BU YÜKÜ DAHA NE KADAR TAŞIYACAĞIZ?
Açıklanan son enflasyon rakamlarının ardından, milyonlarca emeklinin gözü kulağı maaş tablolarına çevrilmişti. Sonuç mu? En düşük emekli maaşı 23.552 lira olarak belirlendi. Kağıt üzerinde bakıldığında bir artış var gibi görünse de, sokağın, çarşının ve pazarın gerçek enflasyonu karşısında bu rakamın emeklinin derdine derman olmaktan çok uzak olduğu gün gibi ortada.
Nitekim, beklenen oldu ve en düşük emekli maaşı ile geçinmeye çalışan SSK emeklileri adeta isyan bayrağını açtı, kazan kaldırdı!
Yıllarca bu ülkenin kalkınması için alın teri dökmüş, primini ödemiş ve emeklilik hakkını kazanmış milyonlarca vatandaşımız, bugün açlık sınırının gölgesinde bir yaşama mahkum edilmek isteniyor. En düşük emekli maaşını alan vatandaşlarımızın feryadı son derece net: "Biz sadaka değil, insanca yaşayacak bir ücret istiyoruz!"
Emeklilerin talepleri lüks bir yaşam arzusu değil, tamamen hayatta kalma mücadelesinin bir yansımasıdır:
Seyyanen Zam Şart: Memura geçmişte yapılan seyyanen artışların emekliden esirgenmesi, toplumsal adalet duygusunu zedelemiştir. Bugün en düşük emekli maaşının tabanına acilen seyyanen bir dokunuş yapılması gerekiyor.
Refah Payı Eklenmeli: Resmi enflasyon rakamları ile mutfaktaki yangın arasındaki makas her geçen gün açılırken, emekliye sadece kağıt üstündeki enflasyon oranını reva görmek, onları enflasyona ezdirmektir. Refah payı bir lütuf değil, bu yangını söndürecek bir can simididir.
Sokağın Sesi: "Ev kiralarının, faturaların ve temel gıda maddelerinin fiyatlarının uçtuğu bir ekonomide, 23.552 lira ile bir ay boyunca nasıl geçinilir? Yetkililer gelsin, bu parayla bir ay ev geçindirsin, biz de görelim!" diyen emeklinin sesine kulak tıkamak, ülkenin en büyük sosyal kesimini görmezden gelmektir.
Emekliler artık sabır taşının çatladığı noktada. SSK emeklilerinin başlattığı bu hak arama mücadelesi ve yükselen itiraz sesleri, ekonomi yönetiminin önüne acil bir ödev olarak konulmuştur.
Günü kurtaran formüllerle, "enflasyona ezdirmedik" retorikleriyle bu kışı atlatmak mümkün değil. Eğer toplumsal huzuru ve adaleti korumak istiyorsak; emeklinin haklı talebi olan seyyanen zam ve refah payı düzenlemesi derhal masaya yatırılmalıdır. Aksi takdirde, meydanlardan yükselen bu ses, sandıkta da sokakta da daha gür çıkmaya devam edecektir.
Unutulmamalıdır ki; emeklisine sahip çıkmayan bir toplum, geleceğine de sahip çıkamaz.