânsız kılıyor.

Bir ülkenin ekonomisi, sokaktaki vatandaşın nefes alışından ölçülür; Excel tablosundan değil.

Enflasyonun Gerçek Bedeli: Güven Erozyonu

Sorunun özü sadece “rakamların düşük gösterilmesi” değil; sorun, toplumun ekonomik verilere olan güveninin kırılması.

Ekonomik güven bir ülkede bozulduğunda: Üretici fiyat belirleyemez, Tüketici harcama yapmaktan çekinir, İşletmeler yatırım planlarını erteler, Tasarruf sahipleri risk algısını artırır, Memur ve emekliler maaş zamlarını “gerçeğin çok altında” bulur. Bu, rakamların değil, hayatın yarattığı bir sonuçtur.

Gerçekler Gizlenince Bedel Katlanır. Ekonominin en temel ilkelerinden biri şudur: Gerçekle inatlaşılmaz. Enflasyon olduğundan düşük gösterildiğinde kimse kazanmaz: Vatandaş yoksullaşır, Devlet güven kaybeder, Ekonomi şeffaflığını yitirir, Çözüm üretmesi gerekenler sorunu göremez hale gelir. Ekonomik sorunlar gizlenerek değil; gerçek kabul edilip çözüm üretilerek aşılır.

Son Söz: Rakamlara Bakmayın, Hayata Bakın

Dün açıklanan enflasyon, halkın yaşadığı enflasyon değil. Çünkü enflasyon bir yüzdelik değil; bir hayat standardıdır. Bir aile akşam yemeğini artık daha küçük tabaklarla hazırlıyorsa, gençler hayallerini maaş bordrosuna göre küçültüyorsa, çocuklar sebzeyi lüks görmeye başlamışsa, o ülkede enflasyon çoktan açıklananın ötesine geçmiştir.

Gerçekler rakamlara sığmıyorsa, sorun rakamlarda değil; onları yazan kalemde ve o kalemin bağlı olduğu anlayıştadır. Ve biz, bu toplumun bir ferdi olarak, artık “gerçek enflasyonun” açıklanmasını değil; yaşanabilir bir hayatın geri gelmesini istiyoruz.